“Yazmak var yazmak var.”1 deyişiyle
başladım yazıya. Önce bu deyişi açıklayayım dedim kendi kendime. O kadar kolay
mı? Açıkla açıklayabilirsen. Dilimin ucuna geliyor ama bir türlü toparlayamıyorum.
İyi ki yapay zekâ var da zevahiri kurtarıyoruz.2
İşin içine yapay zekâ girince konu
dallanıp budaklanıyor. Oysa ben basit olarak şunu açıklamak için “yazmak var
yazmak var” diye başlamıştım:
Kitaplardan
bölümüne eski yazılarımdan birkaç paragraf aldım. Bir yazar Sabahattin Ali ile
ilgili görüşlerini anlatırken “Kafa güreşine tutuşmak”3 mecazını
kullanmış. O zaman üzerinde hiç durmadan bunu yazıverdim. Ama şimdi okuyunca?
Kendi kendime, demek ki bazen kelimeleri tüm anlamlarını bilmeden
kullanıyoruz. Tabii yanlış yapıyoruz. Bu anda aklıma geleni yazıyorum: Bazı
kelimeler mayın olabilir. Okuyucunun kafası o kelimeye takılırsa neler
olmaz ki? Okuyucunun sadece kafası karışmaz;
patlamayla birlikte okuyucu metin dışında bulur kendini.
Öğretmenlikte de bu tür vakalar oluyor. Öğretmen bir kelime
söyler örneğin “Boğaziçi” Artık yoklamayı sınıfta değil Boğaziçi’nde almak
gerekir.
“Kafa güreşine tutuşmak” ifadesi yağlı güreşlerin yapıldığı
meydanlara götürür mü insanları?
Peki,
böyle mi olmalıydı? Eskiden, eskiden dediğime bakmayın 26 sene öncesinde parti
liderleri veya temsilcileri televizyonlarda açık açık tartışmıyorlar mıydı?
Şimdilerde televizyonların çoğu kafa güreşlerine kapalı. Açık
olsa da işe yaramazdı ki çünkü birçoklarının tartışma kültürü yok.
Birçoklarının da yüzü…
Güreş Federasyonumuzda “Kafa Güreşleri” antrenörleri bulunur mu
acaba? İste burada da kızdım kendi kendime. Yok olduğunu biliyorsun da niye
soruyorsun? Niye yazıyı uzatıyorsun… Demek ki daha 40 fırın ekmek yememiz
gerekir.
Yazmak var yazmak var.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 22. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
_____________________________
1. “Yazmak
var yazmak var” Türkçede bir deyimsel ifadedir ve şu anlama gelir: Aynı işi
(burada “yazmak”) herkes yapabilir ama kalitesi, etkisi ve değeri kişiden
kişiye çok değişir. Yani:
Her
yazı yazıdır ama bazı yazılar çok etkileyici, derin ve ustacadır.
Bazıları
ise sıradan, yüzeysel veya zayıf olabilir.
(Burada
iyi yazarla sıradan yazar arasındaki fark anlatılıyor.)
2. Zevahiri kurtarmak", bir işin özünü
düzeltmekten ziyade, sadece dışarıdan göründüğü şekliyle (görüntüyü) kurtarmak,
durumu idare etmek veya hatayı örtbas ederek karizmayı korumak anlamında
kullanılan bir deyimdir. "Zâhir" (görünen) kelimesinin çoğulu olan
zevahir, olayların dış yüzünü temsil eder.
3. “Kafa güreşine tutuşmak”
Türkçede mecazlı bir ifadedir ve şu anlamlara gelir: Zihinsel olarak mücadele etmek,
tartışmaya girmek, fikir yarıştırmak. Yani bu deyim:
·
İki
kişinin akıl, mantık veya bilgi üzerinden rekabet etmesini
·
Sözlü tartışma veya polemik içinde olmasını
·
Kimi
zaman da inatlaşarak fikir çatışmasına girmesini