Bu şarkı, bir turuncu mandalın ardında saklanan anıları ve içimizdeki derin yaraları anlatıyor.
Hayatın küçük detayları, sevdiğimiz insanları ve kaybettiğimiz umutları hatırlatır.
Her çamaşırda, her mandalda biraz daha çoğalan hatıralarla dolu bu şarkı, dinleyiciyi geçmişe götüren duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
TURUNCU MANDAL
Pilav yapmasını da öğrendim en sonunda, Hatırlarsın, bir ara anlatmıştın ya bana... Bocalıyorum süzgecin içine yüzlerce pirinci, İçimdeki tüm sıkıntıları bocalarmış gibi… Suyun altına tuttuğumda, lavabodaki beyazlık, Akıp gitse keşke, rüyalarım çok kalabalık… Teflon tencere demiştin, iki kaşık tereyağı, biraz da sıvı, Ben içimi yakıyorum hep, şehriyelerle birlikte… Fokur fokur kaynıyorum tencerenin içinde. Tuzunu çok koyduğum da oluyor bazen, Ne zaman hayatın tadını alabildim ki zaten… Suyunu çektiğini görüyorum sonra, Demlemesini beceremiyorum ama. Çayı da demleyemezdim biliyorsun… Sıcak sıcak koyuyorum tabağa, İçim alışmış bir kere yanmaya… İstediğin o renkli mandalları da aldım, Çamaşırı hep ben yapardım, sen asardın ya… Şimdi çamaşırları da ben asıyorum balkona, Önce sarı mandalı seçiyorum, sonra kırmızıyı, Beyaz mandal da var, mavi de, yeşil de… Ama nedense turuncu olana elim gitmiyor… Turuncu hayallerimiz vardı ya bir zamanlar, Bahçedeki iki ağaç arasına asılacaktı tüm çamaşırlar… Çamaşır yıkamayı sevmiyorum artık; mandalları da attım, Kıyamadığım ise bir tek o turuncu mandal… Ahmet GENCAL