GÜNÜMÜZ KUTUPLAŞMASINDA
MERİÇ BİZE NE SÖYLER?
Muhsin Kızılkaya’nın Haber Türk gazetesinde
11. 02. 2026 tarihinde yayınlanan “ Cemil
Meriç sağcı mıydı, yoksa solcu mu?” başlıklı yazısını
Yapay zekâ Gemini’ye özetlettirdim. Sonra bu
özetten hareketle
Meriç üzerine sohbet ettik. Aşağıda bu sohbetten bir bölüm var:
Kızılkaya'nın özetlediği o "namuslu" duruş, aslında bu büyük
acıların ve fiziksel engellerin içinden süzülüp gelen bir irade beyanıdır.
Cemil Meriç'in bu hüzünlü ve derin yolculuğunun ardından, onun Türk düşünce
tarihindeki "mirası bugün nasıl yankı buluyor?" ya da "günümüz kutuplaşmasında Meriç bize ne söyler?"
sorusuna odaklanalım:
Cemil Meriç’in mirası, bugün her zamankinden daha canlı; çünkü Türkiye hâlâ
onun elli yıl önce teşhis ettiği o "ideolojik mahalleler" arasındaki
aşılmaz duvarların sancısını çekiyor. Günümüzün dijital ve sosyal medya eliyle
derinleşen kutuplaşmasında Meriç, bize sadece bir yazar değil, bir "pusula" olarak şu dersleri veriyor:
1. Mahalle Duvarlarını Yıkmak:
"Diyalog bir zarurettir"
Bugün Türkiye’de "yankı odaları" dediğimiz, herkesin sadece kendi
fikrini duymak istediği kutuplaşma ortamında Meriç'in duruşu bir panzehirdir.
·
Ötekinin
Kitabını Okumak: O, Marx’ı sağcı bir yayınevinden çıkan kitabıyla sağcılara, İslami
derinliği ise solculara anlatmaya çalıştı. Bugünün aydınına verdiği en büyük
ders; düşman bellediği mahallenin kavramlarını öğrenmeden gerçek bir fikir
sahibi olunamayacağıdır.
·
Zihni
Namus: Bugün bir
tweet ile insanların "hain" veya "kahraman" ilan edildiği
bir çağda, Meriç’in "namuslu ve namussuzlar vardır"
ayrımı, ahlaki bir barikat kurmaktadır.
2. Küresel Kültür Karşısında
"Kendi Sesimiz"
Günümüz dünyasında teknolojik bir tektipleşme ve Batı merkezli dijital bir
hegemonya var.
·
Dijital
Müstağriplik: Meriç’in "müstağrip" (Batı taklitçisi) dediği tipoloji, bugün
sosyal medya üzerinden küresel trendlerin kölesi haline gelmiş bireyde hayat
buluyor. Meriç, bize şunu hatırlatıyor: Kendi tarihimizden, dilimizden ve
irfanımızdan koparak elde ettiğimiz "evrensellik" bir illüzyondur;
sadece birer kopyayızdır.
·
Kökü
Mazide Olan Ati: O, geçmişi "gericilik" olarak gören sola da geleceği sadece
"maziyi tekrar etmek" sanan sağa da itiraz eder. Onun mirası, kökleri
derinde olan ama dalları dünyaya açılan bir modernleşme arayışıdır.
3. Kamusun (Dilin) Çöküşü ve
Anlamsızlık
Bugün Türkçenin emojisiz ve slogansız anlatılamaz hale gelişi, Meriç’in
"kamus namustur" uyarısını haklı çıkarıyor.
·
Kelimelerin
İtibarı: Kelime
dağarcığımızın daralması, düşünce dünyamızın daralması demektir. Meriç,
dilimizi kaybettiğimizde aslında birbirimizi anlama yeteneğimizi de
kaybettiğimizi söyler. Bugünün kutuplaşmasının temelinde, kelimelerin her iki
mahalle için de farklı anlamlara gelmesi (anlam kayması) yatmaktadır.
Günümüz İçin Bir Yol Haritası
(Meriç Rehberi)
|
Meriç'in Tavsiyesi |
Bugün Nasıl Uygulanır? |
|
"Kitap okumayan bir toplumla diyalog
kurulmaz." |
Sosyal medya sloganlarından çıkıp, derinlikli
metinlere (klasiklere) dönmek. |
|
"Sağ ve sol, Avrupa'nın giydirdiği deli
gömlekleridir." |
Yerel sorunlara ithal şablonlarla değil, Türkiye'nin
kendi sosyolojisiyle çözüm aramak. |
|
"Kendi hakikatimizi başkasının ağzından
öğrenmeyin." |
Tarihi ve kültürü, önyargılı ideolojik okumalar
yerine birincil kaynaklardan okumak. |
Son Söz: "Işık Getiren
Adamsız"
Muhsin Kızılkaya’nın özetlediği o yazıdan başlayarak geldiğimiz bu noktada
Cemil Meriç, bize aslında şunu söyler: Düşünmek, acı çekmektir; çünkü
düşünmek, sürünün dışına çıkmayı gerektirir. O, gözleri görmeyen bir
münzevi olarak bizlere şu soruyu bırakmıştır: "Işık getiren adamsın ama
herkes karanlığa alışmış, senin ışığın onları rahatsız mı ediyor?"
Gemini
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|