“Yazar
anaç (gurk) tavuk gibi olmalıdır.” diyorum. Bu konuya girmeden önce açıklama
yapmam gerekli:
Bu
sözü başka bir söze benzeterek söylemiş bulunuyorum. Sözün aslı benim değildir.
Sözün aslını nereden öğrendiğime gelince, kısaca anlatayım:
İstanbul
Barosu Staj Eğitim Merkezinde avukatlık stajımı yaptığım sırada bir tecrübeli
avukat: “Avukat bir anaç tavuk gibidir.” dedi ve devam etti. Nasıl ki gurk
tavuk 21 gün yumurtalar üzerinde durursa avukat da veriler üzerinde durmalı ve
onları zaman zaman çevirmelidir. Vb.
Bu
sözü çok makul buldum. Avukat olduğumda büroya gelenlere, “Bu verileri bir
inceleyeyim.” diyordum ama müvekkil tatmin olmuyordu. Şipşak cevap
istiyorlardı. Bazı meslektaşlarımız
Fifty fifti taktiği uygulamak gerektiğini söylüyorlardı. (İngilizce
fifty fifty “yüzde elli elli, yarı yarıya” deyiminden alıntıdır.) Rahmetli Özal
da bu taktiği kullanırdı? Ama ben siyasetçi miyim?
Büroya
müracaat edenler bazen dölsüz yumurtalar (mesnetsiz iddialar) için de kendileri
gibi düşünmemi istiyorlardı. Ya, civciv 21 günde çıkar; bunu değiştirebilir
miyiz? Bazı davaların da aşağı yukarı belli sonuçları olur. Bunu değiştirebilir
misiniz? Aklıma gelmişken yazayım: Amcam (Teyzemin kocası) “Dükkanımdaki
kirâcıyı kaç günde çıkartabilirsiniz?” diye sordu. Her şey normal giderse üç
ayda ama normal gitmezse zaman veremem, dedim. O da falan avukat 20 günde
çıkartabileceğini söyledi. Tabii bir günde de kiracıyı defedenler görülmüştür.
İhtiyarlığın
bir belirtisi de işte budur. Bir konuya girince…
Neyse
ileri gidersem sanki meslektaşlarımı kınar gibi olmamdan çekinirim. Meslek
ahlakına uymayanlarla ilgili çağrışımlar yapabilirsiniz. Örneğin bir
iddianameye 20- 30 dölsüz yumurta koyuyorsunuz. (Arada birkaç tane de döllü
koymaya bile gerek görülmüyor) Şimdi nasıl civciv çıkacak? Gurk tavuğun
kapasitesi belli. Dölsüz yumurtanın da… Döllü olsa tavuk yerine civciv
makineleri kullanabilirlerdi.
Ey
gidi günler. Anlatacaklarımızı benzetmelerle anlatmak durumunda kalıyoruz.
Ben
bir yazımda öğretmenleri de anaç tavuğa benzetmiştim. Bu daha uygun bir
benzetme. Öyle ya öğretmen anadır, babadır, her şeydir. “Öğretmen kutsaldır ana
gibi / Öğretmen kutsaldır baba gibi” (A. R. Binboğa) O eskidendi demeyiz
inşallah…
Şimdi
de yazarların ve gazetecilerin de gurk tavuklara benzemesi gerektiğini
söylersem yanlış mı söylerim. Bence, eksik söylemiş olabilirim ama yanlış
değil.
Göz
önüne getirelim bunca gazeteyi, televizyonu ve internete bağlı medyayı. 24 saat
durmaksızın yumurta gösteriyorlar. Kimileri bunların döllü veya dölsüz olduğunu
bilemiyor. Kimileri biliyor ama ne hikmetse hepsini döllü yumurta diye
gösteriyor. Bu durumda biz ne yapalım?
Böyle
bir bakışta yumurtanın döllü mü dölsüz mü olduğunu anlayamayız. Bu arada bir
parantez açayım. Oğlum Fuat gibiler anlayabilir çünkü onun bu konuda da birçok
tecrübesi vardır. Peki tecrübesi olmayanlar? Bunlardan bir kısmı, falan zamanda
falan kümeste hep dölsüz yumurta… deyip bunların da mesnetsiz olduğunu
söylüyor. Bazıları bekleyelim gurk süresi bitince anlarız diyor. Gurk süresi
bitiyor ama? Gerçi bir anaç tavuk birkaç kez üstüste yatabilir ama ilânihaye?
Olmaz ki değil mi?
Nasılsa
oğlunun kümesinde tavukları inceledi yazar da yazar… demeyiniz. Ben evet,
avukatlık yapmadım, yapamadım. Ama staj merkezindeki kütüphanede birçok şey
öğrenmiştim. (Öğrenmiştim, diyorum çünkü şimdi aklımda bir şey kalmadı)
Şu
kadarını beraberce düşünelim: Bir gurk tavuk yumurtaların üzerinde oturuyorken
onu alıyor ve yerine başka bir gurk tavuk oturtuyoruz. Tabii bu değişimi bizim
Fuat gibiler yapsa bir şey olmaz belki ama bu değişimi yapan eller kimler
bilmiyoruz ki…
Benim
yurttaşım bu gurk tavuk değişimini anlar ama ikide bir hâkim değişimini? Şimdi
savcı, bakan makan diye karıştırmadan sağlıklı olarak düşünelim: Tabii geniş
olarak. Açık deyişle sadece adli konularda değil. Medyanın gerek savaş gerek
barış haberlerini nasıl sunduğuna bakalım.
İşte
ben böyleyim. Kendime acımıyorum. Sözümü tam olarak tutamıyorum. Daha dün mini
sözleşme imzalamıştım yapay zekâyla. Haber diyeti yapacaktım. Kaygılara, saat
11.00’de randevu verecektim…
Sabahattin
sözünü tutar. Öylesine işte. Haberlere girmez ama benzetmelerle yandan dolaşır.
Yani sözde uyuyoruz… Ben de bazı büyüklerimize mi benziyorum, Allah korusun! Çokları
da biliyor ya bazıları arkadan dolanıveriyor. Yanda yandan demiştik ya…
"Bu
Fasulye 7,5 Lira " şarkı sözleriyle devam diyelim;
Bu
fasulye 7,5 lira/ Bu fasulye 7,5 lira
Hem
kaynasın hem oynasın / Hem kaynasın hem oynasın
Yandan
Halime'm yandan/ Severim seni candan
Seviyorsan
candan / Erken gel akşamdan
(İbrahim
Tatlıses)
Daldan
dala demeyelim. Yandan yandan devam edelim:
Hem
oynasın hem kaynasın. / Hem okunsun hem de düşünülsün.
Azıcık
düşünmek umuduyla…
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 05. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
