İyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış da olsa bazı konuları
aktarmaya devam ediyoruz. Aktarıcı olduk çıktık. Oysa üretici olmak vardı.
Gönül isterdi ki ürettiğimiz düşünceleri tartışalım. Öğretmen okulunda
hocalarımız, siz bahçıvansınız derlerdi bize. 35 yıllık öğretmenlik yaşamımızda
bahçıvanlık da yaptık; yetiştirdiğimiz
birçok çiçek, meyve var. Diktiğimiz birçok fidan var; ama genellikle manavlık
yaptık. Bir yerden aldık, öğrencilere seviyelerine göre verdik. Yani
nakliyecilik yaptık. Müfredat, ortam, sınav biçimleri vb. durumlar üretime
elverişli olmuyordu.
Düşünce üretimi, az çok doğadaki üretime benzer. Toprak anadaki
üretimlerle ilgili birçok örnekle karşılaştırmak mümkün; ama ben bildiğim mısır
üretimi ile karşılaştıracağım: Doğduğum yörede yani Trabzon’un bir orman içi
köyü olan Akköse’de mısır yetiştirme çabaları:
Zamanı gelince tarlalar bellenir. Toprak bol bol hava / oksijen
alır. Yağmur da yağarsa büyük topaklar / vollar küçülür, adeta erir. Belli bir
süre sonra doğal gübre serilir. Sonra kazmaklar başlar. Tabii ekin ekmekler de.
Kazma işini yapan birini görüyoruz. Öyle kazıyor ki toprak un gibi, kum gibi oluyor. Belli bir müddet sonra geriye dönerek ayak izlerini de düzeltiyor. Aslında yazar da böyle geriye dönüp kendi izlerini düzeltmiyor mu?
Anti parantez olarak yazalım: Üzülerek söylüyorum. Ben kendi izlerimi düzeltemiyorum. Rahmetli eşim belki elli defa kendinden söz etme demiştir bana. Gerçekten okuyucu yazarın değil ağırlığını taşımak, gölgesinden bile haz etmez. Bunu bile bile ne yapıyordum ben? Farkında olmadan kendimi övüyordum. Evet, övünmekten ve övmekten hiç haz etmeyen biri olarak bunu yapıyordum. Bir de kılıf uydurdum buna: Ben kendimi değil kurumları övüyorum.
...
____________________________
SabahattinGencal, Dayan Gözlerim Dayan, Cinius Yayınları, İstanbul, 2024
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
