3 Nisan 2026 Cuma

Kartal Nerede Yok Ki?

  


Kartal Nerede Yok ki?

        Yunus Emre ve Mevlana'yı, hayali olarak karşılıklı konuştururlar:

       …

        Mevlana, Yunus Emre'nin bir süre dergâhta kalmasını istiyordu.

         -''Evet, davetimizi kabul buyurursanız, çok memnun kalacağız. Hem de size yazdığımız 6 ciltlik Mesneviyi okurduk.'' dedi.

        Yunus Emre kalktı, kapıya doğru yönelirken ilk kez şiirsiz konuştu;

        -“Ne kadar uzun yazmışsınız! Çok emek ve gayret sarf etmişsiniz. Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik;

        ''Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.''         Yunus Emre Kapıdan hızla çıkıp gözden kayboldu...

(https://yunusemresiirleri.com/hayati/yunus-emre-ve-mevlana.html)

       Yukarıdaki alıntıya niçin yer verdim ki?

        Okuyucuları hayalen görür gibiyim. Yine onların “Çok uzun yazmışsın.” dediklerini de duyar gibiyim. “… Kartal gibi göründüm.” demek uygun düşmez. Ama “Nerede kartal yok ki…” cümlesiyle bu derleme özetlenebilir. Evet, aklımıza gelecek her yerde kartal karşımıza çıkıyor. Kimi zaman heykeliyle, logosuyla, kimi zaman hikâyelerle, benzetmelerle, kimi zaman eşyalarla; şununla bununla karşımıza çıkıyor.

En sonda söylenecek sözü başta niye söyledim ki? Bilmiyorum. Zaten kitaptaki anlatım düzeninde de bir bilimsel sistematik yok ki. (Oysa kendime göre, sözde öğretimi kolaylaştıracak bir düzenleme yapmaya çalıştım.)

        Yunus’tan Mevlana’dan söz etmeden de “Nerede kartal yok ki?” diye soramaz mıydık? Kartalla bu şair ve düşünürlerin ne ilgisi var? İnternet ortamında söylencelerde Yunus Emre başlıklı bir yazı buldum. O yazıda da kartalları gördüm. Artık her yerde kartal görüyorum.

          (...)

_______________________

Sabahattin Gencal, Kartal, Cinius Yayınevi, İstanbul, 2024