1 Mart 2026 Pazar

Ey Türk, Titre ve Kendine Dön

 


Yazık. 83 yaşında bile kendimizi tanıyamadık.

Hadis olduğu rivayet edilen “Kendini bilen Rabbini bilir.”1 sözünden hareketle 1970’ten beri, Rabbimizi bilebilme azmi ve heyecanıyla kendimi bilebilme uğraşındayım. Bu konuda kitap2 da yazdım birçok deneme de. Ama nafile. Hâlâ kendimizi tanıyamadık. En basit örneğini bugün yaşadım:

Dün Emperyalist ve Siyonist ABD ile İsrail İran’a saldırdı. Bir okulu vurdular 51 öğrencinin öldüğü birçoklarının da yaralandığı söylendi. Buna nasıl üzülmez insan?

Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğünü söyledi Tramp. Doğrusu inanmadım. Bir taktik olduğunu düşünmüştüm. Bu sabah gazeteler de haberi doğruladı. Gözlerimde buğu ile başladım okumaya. Okumam bitince gözlerimden damlalar akıyordu.

İran rejimini sevmezdim. Mollaların baskıcı tutumlarını da içimden kınardım. Ayetullah Ali Hamaney’ in ölümünde ağlayacağım hiç aklıma gelmezdi. Demek ki bu gibi durumlarda göz yaşı akla sormadan akıyor…

Garip duygularım düşünmeme çok da mâni olmuyor. Bu bir değil iki değil, İsrail Mossad ve CIA İş birliği ile nasıl nokta atışı yapabiliyor?   Demek ki içte de hainler mevcut. Sonra dönüp kendi halimizi düşünüyorum:

Köy Enstitülerini kim kapattırdı?

İhtilâlleri kim yaptırdı?

Muhtıraları kim verdirdi?

Türlü ayak oyunlarıyla hükümetleri kim kurdurdu; kim yıktırdı?

Halen ne olup bitiyor biz de?

Ben niçin böyleyim? Şimdi de içime akıyor gözyaşlarım. Gözlerim dayanamıyor. Dayan Gözlerin Dayan3 adlı bir kitap da yazmıştım sorsan.

Demek ki duygularıma hâkim olamıyorum. Oysa kendimi gayet soğuk kanlı, ciddi ve objektif olarak bilirdim. Neyse, zayıf noktamızı keşfetmek de önemlidir.

Dediğim gibi İran’ın rejimini hiç sevmezdim ama böyle mi olmalıydı? Orman kanunlarında bile bir adap var.

Tramp gibilere sadece kızıyor değilim. Acıyorum da. İnsanlığın bu hale gelmesine üzülmez mi insan?

İşin içinden çıkamıyorum. Bu ne demek! Dünya emperyalist ve Siyonist zorbaların insafına mı kalmış?

Bir ara sözde çözümler üretmeye kalkıyorum. Olmuyor olmuyor. Sonra dönüp kendimizi düşünüyorum:

Siz hâlâ ayrıştırmakla meşgul olun. Siz hâlâ iç düşman üretmekle meşgul olun. Siz hâlâ toplumu fukaralığa mahkûm ederek kendinize biat etmeye mecbur bırakın. Siz hâlâ aydınların gıkının çıkmaması için etrafa korku salın… Siz hâlâ…

Kızıyorum kendi kendime. Ama bırakın ses çıkarmayı, yazamıyorum bile.

Bu BOP denen proje uygulayıcılarının insanlığın içine ettiğini ne zaman anlayacağız?

Bir de şunu keşfettim: gözyaşlarının çok çeşidi var. Öteden beri kederden mi sevinçten mi derler ya. Bütün duyguların kendilerine özgü gözyaşı vardır. Allah rahmet etsin Ayetullan Ali Haney’e akan göz yaşı şehitlere akan gözyaşı kategorisine giriyorsa bundan birçok dersler çıkarmalı.  

Bizim en zayıf taraflarımızdan biri de çok çabuk unutmaktır. Toplumların da bir hafızası olmalı. Resmi tarihlerinden söz etmiyorum. Hafıza hafıza…

Hafızamızdaki bilgileri akıl denen değirmen taşında öğüterek güzel düşünceler üretelim ki zalimler değil bize saldırmak, bizi akıllarına getirince titresinler.

Titre ve kendine gel.4

Sabahattin Gencal, İstanbul, 01. 03. 2026


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

________________________

1.               Kendini bilen Rabbini bilir hadis midir?

Ebû Saîd el-Harrâz'ın, “Nefsinde olanı bilmeyen rabbini nasıl bilebilir” sözü (Sülemî, s. 231) daha sonra, “Nefsini bilen rabbini bilir” şeklinde tasavvufî bir vecizeye dönüşmüş ve zamanla hadis olarak literatüre geçmiştir (Aclûnî, II, 262)

2.     Kendimizi Görme Denemesi, Cinius Yayınları,İstanbul, 2018

3. Dayan Gözlerin Dayan, Cinius Yayınları, İstanbul, 

3.               Ey Türk titre ve kendine dön sözü kime ait?

Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir. Ey Türk, titre ve kendine dön! ” 🇹🇷 ORHUN ABİDELERİ / BİLGE KAĞAN.