İmam-ı Rabbani Hazretleri tarafından mürşidi (büyük şeyhi) Muhammed Baki Billah’a yazılan 44. Mektup, Peygamber Efendimiz’in (sav) yüceliğini, O’na uymanın kıymetini ve zor zamanlarda yapılan ibadetin değerini konu alır. Metni sistematik olarak şu başlıklar altında özetleyebiliriz:
1. Giriş ve Mektubun Amacı
İmam-ı Rabbani, mektubuna mürşidinden gelen yazıyı büyük bir şerefle aldığını belirterek başlar. Mürşidinin "Muhammedi fakr" (manevi fakirlik ve tevazu) mirasına sahip olmasından dolayı Allah'a şükreder. Mektubun temel gayesi, Peygamber Efendimiz’e duyulan muhabbeti dile getirmek ve O'nu övmeyi ahiret kurtuluşu için bir vesile kılmaktır.
2. Hz. Muhammed'in (sav) Eşsiz Makamı
Yazar, çeşitli hadis-i şeriflere dayanarak Hz. Peygamber’in üstün vasıflarını sıralar:
İnsanlığın Efendisi: O, Arapların ve Acemlerin en hayırlısı, Âdemoğullarının en keremlisidir.
Yaratılışın Sebebi: "O olmasaydı, Allah mahlukatı yaratmaz ve rübubiyetini izhar etmezdi" hakikati vurgulanır.
Kıyametteki Önceliği: Kabri ilk açılacak olan, ilk şefaat edecek olan ve "Liva-i Hamd" (Hamd sancağı) sahibi odur.
Üstün Nesebi: Allah’ın mahlukat içinden seçtiği en hayırlı fırka, kabile ve evden (soydan) gelmektedir.
3. Tasdik ve Tekzip (İnanma ve Yalanlama)
Hayırlı Ümmet: Böylesine yüce bir Peygamber’e iman edenler, ümmetlerin en hayırlısı olma şerefine ererler.
Şerli Kimseler: O’nu yalanlayanlar ise insanların en kötüleridir. Metinde Bedevilerin küfür ve nifaktaki şiddetine atıf yapılarak, inkârın vefasızlığına dikkat çekilir.
4. Sünnet-i Seniyye'ye Tabi Olmanın Önemi
Az Amelin Çok Sayılması: Dinin zayıfladığı veya düşmanlığın arttığı (fitne zamanları) dönemlerde yapılan az bir amel, huzur ortamındaki çok amelden daha değerlidir.
Ashab-ı Kehf Örneği: Tıpkı Ashab-ı Kehf’in, inançları uğruna hicret etmeleriyle kazandıkları büyük derece gibi, zor zamanlarda sünnete sarılmak da büyük mükafatlar getirir.
Mahbubiyet (Sevilme) Sırrı: Bir kul, Allah'ın sevgilisi olan Peygamber’in yoluna girdiğinde, Allah da o kulu "Sevgilisinin bir parçasını taşıdığı için" sever.
5. Manevi (Batınî) Hicret
Eğer fiziki olarak kötü bir çevreden veya şartlardan uzaklaşmak (zahiri hicret) mümkün değilse, kişinin kalben o kötülüklerden ayrılması (batınî hicret) gerektiği öğütlenir. Dışarıdan insanlarla beraber görünse de, kalben Allah ve Resulü ile olma hali tavsiye edilir.
6. Sonuç ve Dua
Mektup, Nevruz mevsimindeki sosyal hareketliliğe ve insanların dağınık ruh hallerine kısa bir atıfta bulunarak, mürşidine ve onun şahsında tüm ecdadına dua ve selam ile son bulur. İmam-ı Rabbani, mürşidinin bu kutlu yolda sabit kalması için temennide bulunur.