Goethe’nin
“Bir işi zamanında yapmazsan eğer/ Azalır taşımış olduğu değer.” (Böyleleştiren:
Basri Gocul) vecizesini yıllardır yazıp durdum ama
yazmakla kaldım. İkide bir de neyse deyip devam ettim. Oysa ben TODAİE’de “Zamanlama”
dersleri gördüm. (Neyse yine kınamayayım, paylamayayım kendimi.)
Böyle
bir girişi niçin mi yapıyorum?
Akşam,
oğlum Ahmet adlarımızın geçtiği bir yüksek lisans tezi gösterdi bana1.
Şöyle
bir bakınca gördüm ki kitapları türlerine göre inceliyorlar. Tabii normali bu.
Yayıncılar da hep soruyorlardı bana. Bunun türü nedir? Hitap ettiği kitle?
(Hedef kitle?) Tabii haklılar. Başka türlü nasıl kazanacaklar? Yine
önemsemedim. “Hedef kitlem ilgi duyan bütün okuyuculardır.” diyerek kendimi
kandırmaya devam ettim. Oysa ta 17 yaşımdayken rahmetli Çetin Altan’ın bir
yazısında okudum. “Bütün topluma ancak ilâhi kitaplar hitap eder. Onun dışında
herkese hitap ediyorum diyen hiç kimseye hitap edemez.” Yine aldırış etmedim.
Bir grup seçmedim. Bu inadım mı diyeyim, bu yanlışım mı diyeyim yoksa prensibim
mi bilemiyorum ne diyeyim. Kısaca topluma intibak edemedim gitti.
Bu
konuda da yine tekrarladığım bir hadis aklıma geldi. Daha doğrusu hadis olup
olmadığını hâlâ öğrenemediğim bir söz.
1979’da
Ankara’dayım. Arkadaşlarım toplu olarak yemeğe gittiler. Ben katılmadım. Yazmam
doğru mu bilemiyorum “felekten bir gün çalmak” için düzenlenmiş bir yemek
olacağı belliydi.
Yalnız
kaldığım o gün yattığımız odada masanın üzerinde bir Amerikan dergisi gördüm ve
okumaya başladım. Arka sayfasında: “Toplum sana uymazsa sen topluma uy.” Hz.
Muhammed (sav) yazıyordu. Ne tesadüf, sanki bana arkadaşlarına uymalıydın mesajı
verilmiş gibiydi.
O
zamandan bugüne çoklarına böyle bir hadis olup olmadığını sordum. Net bir cevap
alamadım. Aynen yok ama bazı şartlarda topluma uyulabileceği gibi yuvarlak
sözler söyledilerse de demek ki ikna olamadım ki hâlâ topluma uyamıyorum. Tabii
öz eleştiri de yapmam gerek:
Konuya
yazdığım kitaplardan girdik. Bu konuda hata yaptık. Nabza göre şerbet vermem,
dedim, kapitalistlerin koyduğu kurallar beni bağlamaz, dedim. Dedim dedim de yazdığım
bunca kitabın raflarda tozlanmasını engelleyemedim.
Ahmet,
yukarıda sözünü ettiğimiz yüksek lisans tezinden söz edince:
“İyilik
yap (Kitap yaz) dereye at. Balık bilmezse Hâlik bilir.” sözünü hatırlayarak
kitaplar satılmasa da bir gün değerlerini bulur, dedim.
Bu
sabah konuyu tekrar düşündüm: Övünmek kibir getirir ki Allah(cc) korusun
kibirli olan cehennemlik olur. Öte yandan küfran-ı nimet konusu vardır.
(Küfran-ı nimet, kısaca nankörlük anlamına gelir. Allah'ın verdiği nimete karşı
nankörlük etmektir.) Allah’a şükürler olsun ki hâlâ (Evet, yaşlılığıma,
hastalığıma vb. rağmen) yazabiliyorum. Yine övünmek gibi olmasın doğal
gıdalardan söz ederler ya benim yazılarım da organiktir. Yaldızlamak, süslemek
için katkı maddeleri yoktur. Bunu fark eden bir blog arkadaşım benim kitaplar
için “edebiyatsız edebiyat” ifadesini kullandı. Yeri gelmişken belirteyim:
Benim kitaplarım sadece edebiyat açısından incelenemez. Psikoloji, sosyoloji,
felsefe, ahlak vb. bakımlardan da oldukça yüklüdürler. Çerçöp olarak,
defolu yazılar olarak nitelediklerim dahil her birinde geleceğe ulaşabilecek
mesajlar vardır.
Bugün
ne oldu bana bilemiyorum. Çocuklarım da endişelenecekler belki. Bu adama ne
oldu? Hiç övünmez aksine terapi amaçlı yazıyorum diye geçiştirirdi. Böylesi
övünmesi hayra alâmet değil. Son günleri mi ne?” diye endişenmelerinden
korkarım.
Ben
hep korkarım zaten. Doktorlar anskiyete (kaygı bozukluğu) diyorlar buna.
Bu
arada şunu da ekleyeyim. Dünkü güncemde ne yazmıştık?
“Kader,
her an yazılır.” diyor İsmail Hakkı Aydın. Biz de öyle bir hayal kodları
yazalım ki hayal ettiğimiz müddetçe yaşayalım.” Evet, son anımıza kadar
eksikliklerden, yanlışlıklardan arınarak elimizden geleni yapmalıyız. Kafam
artık almıyor, diyerek epeydir kitap yazma çalışmalarını durdurmuş ve
güncelerle idare etmeye başlamıştık. İnşallah güncelere devam etmekle beraber
yakında kitap yazma çalışmalarına da başlayacağım.
Başlamak
çok önemli.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 29. 01. 2026
___________________
1. Çağla
Ardıl, Türk Edebiyatında Hatıralar (2000-2020, İnceleme, Bibliyografya), Yüksek
Lisans Tezi, T.C. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim
Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Çanakkale – 2022
|
DİĞER |
|||||||
|
Not: Etkinliklerin
tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri
tarihi tıklayabilirler. |
|||||||
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


