Bugün
15 Mart Pazar günü. Artık bir ödev gibi kabul ettiğim güncemi yazmaya oturdum.
19.03
Sitemizin
“kitaplardan” bölümünde, “Yazmak Sosyal Bir ihtiyaçtır” başlıklı yazımdan
paragraflar var. Orada da belirttiğim üzere okumak farz- ayin, yazmak da farz-ı
kifayedir...
Farz-ı
kifaye, toplumun bir kısmının yapmasıyla diğerlerinin üzerinden kalkan
sorumluluktur.
Hamd
olsun farzı yerine getirdim. Okudum da okudum. Acaba farz-ı kifaye sorumluluğum
üzerimden kalkmış mıdır? Düşünelim bir,
ü ABD
ve İsrail ile İran savaşı üzerinde halkımız yeterince aydınlatılıyor mu?
ü Çeyrek
asırlık iktidarımızın Cumhuriyetimizi dönüştürme çabaları kınanıyor mu?
ü Toplumumuzun
gelir farklılığının açılmasının sebepleri üzerinde duruluyor mu?
ü Adaletsizlikle
ilgili uyarılar yapılıyor mu?
ü Eğitimin
eğitim olmaktan çıktığı konusu işleniyor mu?
ü Vefat
eden Prof. Dr. İlber Ortaylı halkımıza gereği gibi anlatılmış mı?
Evet,
bu sorunlar ve benzer sorunlar hep konu edinilmiş ve halkımıza gazete, sosyal
medya ve televizyonla servis edilmiştir.
Bu
durumda bana yazacak bir konu kalmamış mı demek oluyor? Öyle gibi görünüyorsa
da aslında yazacak çok şey var.
Bütün
bu yazılıp çizilen şeyler karşısında ilgililer ne yapmıştır? Allah (cc) rahmet
etsin bir öğretmenimizin deyişini kullanacağım: “Oğlumun adı Reşit Sen söyle
sen işit.”
Oğlumuzun
adı Reşit de olsa seçtiğimizin adı Reşit olmamalı.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 15. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
.jpeg)