29 Ocak 2026 Perşembe

Başlamak Çok Önemli

 


Goethe’nin “Bir işi zamanında yapmazsan eğer/ Azalır taşımış olduğu değer.” (Böyleleştiren: Basri Gocul) vecizesini yıllardır yazıp durdum ama yazmakla kaldım. İkide bir de neyse deyip devam ettim. Oysa ben TODAİE’de “Zamanlama” dersleri gördüm. (Neyse yine kınamayayım, paylamayayım kendimi.)

Böyle bir girişi niçin mi yapıyorum?

Akşam, oğlum Ahmet adlarımızın geçtiği bir yüksek lisans tezi gösterdi bana1.

Şöyle bir bakınca gördüm ki kitapları türlerine göre inceliyorlar. Tabii normali bu. Yayıncılar da hep soruyorlardı bana. Bunun türü nedir? Hitap ettiği kitle? (Hedef kitle?) Tabii haklılar. Başka türlü nasıl kazanacaklar? Yine önemsemedim. “Hedef kitlem ilgi duyan bütün okuyuculardır.” diyerek kendimi kandırmaya devam ettim. Oysa ta 17 yaşımdayken rahmetli Çetin Altan’ın bir yazısında okudum. “Bütün topluma ancak ilâhi kitaplar hitap eder. Onun dışında herkese hitap ediyorum diyen hiç kimseye hitap edemez.” Yine aldırış etmedim. Bir grup seçmedim. Bu inadım mı diyeyim, bu yanlışım mı diyeyim yoksa prensibim mi bilemiyorum ne diyeyim. Kısaca topluma intibak edemedim gitti.

Bu konuda da yine tekrarladığım bir hadis aklıma geldi. Daha doğrusu hadis olup olmadığını hâlâ öğrenemediğim bir söz.

1979’da Ankara’dayım. Arkadaşlarım toplu olarak yemeğe gittiler. Ben katılmadım. Yazmam doğru mu bilemiyorum “felekten bir gün çalmak” için düzenlenmiş bir yemek olacağı belliydi.

Yalnız kaldığım o gün yattığımız odada masanın üzerinde bir Amerikan dergisi gördüm ve okumaya başladım. Arka sayfasında: “Toplum sana uymazsa sen topluma uy.” Hz. Muhammed (sav) yazıyordu. Ne tesadüf, sanki bana arkadaşlarına uymalıydın mesajı verilmiş gibiydi.

O zamandan bugüne çoklarına böyle bir hadis olup olmadığını sordum. Net bir cevap alamadım. Aynen yok ama bazı şartlarda topluma uyulabileceği gibi yuvarlak sözler söyledilerse de demek ki ikna olamadım ki hâlâ topluma uyamıyorum. Tabii öz eleştiri de yapmam gerek:

Konuya yazdığım kitaplardan girdik. Bu konuda hata yaptık. Nabza göre şerbet vermem, dedim, kapitalistlerin koyduğu kurallar beni bağlamaz, dedim. Dedim dedim de yazdığım bunca kitabın raflarda tozlanmasını engelleyemedim.

Ahmet, yukarıda sözünü ettiğimiz yüksek lisans tezinden söz edince:

“İyilik yap (Kitap yaz) dereye at. Balık bilmezse Hâlik bilir.” sözünü hatırlayarak kitaplar satılmasa da bir gün değerlerini bulur, dedim.

Bu sabah konuyu tekrar düşündüm: Övünmek kibir getirir ki Allah(cc) korusun kibirli olan cehennemlik olur. Öte yandan küfran-ı nimet konusu vardır. (Küfran-ı nimet, kısaca nankörlük anlamına gelir. Allah'ın verdiği nimete karşı nankörlük etmektir.) Allah’a şükürler olsun ki hâlâ (Evet, yaşlılığıma, hastalığıma vb. rağmen) yazabiliyorum. Yine övünmek gibi olmasın doğal gıdalardan söz ederler ya benim yazılarım da organiktir. Yaldızlamak, süslemek için katkı maddeleri yoktur. Bunu fark eden bir blog arkadaşım benim kitaplar için “edebiyatsız edebiyat” ifadesini kullandı. Yeri gelmişken belirteyim: Benim kitaplarım sadece edebiyat açısından incelenemez. Psikoloji, sosyoloji, felsefe, ahlak vb. bakımlardan da oldukça yüklüdürler. Çerçöp olarak, defolu yazılar olarak nitelediklerim dahil her birinde geleceğe ulaşabilecek mesajlar vardır.

Bugün ne oldu bana bilemiyorum. Çocuklarım da endişelenecekler belki. Bu adama ne oldu? Hiç övünmez aksine terapi amaçlı yazıyorum diye geçiştirirdi. Böylesi övünmesi hayra alâmet değil. Son günleri mi ne?” diye endişenmelerinden korkarım.

Ben hep korkarım zaten. Doktorlar anskiyete (kaygı bozukluğu) diyorlar buna.

Bu arada şunu da ekleyeyim. Dünkü güncemde ne yazmıştık?

“Kader, her an yazılır.” diyor İsmail Hakkı Aydın. Biz de öyle bir hayal kodları yazalım ki hayal ettiğimiz müddetçe yaşayalım.” Evet, son anımıza kadar eksikliklerden, yanlışlıklardan arınarak elimizden geleni yapmalıyız. Kafam artık almıyor, diyerek epeydir kitap yazma çalışmalarını durdurmuş ve güncelerle idare etmeye başlamıştık. İnşallah güncelere devam etmekle beraber yakında kitap yazma çalışmalarına da başlayacağım.

Başlamak çok önemli.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 29.  01. 2026

___________________

1.     Çağla Ardıl, Türk Edebiyatında Hatıralar (2000-2020, İnceleme, Bibliyografya), Yüksek Lisans Tezi, T.C. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Çanakkale – 2022

                                                                       ***

 

GÜNCE

MEDYADAN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

DİĞER

            Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------