22 Şubat 2026 Pazar

Çeşitleri Kalemimin Emrine Vermek

  

  


 

 

GALİBA DÜNYADA BİR İLK OLACAK

Okuyucunun, yazısını okuduğu kişiyi bütün yönleriyle tanımaya hakkı vardır. Bence, okuyucunun bu hakkını gasp etmeye hiçbir kimsenin hakkı yoktur; olmamalıdır da...

Efendim, yazar özelini açıklamak zorunda değildir; falan filan gibi sözleri çok duyduk. Çokları da buna hak veriyor. Kimse kusura bakmasın;  ben, kim bilir yalnızca ben haklı bulmuyorum. Haklı bulmuyorum; çünkü yazarın özeli dediğimiz durumlar yazıya aksetmiyor mu?  Yazıya aksediyor, okuyucu yanlış çağrışımlar yapıyor vb. Oysa okuyucu yazarın özel durumunu bilse yazıyı da ona göre değerlendirecek ve bir kanma veya kandırılma söz konusu olmayacak.

Sözü biraz dolaştırdık galiba. Biraz değil bir hayli dolaştırdık. Neyse kendimizden örnek vererek bu konuya açıklık getirelim. Bu suretle hiçbir kimseyi de, dolaylı veya dolaysız olarak incitmiş olmayız.

Ne diyor Yunus? Yunus bir gün, senin derdin de biter, / Tek kendin incin de, eli incitme!

Bizim derdimiz bitse de bitmese de kendimiz incinir; ama başkalarını evelallah incitmeyiz.

Ne diyorduk?

Okuyucunun yazarı bütün yönleriyle tanımaya hakkı vardır.

Değerli okurlarımın bu haklarını, Allah (cc) da okuyucular da şahittir ki her fırsatta teslim etmeye çalıştım. Cildimde terörist hücrelerin (kanserin) dolaştığını dedim mi, dedim. Midemde ülserin saklandığını, ayaklarımda varisin fırsat kolladığını da söyledim.  Daha önemlisi Anskiyetemi de (Kaygı bozukluğumu da) duyurdum. Özellikle bu durumu duyurdum; çünkü zaman zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kazanımlarıyla birlikte uçurumun kenarında olduğunu yazmışımdır.  Bazılarının; “Senin anskiyeten var zaten. Korkma, Türkiye Cumhuriyeti sapasağlam ayaktadır.” demelerini yani beni teselli etmelerini bekledim. Bir teselli vermez mi insan?

Yanlış anlamalara yol açmamak için bir açıklama yapayım:

Rahatsızlıklarımı söylemem asla şikâyet olarak anlaşılmasın. Allah’ımıza (cc) hamd olsun. “Bugün en iyi günüm.” ifadesini, adını unuttuğum bir muhterem zat söylemiş. Doğru da söylemiş...

Bazı okuyucularımızın, “Anskiyete birçoklarında var.” dediklerini tahmin ediyorum. Doğrudur; bu kaygı bozukluğunun bin bir çeşidi varmış. Bendeki çeşitleri kalemimin emrine vereceğim. Bu da ne demek mi? Şu demek:

Şu demek ifadesini yanlış kullandık. Bu mereti Profesörler bile kısaca açıklayamıyor; ben mi açıklayacağım. Açıklamadan örnek vermekle yetineceğim:

Efendim, bendeniz iyi kötü, güzel çirkin demeden yazdım da yazdım. O kadar çok yazmama rağmen bunların içinde kurgu murgu yok. Hep gerçekleri yazdım, hep gözlediklerimi yazdım, hep...

Geçen yıllar yazar atölyesine gitmiştim. Zorunlu olarak yani ödev olarak birkaç kurgu denemesi yapmıştım. Kurs bittikten sonra devamını getireyim dedimse de getiremedim. İşte şimdi sıra bunlarda.

Kurgusal yazılar yazacağım. Kafamda anskiyetenin oluşturduğu duygu ve düşünceleri kalemimin emrine vereceğim. “Al, bir vukuata sebep olmadan güle güle harca...” diyeceğim. Belli mi olur, bakarsınız ki nur topu gibi öyküler doğar. Bekleyiniz. Sağlık olursa dokuz ay on gün sonrasını bekleyiniz.

İşte bu, okuyucuya bebeğin hangi şartlarda, nasıl yetişeceğini haber verme görevini yerine getiriyorum. Sanırım bu da dünyada bir ilk olacaktır.

İlklerin yararlı, güzel ve kalıcı olmalarını dilerken okuyucuya da saygı ve sevgilerimi sunarım.

Çekmeköy-İstanbul, 20.08.2020

 

____________________________________

SabahattinGencal, DÜŞÜNCE ÇİFTLİĞİ, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ