Sayın Muhsin Kızılkaya, 11. 02. 2026 Haber Türk gazetesinde “Cemil Meriç sağcı mıydı, yoksa solcu mu?” başlıklı bir yazı yazmış. Yazının altındaki not kısmında bugünlerde bazı yazarların bu konuyu işlediğine işaret ederek şöyle diyor: Bundan dört sene önce yazdığım bu yazıyı, ufak tefek değişikliklerle, yazıyı daha önce okumuş olanların affına sığınarak, tekrar dolaşıma sokmaya karar verdim.
Ben de bu yazının üzerine Gemini ile yaptığımız sohbetin bir
bölümünü Medyadan bölümüne aldım.
Yazıyı önemli bulduğum için burada da alıntılara yer vereceğim:
“Cemil Meriç, solcuyken sağcı olmadı. O ne sağcılığa ne
de solculuğa fazla kıymet vermedi, ikisini de matah bir şey olarak görmedi.
Peki
neydi?
Sorunun
kısa bir cevabı var:
Kendisiydi!
Cemil
Meriç Türk düşünce tarihinde yer edinmiş hiçbir akıma, hiçbir ideolojiye angaje
olamadan “münzevi” bir entelektüel olarak yaşadı
Bu
saptama ve öğüt onundur:
“Bu memlekette sağcı solcu, ilerici gerici yoktur, bu memlekette
namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun…” (Muhsin Kızılkaya)
Kendisi olmak başlı başına bir konu. Hem de hayati bir konu. Her insan biriciktir. Her insanın kendini gerçekleştirme hakkı vardır. Ama maalesef bireylerimize kendisi olma hakkını tanımıyoruz. “Sürüdeki biri” olmasını çok istiyoruz nedense. Bu durum öteden beri aynı biçimde sürüp geliyor ama bugünlerde, sırf oy almak ve iktidarda kalmak veya iktidara gelmek için körükleniyor. Bu kötü yönetime yol açar. Bu bir yana insanımızı yozlaştırır.
Okumuş
okumamış fark etmeden bir takım tutar gibi parti taraftarı olunuyor. Açıkçası
KENDİ olamıyor insan. Yaftalanıyor, yaftalıyor ama adam olamıyor. Bu daha ne
kadar daha devam edecek?
Özelleştirme
furyasından sonra hava alanları, limanlar, hastaneler, köprüler, yollar, maden
alanları ve daha bilmediğimiz varlıklarımızın işletilmesini birilerine
veriyoruz. Olacak iş mi bu? Kendimiz olmadıktan sonra olağan iş tabii. Kendimiz
olup yurttaşlık görevimizi yapabilsek böyle mi olurdu?
Aklımdan
geçenleri yazınca güncenin sınırlarından çıkıyoruz her halde. Düşündüğümüz şeye
bak. Birileri adaletin, yasaların sınırlarından çıkarken…
Cemil
Meriç’in adalet konusundaki bir vecizesini de vecizeler bölümüne aldık.
Cemil
Meriç bazen bana benziyor bazen de ben ona… Ama o Allah rahmet etsin, bu
yazılarımı okusa kızardı. Böyle gelişi güzel yazıları hiç sevmezdi. Daha
doğrusu yazıdan kabul etmezdi.
Günce
yazmaya başlayalı fikir yazısı da yazamaz oldum. Örneğin 11. 02. 2026’da TBMM
konusunu işlemem gerekirdi. Ayrıca her gün her gün bambaşka gündemler yaratma
becerisini göstererek kendi gündemimizi unutturanların becerileri üzerinde de
durmamız gerekirdi.
Sadece
ekonomik durumun unutturulması, haksızlıklardan söz ettirilmemesini kastetmiyorum.
Kültür ve sanat etkinliklerinin kısırlaştırılmasına da sebep oluyorlar. Örneğin
ben Cemil Meriç adını duyunca kutuplaştırma siyasetinden mi söz etmeliydim
yoksa Cemilin hazinelerinden örnekler mi vermeliydim?
Şiir Gönlün Dili- Cemil Meriç
İrfan coğrafyası da iki bölgeye ayrılmış. Birincinin kültürü kıyasa,
ikincinin saza dayanır. Avrupa'da kültürün aracı akıl, Asya'da coşku. Aklın
dili söz, coşkunun mûsiki. Avrupa'da söz, mûsikiden kopmuş; Asya'dan mûsikinin
kendisi. Yunan'da mezamir yok, Asya'da trajedi. Avrupa'da söz, bir izah cehdi,
bir deliller resmigeçidi, istidlaller arasında bir çatışma, kaynaştırmaz
ayırır. Asya'da kelâm, sonsuz makamları olan bir beste. Avrupa, zekânın vatanı;
Asya gönlün. Zekânın dili nesir, gönlün şiir.
Biz de Asyalıyız. Türkün serâzat ruhu aruzda kanatlandı. Cedlerimiz,
ihtiyar şarkın köhne mazmunlarına bekâret kazandırdılar. Şiir, mûsikinin bir
devamı idi. Mûsiki mutlakın ve ezelinin sesi: Ezan, tecvit, mevlid ve aruz.
Şiirle mûsiki bir elmanın iki yarısı. Mûsiki daha müphem, daha dalgalı.
Şiir daha aydınlık, daha düşünce. Mûsiki saf, şiir karışık; mânânın ahenkle
izdivacı. Şiir de mukaddesin emrindedir, mûsiki gibi. Ve ondan uzaklaştıkça
ciddiyetini kaybeder. Bir oyun olur. Oyunların en güzeli, en muhteşemi. Ama
oyun.
Devamı: https://www.antoloji.com/siir-gonlun-dili-siiri/
“Şiirle mûsiki bir elmanın iki yarısı” diyor Meriç. Ahmet Gencal’ın “şiirden
şarkıya” çalışmaları boşuna mı? Şiir bölümünde bu konuda harika örnekler var.
Öteden beri ne diyoruz? Bir kanadımız Akıl ve zekâ diğer kanadımız gönül ve
vicdan olmalı. Cemil Meriç de dolaylı da olsa böyle demiyor mu?
Tek kanatla değil uçmak yürüyemeyiz bile. Onun için yurttaş olarak hepimiz
bilinçli olmalıyız. Kendimiz olmalıyız.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 12. 02. 2023
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
