İmam-ı Rabbânî Ahmed el-Fârûkî es-Sihrindî hazretleri tarafından Şeyh Kebir’e hitaben yazılmış olan 91. Mektup, İslam tasavvufunun temellerini, seyrüsülukun (manevi yolculuğun) gaye ve şartlarını sistematik bir biçimde ele almaktadır.
İlgili metnin sistematik özeti konu başlıklarına göre aşağıda maddeler
halinde çıkarılmıştır:
1. Mektubun Amacı ve Giriş (Dua ve
İstikamet)
·
Sünnet-i
Seniyyeye Bağlılık: Mektup, Yüce Allah’ın hem yazana hem de muhataba Hz. Muhammed'in (s.a.v.)
yolunda (Sünnet-i Seniyye) sarsılmaz bir istikamet nasip etmesi duasıyla
başlar.
2. Manevi Yükselişin İki Temel
Kanadı (İtikad ve Amel)
Müslümanların kutsal/mukaddes aleme (âlem-i kuds) uçabilmesi ve manevi
mertebeleri kat edebilmesi için ayrılmaz iki esasa (iki kanada) sahip olması
şart koşulmuştur:
·
Birinci
Kanat (İtikadın Tashihi): İnancın, kurtuluşa eren fırka (fırka-i naciye) olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat âlimlerinin bildirdiği
esaslara uygun olarak düzeltilmesi ilk ve en zorunlu adımdır.
·
İkinci
Kanat (Amel ve Fıkıh): İtikadı düzelttikten sonra, hayatı fıkhi/şer’i hükümler doğrultusunda
tanzim etmek ve salih ameller işlemek gerekir.
·
Sentez: Bu iki kanat elde edilmedikçe
manevi yakınlık yoluna girilemez. Asıl mesele budur, bunun dışındakiler
bütünüyle esastır veya boş gayretlerdir.
3. Şeriat ve Hakikatin Nihai Gayesi
İslamiyet’in emirlerini yerine getirmenin, tarikat ve hakikat hallerinde
derinleşmenin yegane amacı şu iki unsuru gerçekleştirmektir:
·
Nefsin
Tezkiyesi: Nefsin
kötülüklerden, bencillikten ve küfür kirlerinden temizlenmesi.
·
Kalbin
Tasfiyesi: Kalbin
masivadan (Allah dışındaki her şeyden) ve günahlardan arındırılıp
saflaştırılması.
·
Hakiki
İman Şartı: Nefis tezkiye edilip arınmadıkça kalbin selamete (kurtuluşa) ermesi mümkün
değildir. Kalp selamete ermedikçe de ahiret kurtuluşunun bağlı olduğu hakiki iman elde edilemez.
4. Kalbin Selameti ve
"Fenâ" Makamı
Kalbin tam anlamıyla selamete kavuşmasının ölçüsü ve tasavvufun ilk
basamağı açıklanmıştır:
·
Masivayı
Unutmak: Kalbin
selameti, Allah’tan başka hiçbir şeyin hatırasının kalbe gelmemesi ile
mümkündür. Öyle ki, kişi bin sene yaşasa dahi kalbine Yüce Hakk'ın zatından
gayrı yabancı bir düşünce uğramamalıdır.
·
Fenâ
(Fenâfillah) Hali: Kulda, Allah’tan gayrı her şeyi bütünüyle unutma hali o dereceye
ulaşmalıdır ki, zorlasa bile o yabancı şeyleri hatırlayamayacak duruma
gelmelidir. Tasavvufta bu makama "Fenâ" adı
verilir.
·
Maneviyatın
Kilidi: Fenâ makamına
ulaşılmadıkça manevi yolda gerçek anlamda hiçbir kazanç elde edilmiş sayılmaz.
5. Sonuç
Mektup, muhatabın ve tüm inananların manevi selametinin devamı yönündeki
iyi dilek ve selamlar ile (Evveliniz ve sonunuz selamet olsun!) son
bulmaktadır.