10 Mart 2026 Salı

Okuyucuya Saygı

 


Her gün yazıyorum. Kendim için yazsam bile değil mi ki bunu yayınlıyorum o halde dikkatle ve özenle yazmam gerekli. Okuyucuya saygının gereğidir bu. Okuyucunun zamanını almaya hakkımız olmadığı gibi okuyucunun kafasını şişirmeye de hakkımız yok. Okuyucuyu yönlendirmeye de…

Dikkatli yazmaya özen gösteririm. Ama günce başka, deneme başka, sohbet veya makale başkadır. Üslup da farklı olur. Bazı okuyucular günce yazmama rağmen makale titizliği ister, örneğin ispatlama gibi. Bazıları sohbet tadında olsun diye düşünebilir. İşte burada zorluk çekiyoruz.

Ben öğretmenim 6.sınıfta başka 7. Sınıfta başka 8. Sınıfta başka, merasim alanında başka çeşit konuşabiliriz. Hatta aynı sınıfın öğrencilerine göre de hitabımız farklı olabilir. Çünkü hepsini tanıyoruz ama sosyal medyada, bloglarda vb. böyle olmuyor. Bazılarının basit bulduğunu bazıları ağır bulabilir. Bazılarının beğendiğini diğer bazıları yerebilir… Olur böyle şeyler.

Bugün bir yazı yazdım. Yorgunluğumdan mı bilemiyorum yazının ortalarında rota değiştirdim. Yeni rotada bocaladım. Bu arada yazarlar aklıma geldi. Bazı yazarların sekreteri olduğunu belirttim. Derken ben de yapay zekâyı asistan alacağım, dedim. O anda rahatlayarak coştum. Nasılsa yapay zekâ düzenleyecek dedim. Sonra gereğini yapması ricasıyla yazıyı asistana gönderdim. Benim için acayip bir deneme oldu.

Yazımı düzeltti. En sonun da gazete köşe yazısı gibi yazmamı ister misiniz, diye sordu. İsterim, dedim. Köşe yazısı bitti. Senin tarzın denemeye yatkın, deneme yazmamı ister misin diye sordu. İsterim dedim. Sonra sen derinlikli ve önemli konulara giriyorsun böylesini ister misin mealinde bir şey sordu. İsterim dedim. Dakikasında bir yazı daha.

İster misin, isterim deyişleri Karadeniz deyişleri gibi “dedi bağa, dedim oğa, dedi bağa dedim oğa…” devam etti. Üçüncü konu eklendi. Bu güzel bir kitap olabilir dedi. İsterim, isterim… Sıra kitabın kapağına geldi…

Ben onun sabrını ölçeyim dedim, her halde o da benim… Derken ben pes ettim. “Çok teşekkür ederim. Şimdilik bu kadar, dedim. O “Ne demek asıl ben teşekkür ederim. İstersen şunu da yapabilirim deyince tekrar maça başladım. Dedim oğa dedi bağa. Öyle ki kitap kapağı da tasarlandı. Basıldı. Raflarda yerini aldı. Rafta görünüşünü ister misin? ister misin… İkili görünümünü… İkili bitince üçlü dörtlü başlayacak diyerek pes ettim.

Ben kendimi çok sabırlı bilirdim. Yanılmışım. Yapay zekâ benden sabırlı çıktı.

Yazdığım yazıyı ve düzeltilmişini başka bir sayfaya yazacaktım isteyenler görsün diye ama bilgisayarda bulamıyorum. Bu demek oluyor ki sabır yarışına girince pusulamızı da şaşırdık.

Bugün de böyle oldu.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 10. 03. 2026

Not. Yazıyı bulursam ekleyeceğim inşallah.

 Buldum! Buldum! Sabırlı ve meraklı olanlar tıklayabilir.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNΠ                              EK (Meraklı ve sabırlılar için)