Filistin Tehciri ve
Utanç Verici Açıklama
Yaklaşık
bir yıl önce Trump; Filistinliler Ürdün ve Mısır’a gönderilsin diyerek büyük
bir siyonist hedef adı na Filistin tehcirinin sinyallerini vermişti. Trump’ın
dudak uçuklatan, akıl tutulmasından başka bir şey ifade etmeyen bu pervasız
çıkışı, İsraillilerin bile beklentilerinin çok üstünde, tam bir sorumsuzluk
örneğiydi. Bu utanç verici açıklama, insan haklarıyla alay eden siyonist
hezeyandan başka bir şey değildi. Uluslararası insani birikimin belgelere
yansıyan normlarına, hukuka, kişi hak ve özgürlüklerine indirilmiş bir darbe
niteliğindeydi.
Sözde Demokrasi Yeni
Emperyal Bir Başkan
Üstelik
işbu açıklama, manidar bir biçimde demokrasinin, hürriyet ve özgürlüklerin,
self-determinasyon anlayışının yılmaz savunucusu olma iddialarıyla maruf bir
ülkenin yeni seçilmiş başkanı tarafından yapılmıştı. Trump bu açıklamasını
detaylandırarak çeşitli vesilelerle birkaç kez tekrar etti. Bu yüzyılın utancı
olan bu teklif dışında, Venezuela, Pan ama, Kanada ve Grönland üzerine siyonist
emperyal iştahını sadece seslendirmekle kalmamış; Maduro ve eşine uygu ladığı
muameleyle bir ülkenin, Venezuela’nın egemenliğini yok saymıştır. Vehametin
büyüklüğü çok açıktır. İnsan hak ları süreçlerini en az iki yüzyıl geri getiren
bu talihsiz durum, Batı’nın yeni “hard-vahşi” siyasetinin ilk sinyalleri olarak
görülmektedir.
İran’a Dayatılan
Savaş Senaryosu
Şimdilerde
Trump, İran üzerine siyonist baskıyı artırarak savaş tamtamları çalmakta;
askerî imkân ve donanmalarıyla İran, Irak ve Körfez’i kan gölüne çevirecek
savaş adımlarını hızlandırmaktadır. Dayattığı emperyalist ve siyonist
teklifler, onur kırıcı ve bağımsızlığına düşkün hiçbir milletin kabul edemeyeceği
sözde barış şartlarını içermekte; İran’a şerefiyle direniş için savaşı
kaçınılmaz tek seçenek olarak dayatmaktadır. Trump’ın ister geçmişteki seks
zaaflarını içeren Epstein dosyalarına adının karışması/karıştırılması, ister
yaklaşan ABD seçimlerinde siyonist lobiye ihtiyacı olsun, siyasi koşul lar Tel
Aviv açısından lehlerine bir durum oluşturmaktadır.
Eşkıya Dünyaya
Hükmederse
Trump’ın
İran, Kanada, Grönland ve Panama konusundaki açıklamaları, Gazze ve
Filistinlilerin sürgüne gönderilmesi tasarısıyla birlikte düşünüldüğünde
“eşkıya dünyaya hükümran olur mu?” sorusunu akıllara getirmektedir. Bir yandan
İran hızla savaş alanı hâline getirilirken, iki gün önce Refah Sınır Kapısı
çıkışı Filistinlilerin zorunlu sürgünü için açıldı. Bu mazlum kara bahtlı İslam
toplumu, her Allah’ın günü, üstelik sözde barış ortamında elli yüz kişi
öldürülerek soykırım ve tehcirle zamana yayılmaktadır.
ABD’nin
Yeni İdeolojik Zemini Acaba ABD’de Trump’ın dâhilî ve haricî siyonist
politikalarına karşı var olan tep ki kitlesel bir hoşnutsuzluğa dönüşür mü?
ABD’nin İsrail’e sınırsız desteği ve on milyarlarca dolarlık askerî yardımı
vicdan sahibi siyasiler tarafından seslendirile bilecek mi? Trump’ın ve yeni
ABD politikalarının ideoloğu Curtis Yarvin’in görüşleri, insanlığın geleceği
açısından hiç de umut verici görünmemektedir. Curtis, seçkinci elitist kitleyi
savun makta; demokrasi karşıtı duruşuyla insanlık tarihinin olumlu
kazanımlarını yok saymaktadır. Yeni ABD yönetimi, Siyonist Silikon imparatorluğunun
ve onun milyarder oligarklarının emrinde çok vahim süreçlere imza atacak gibi
görünmektedir. Bu süreç, siyaseti zengin elitist bir zümrenin ihtiraslarına
mahkûm etmektedir.
Acaba dünya bu yeni açılımla nereye evrilecek tir? Latin Amerika’nın Katolik solu, nihilist aktivistler, Hispanik göçmenler bu vahşi emperyalizme karşı ne ölçüde direnebilecektir? Mazlum Filistin direnişi, Hizbullah, Yemen savaşçıları ve elli yılı aşkın süredir direnen İran; hangi yeni direniş hamlelerine imza atacaktır? Hüseynî duruş ve yalnızlık hangi çizgide sürdürülecektir? İki milyarlık Sünni dünyası, petrol gelirlerini Batılı güçlere peşkeş çekerek koltuklarını koruma aymazlığını daha ne kadar tolere edecektir? Tarih, Moğollara direnmeyen Kutbiddin Muhammed’i af fetmedi; kıt imkânlara rağmen direnen Celaleddin Harzemşah’ı ise mümin gönüllerde yaşattı. İnsanlık, bir avuç oligarkın ve onların sözcüsü Trump yönetimine karşı direniş içinde olmalıdır. İran’a saldırı tehdidi ve Filistin’e yönelik sürgün politikaları en güçlü biçimde protesto edilmelidir. İslam dünyası, Trump özür dileyip geri adım atana kadar ABD ile siyasi, askerî ve ekonomik ilişkileri askıya almalıdır.
A H M E T M E R A L
Ş U B A T 2 0 2 6 - İ S T A N B U L / Ü S K Ü D A R
***
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
