“Yalnızlık” edebiyatın kaynaklarından biridir dersek pek de yanlış
söylemiş olmayız. Edebiyat ağacına çıkamadım ama en azından bir salıncak
kurdum, diyebilirim. Bu salıncakta sallayanım yok…
Eşim rahmetli olduktan sonra yalnızlıktan yakınıp durdum. Hata ettim.
Benim için titreyen bir dediğimi iki etmeyen bir ailem varken değil yakınmak
yalnızlığı anmak bile gerekmez. Bunu biliyorum elbet ama yine de dolaylı da
olsa yalnızlığa takılıyor kafam.
Okuduğum birçok makale içinden tutup da “İçeriden Gelen Sese” takılmam
neyin nesi? Aşağıdaki “medyadan” butonu kapısını tıklarsak Gemini’nin özetini
ve de ek olarak yazdıklarını okuruz.
Ben de dışarı çıkamıyorum. Ama, Allah (cc) korusun “ev hapsi” almış olsaydım ne
kadar da darlanırdım.
1995’te hac farizesi için yurt dışına çıkmıştım. Daha sonra çıkmadım
daha doğrusu böyle imkânlara sahip değilim ama yurt dışı yasağı konmuş olsaydı?
İnsanoğlu işte. Hâlâ anlaşılamamıştır.
Bir taşla iki kuş vurmuş olduk mu bilemem. Hem odamdaki ben hem içimdeki
hapishane hem de hapishanede çevresindeki duygu ve düşünceler.
Günümüzdeki baskıcı yönetimi hatırlatan ifadeleri sıralamak neyse de “Bir
taşla iki kuş vurmak” deyimini niye kullandık ki? Deyimin ne olup olmadığını
bilmeyenler taş atmaya kalkarlarsa?
Ben yalnız değilim. İçimdeki sesi çıkaran yalnızdır.
İçimdeki sesi de mi kısmalı?
Sabahattin Gencal, İstanbul, 30. 01. 2026
*
|
DİĞER |
|||||||
|
Not: Etkinliklerin
tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri
tarihi tıklayabilirler. |
|||||||
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*