ÖNSÖZ II
Ey
Aziz!
Ben
de, siz sevgili okuyucularıma Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (E. İ. Hakkı
Hazretleri) gibi hitap ediyorum:
Ey
Aziz!
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri
adlı bu derleme çalışmamı okumaya başlamış bulunuyorsunuz. İnşallah bu maratonu
bitirebilirsiniz.
Başta
sosyal medya olmak üzere kapita lizmin tüm vasıtaları insanımızı 150-200
karakterlik yazıları okumaya alıştırmış bulunmaktır. Onun için bu hacimli
eserimizi okumayı maratona benzettim.
Enerjinizi
310 sayfaya göre ayarlayın. Hızlı başlarsanız hem sonunu getiremez, hem de
istenilen yararı sağlayamazsınız. Düşüne düşüne okuyalım. Hatta düşünmeye
şimdiden başlayalım:
Kaçıncı
yüzyıldayız? 21. Yüzyılda. Peki, E. İ. Hakkı Hazretleri kaçıncı yüzyılda
yaşadı? 18. Yüzyılda. Peki, niye zamanımızdan 3.yy. önce yaşamış birini tanımak
için zaman harcayalım? Niye mi?
Bunun
için binbir sebep sayılabilir. Ama ben hiç üzerinde durulmamış bir hususu
söyleyeceğim:
E.
İ. Hakkı Hazretleri, meşhur eseri Marifetnameyi medresede ders olarak
okutuyordu. Düşünebiliyor musunuz; matematik, geometri, mantık, astronomi,
astroloji, kozmografya, kimya, fizik vb. pozitif ilimler yanında dini ilimleri
de ihtiva eden müfredat nasıl bir müfredat? Bu müfredattan vaz geçilince ne
oldu Osmanlı İmparatorluğu?
“Ne
alâka?” diyen olur mu bilemem. Alâka şu: Bugün Liselerde var mı astronomi?
Mantık derslerine, felsefeye ne kadar yer veriliyor?
E.
İ. Hakkı Hazretleri’nin yaşadığı dönemlerde İstanbul’da Lâle Devri yaşanırken
Anadoluda? Peki bugün?
Bugün
her bakımdan kutuplaşma var mı yok mu?
Diğer
kutuplaşmalar bir yana bazıları yalnız manevi ilimler diyor, bazıları yalnız
pozitif ilimler. Çok az kişi de her ikisi de olmazsa olmazımız oluğunu
savunuyor. Peki, senelerce önce E. İ. Hakkı Hazretleri?
Kendince
doğruyu yazan E. İ. Hakkı Hazretleri’nin yanlışları yokmuydu? Vardı, hem de
çok. Hem yazma yöntemi bakımından hem de ele aldığı konular bakımından.
Duydum ki TC Milli Eğitim Bakanlığı onun
eserlerinden, kendince eksik ve yanlış bulduğu yerleri çıkarıyormuş… Olur mu
öyle şey… Olur tabii; çünkü eleştirel okumayı öğrenemedik bir türlü. Hafız gibi
ezberliyoruz. Kim ne derse inanıyoruz.
Ne
demek istiyoruz? Diyeceğimi başta söyledim: Düşüne düşüne, eleştirerek okuyacağız.
Ben
değişik zamanlarda derledim bu eseri. Ön söz I ve Son Sözü de değişik
zamanlarda yazdım. Doğrusu fazla alçak gönüllü davranmışım. Şimdi düşünüyorum
da; uuu diyorum. O kadar kaynağı nasıl okumuşum. Ama iyi ki okumuşum. Bundan
sonra, böyle tez yazar gibi yazabilmem olanaksız gibi.
“Zamanım
yoktu uzun yazdım.” diyen kimdi? Benim zamanım var; ama uzmanlığım yok; onun
için uzun yazdım. Gerçi özetleyebilir ve eserin altına yazan diyebilirdim; ama
o güzel alıntılar hatırına derleyen deyiverdim.
Bu
derlemenin yararlı olması umuduyla…
Sabahattin
GENCAL,
Çekmeköy-İstanbul,
31.10.2019
Deme şu niçin şöyle
Yerindedir o öyle
Bak sonunda sabreyle
Mevla
görelim neyler
Neylerse
güzel eyler
(E. İ. Hakkı Hazretleri)
__________________________
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
