“Artık içimdekiler kanepe sefası yaparken bütün
ağırlıklardan sıyrılarak, yaş ve zaman kavramını hatta yer ve mekân kavramını
da unutarak ve de en önemlisi genç fikirli olarak klavyenin başında olacağım
inşallah.
Ne mutlu genç fikirli olana.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 23. 03. 2026”
diyerek bitirmiştim dünkü yazımı.
Demesi kolay. İnşallah hayal edilenin
gerçekleştirilmesi de kolay olur.
Şimdi bilgisayarın başındayım. Bilmem ki kaç
yaşındayım. Bunu hiç hesap etmemiştim. Dünkü genç mi olacaktım bugünkü mu?
Dünkü genç…
Sene 1964, Bursa Eğitim Enstitüsü bitirme sınavları 24
Haziran’da bitiyor. 01 Temmuz’da Bursa Erkek Lisesine depo tayinlerimiz oluyor. Maaş
almak için okulların açılışını beklemiyoruz. Ve;
Bugünkü genç…
Allah (cc) kolaylık versin. Çoğu işsiz. Biz alışık
değiliz bu duruma.
1964’te atamamız kazara yapılamamış olsaydı ne
yapardım?
Babamın dayımla ortak bakkal dükkanında çalışırdım.
Olmadı, iki dönüm kadar bahçemiz vardı orada annemden bahçıvanlığı öğrenirdim.
Olmadı ahırımızdaki inekleri çoğaltır ve sütçülük yapardım veya besicilik.
Tabii bütün bunlardan önce devletimizin fabrikalarından birine işe girmeye de
çalışırdım… İşte onun için diyorum ki günümüzde gençlik sorunu birinci derecede
öncelikli bir sorundur. İhmale gelmez, şakaya gelmez, oyalamaya gelmez.
Yetkililerden bir yakını olan varsa kulağına fısıldasın: “Bizim Sabahattin
tekin değildir. Böyle böyle diyorsa bu önemli ve öncelikli demektir. Bizden
demesi…”
Dün çok büyük lâf etmişiz: Yaş ve zaman üstelik yer ve
mekân kavramlarını da unutmaktan söz etmişim. Yani,
İlköğretmen okulu mezuniyet yıllarımı, eğitim
enstitüsü mezuniyet yıllarımı ve sonralarını unutacakmışım. İstersen unutma o
yıllar bir daha geri gelmez ki…
Konuya gel konuya. Genç olmak istedin.
Tamam. 2026’da İstanbul’da hem de istediğin yaşta bir
genç olarak otur klavyenin başına. 18 – 35 yaş arasından bir yaş seçelim. Hah
buldum 1963’te Bursa Yeni Ant Gazetesinde ve Trabzon Hakimiyet Gazetesinde
yazım yayınlamıştı. O yaşı seçiyorum. Yani;
20 yaşındayım. Bekârım. Her cahilde görülen cesurluk
ve bilgiçlik var bende. Tabii içimde. Dışa aksettirmiyorum çünkü Sabahattin’im
ben. Şimdi böyle olabilir miyim? Bu vasıflardan bir tek bekârlık var bende
şimdilik.
Essahtan gençmişim
gibi heyecanlanıyorum. Ne yapacağımı, nasıl yazacağımı bilemiyorum.
Aklımda bir şeyler var ama nasıl olacak bilemem.
İlkin Günlük’teki yani bu blogtaki 8 odayı bir gözden
geçireceğim. Bir odaya ortalama otuzun üzerinde okuyucu giriyor ama diğer yedi
oda bomboş gibi. Üç beş kişi ya giriyor ya girmiyor.
Ya bu odaları havalandıracağım ya da havalandıracağım.
Sonra dört başka blog daha var. Allah versin ama bu bloglara
uğramayacaksam neye yarar ki? Baba malını kapatmak kolay gibi görünür ama
aklımın ucundan geçmez. Ancak önce inceleyeyim bir…
Sonra yayınlanma aşamasında 5-6 kitap tasarısı var. Onları da
genç bakışı ile incelemeye çalışacağım…
Anlaşılan, biz yükümüzden kurtulduk derken bilmeden birçok
sorumluluk yüklendik de farkında olmamışız.
Ee, gençlik bu. Enine boyuna düşünemiyor insan.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 24. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
