Yazık.
83 yaşında bile kendimizi tanıyamadık.
Hadis
olduğu rivayet edilen “Kendini bilen Rabbini bilir.”1 sözünden
hareketle 1970’ten beri, Rabbimizi bilebilme azmi ve heyecanıyla kendimi
bilebilme uğraşındayım. Bu konuda kitap2 da yazdım birçok deneme de.
Ama nafile. Hâlâ kendimizi tanıyamadık. En basit örneğini bugün yaşadım:
Dün
Emperyalist ve Siyonist ABD ile İsrail İran’a saldırdı. Bir okulu vurdular 51
öğrencinin öldüğü birçoklarının da yaralandığı söylendi. Buna nasıl üzülmez
insan?
Dini
lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğünü söyledi Tramp. Doğrusu inanmadım.
Bir taktik olduğunu düşünmüştüm. Bu sabah gazeteler de haberi doğruladı.
Gözlerimde buğu ile başladım okumaya. Okumam bitince gözlerimden damlalar
akıyordu.
İran
rejimini sevmezdim. Mollaların baskıcı tutumlarını da içimden kınardım. Ayetullah
Ali Hamaney’ in ölümünde ağlayacağım hiç aklıma gelmezdi. Demek ki bu gibi
durumlarda göz yaşı akla sormadan akıyor…
Garip
duygularım düşünmeme çok da mâni olmuyor. Bu bir değil iki değil, İsrail Mossad
ve CIA İş birliği ile nasıl nokta atışı yapabiliyor? Demek
ki içte de hainler mevcut. Sonra dönüp kendi halimizi düşünüyorum:
Köy
Enstitülerini kim kapattırdı?
İhtilâlleri
kim yaptırdı?
Muhtıraları
kim verdirdi?
Türlü
ayak oyunlarıyla hükümetleri kim kurdurdu; kim yıktırdı?
Halen
ne olup bitiyor biz de?
Ben
niçin böyleyim? Şimdi de içime akıyor gözyaşlarım. Gözlerim dayanamıyor. Dayan
Gözlerin Dayan3 adlı bir kitap da yazmıştım sorsan.
Demek
ki duygularıma hâkim olamıyorum. Oysa kendimi gayet soğuk kanlı, ciddi ve
objektif olarak bilirdim. Neyse, zayıf noktamızı keşfetmek de önemlidir.
Dediğim
gibi İran’ın rejimini hiç sevmezdim ama böyle mi olmalıydı? Orman kanunlarında
bile bir adap var.
Tramp
gibilere sadece kızıyor değilim. Acıyorum da. İnsanlığın bu hale gelmesine
üzülmez mi insan?
İşin
içinden çıkamıyorum. Bu ne demek! Dünya emperyalist ve Siyonist zorbaların
insafına mı kalmış?
Bir
ara sözde çözümler üretmeye kalkıyorum. Olmuyor olmuyor. Sonra dönüp kendimizi
düşünüyorum:
Siz
hâlâ ayrıştırmakla meşgul olun. Siz hâlâ iç düşman üretmekle meşgul olun. Siz
hâlâ toplumu fukaralığa mahkûm ederek kendinize biat etmeye mecbur bırakın. Siz
hâlâ aydınların gıkının çıkmaması için etrafa korku salın… Siz hâlâ…
Kızıyorum
kendi kendime. Ama bırakın ses çıkarmayı, yazamıyorum bile.
Bu
BOP denen proje uygulayıcılarının insanlığın içine ettiğini ne zaman
anlayacağız?
Bir
de şunu keşfettim: gözyaşlarının çok çeşidi var. Öteden beri kederden mi
sevinçten mi derler ya. Bütün duyguların kendilerine özgü gözyaşı vardır. Allah
rahmet etsin Ayetullan Ali Haney’e akan göz yaşı şehitlere akan gözyaşı
kategorisine giriyorsa bundan birçok dersler çıkarmalı.
Bizim
en zayıf taraflarımızdan biri de çok çabuk unutmaktır. Toplumların da bir
hafızası olmalı. Resmi tarihlerinden söz etmiyorum. Hafıza hafıza…
Hafızamızdaki
bilgileri akıl denen değirmen taşında öğüterek güzel düşünceler üretelim ki
zalimler değil bize saldırmak, bizi akıllarına getirince titresinler.
Titre
ve kendine gel.4
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 01. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
________________________
1.
Kendini bilen Rabbini bilir hadis midir?
Ebû
Saîd el-Harrâz'ın, “Nefsinde olanı bilmeyen rabbini nasıl bilebilir” sözü
(Sülemî, s. 231) daha sonra, “Nefsini bilen rabbini bilir” şeklinde tasavvufî
bir vecizeye dönüşmüş ve zamanla hadis olarak literatüre geçmiştir (Aclûnî, II,
262)
2. Kendimizi Görme Denemesi, Cinius Yayınları,İstanbul, 2018
3. Dayan Gözlerin Dayan, Cinius Yayınları, İstanbul,
3.
Ey Türk titre ve kendine dön sözü kime
ait?
Üstte
mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim
bozabilir. Ey Türk, titre ve kendine dön! ” 🇹🇷 ORHUN ABİDELERİ / BİLGE
KAĞAN.
