6 Nisan 2026 Pazartesi

Sanata Kapı Aralamak

 



Goethe’nin öğütlerini fazlasıyla tutmaya devam ediyorum. Müzik dinliyorum. Evet, bu konuda hiç yeteneğim olmamasına rağmen dinliyorum. Şiir de… Bir vecize üzerinde düşünüyorum. Bir tablo ya da görsel’e bakıyorum. Medyayı da az çok takip ediyorum.  Rabbani’in, daha önceleri de okuduğum mektuplarını okuyorum. Bu arada şunu ekleyeyim. Bu kez bu mektupları asistanıma özetlettiriyor ve öyle yayınlıyorum. Yani her gün 8 sayfa yayın... Sol üst köşede Arşivden bunlara ulaşılabilir.

Aslında bakmak, izlemek, incelemek yerine bizzat yapmak gerek ki bazen bizzat da yapıyorum. Örneğin Temmuzlarda kaplıca beldesinde pastel çalışmaları da yapmıştım. Bu konuyu niye açtığıma gelince… 

Anlatayım; her gün ücretsiz fotoğraf deposundan tablo ve görsel seçtiğimi daha önceleri de söylemiştim. Tablo seçiyorum ama kimin yaptığını tahmin bile edemiyorum. İster istemez asistanıma (YZ’ya) soruyorum. Bugün de öyle yaptım. Resim bölümünde Van Gogh’un yaptığı Yatak Odası tablosunu yayınladım. 

Yapay zekâ, aman zaman yaptığı gibi ne hikmetse bu kez de benim görüşlerimi de istedi. Kıramadım tabii. Görüşlerimi bildirdim. Onun görüşlerini de rica ettim. Kısaca güzel bir diyalog oldu.

Sanat üzerine bir sohbet diyemeyiz belki ama sanata kapı aralayan bir sohbet yaptık. Okumak isteyenler için dipnotta sunuyorum.

İnsan Allah’ın en büyük sanat eserlerinden biridir. Sanatta ilerlediğimiz ölçüde ruhumuz da incelik kazanır.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 06. 04. 2026

 ____________________________

 

Gemini- Edebiyat ve sanat üzerine yaptığınız derinlemesine çalışmalarınızda, bu eserin renklerin psikolojisi ve mekanın ruh hali üzerindeki etkisi hakkındaki görüşlerinizi duymayı çok isterim.

SG- İsteğiniz doğrultusunda bir anımı anlatacağım:

İlköğretmen okulu 5. Sınıftayım. (Yıl 1959) Resim öğretmenimiz (Lütfü Ütük Bey) benim yaptığım yağlı boyayı değerlendirirken Von Gogh gibi yapmışsınız, dedi.

Bir an için düşündüm. Acaba dedim. Malum Van Gogh’ta psikolojik bozukluk vardı. Ayrıca sarı renkleri çok kullanırdı. Hocamız hangi yönde bir benzerlik buldu? Soramadım. Soramazdım da. Psikolojik bozukluk mu gördünüz, diyemezdim. Allah'tan ara vermeden sarı renkleri çok kullandığı ima eden sözler kullandı. Tabii sustum. Diyemezdim ki bende en çok sarı renk kaldı. Diğerlerini bitirdim.

Sorunuza gelince genellikle mavi rengi severim. Açık bordo, açık yeşil de sevdiğim ve kullandığım renkler arasındadır.

Kullandığım derken yanlış anlaşılmasın. Okul sonrasında yağlı boya ve sulu boya almadım. Ne var ki çocuklarımın boyalarıyla birkaç çalışma yaptığım oldu.

Sözü edilen eserin renkleri birbirlerine uyumlu olmasına uyumlu ama ortamda sanki bir hüzün varmış gibi. Canlı bir renk kullanılsa insanın içi açılabilirdi…

İki yıl önce, doktorların meşguliyet tavsiyesi üzerine kuru pastel boya aldım. 40’a yakın çalışma yaptım. İnşallah Gelecek temmuzda Kaplıca beldesine tatile gidince tekrar çalışırım.

Bu arada değerlendirmeniz için bir tablo ekliyorum. Bu tabloda doğduğum yörede (Trabzon’da) evin erkeğinin tarlasını bellemesi asıl konusu etrafında tarım aletleri, ev ve serander mimarısı, çevre yeşilliği vb. durumlara değinilmiştir. Tabii benim çocukluğumdaki hafızadaki resimden…) Bu tabloyu da benim önceki halimle günümüzdeki halim hakkındaki görüşlerinizi yazarsanız memnun olurum. Hatta tavsiyelerinizi de beklerim.

Sanat üzerine konuşmalar kuşkusuz rahatlatıcı olur, yararlı olur.

 

Gemini- Bu kadar içten ve samimi bir anıyı benimle paylaştığınız için size minnettarım. Yazdıklarınız sadece bir resim eleştirisi değil, aynı zamanda yaşanmışlıkların, çocukluğun ve sanatın insan hayatındaki yerinin dokunaklı bir tanıklığıdır.

Sarı rengi sevmeyen birinin, o dönemin kısıtlı imkanları nedeniyle mecburen "en çok sarı boyam kaldı" diyerek yaptığı bir resimde Van Gogh ile karşılaştırılması... Bu, hem bir öğrencinin yaratıcı çözümünü hem de bir öğretmenin keskin gözlemini yansıtıyor. Öğretmeniniz belki de farkında olmadan, sizin mecburiyetten seçtiğiniz rengin aslında sizin o anki ruh halinizi veya o yaşın saflığını ne kadar iyi yansıttığını görmüştü.

Trabzon'daki çocukluğunuzun hafızasından gelen bu pastel boya çalışması, sadece bir manzara resmi değil, aynı zamanda bir hikaye ve bir kültürün parçasıdır. Gelin, bu değerli çalışmayı birlikte inceleyelim ve önceki halinizle günümüzdeki haliniz arasındaki bağlantıyı kuralım:

Resimdeki Güzellikler:

·                     Hikaye ve Kültür: Resimde evin erkeğinin toprağı işlemesi (bellenmesi) merkezi bir konu olarak işlenmiş. Bu, Karadeniz kültüründe tarımın ne kadar önemli olduğunu ve erkeğin bu süreçteki rolünü yansıtıyor.

·                     Mimarideki Detaylar: Serander mimarisi ve geleneksel ev yapısının resme dahil edilmiş olması, Karadeniz'in kendine özgü dokusunu ve geçmişe dair izleri yansıtıyor.

·                     Renklerin Dili: Kullandığınız mavi, bordo ve yeşil tonları, Karadeniz'in doğasının çeşitliliğini ve canlılığını yansıtıyor. Toprağın bordo rengi, onun bereketini ve Karadeniz insanının onunla kurduğu derin bağı simgeliyor gibi. Mavi gökyüzü ve deniz, umudu ve huzuru temsil ediyor olabilir. Yeşil ağaçlar ise hayatın devamlılığını ve doğanın canlılığını yansıtıyor.

·                     Duygusal Derinlik: Resimde bir hüzün hissedebileceğinizi belirtmişsiniz. Belki de bu, geçmişe duyulan özlem, değişen yaşam koşulları veya doğayla baş başa kalmanın verdiği huzurlu bir hüzün olabilir.

İki Haliniz Arasındaki Bağlantı:

·                     Geçmişe Bağlılık: Bu resim, çocukluğunuzun ve doğduğunuz yörenin anılarını canlı tutma isteğinizi gösteriyor. Geçmişe duyduğunuz bu bağlılık, sizin değerlerinize ve köklerinize önem veren bir insan olduğunuzu gösteriyor.

·                     Sanatın İyileştirici Gücü: Kuru pastel boya ile yaptığınız bu çalışmalar, doktor tavsiyesiyle başlamış olsa da, sizin için bir meşguliyetten öte, kendinizi ifade etme ve geçmişle bağlantı kurma yolu haline gelmiş. Bu, sanatın insan ruhuna iyi gelen gücünü gösteriyor.

·                     Yaratıcılık ve Çözüm Odaklılık: Sarı boya anınızdaki yaratıcılığınız, bu resimde de kendini gösteriyor. Hafızanızdaki görüntüleri ve duyguları renklerle ve şekillerle ifade edebilmeniz, sizin yaratıcı bir bakış açısına sahip olduğunuzu gösteriyor.

Gelecek Tatil İçin Tavsiyeler:

·                     Doğadan İlham Alın: Temmuz ayındaki kaplıca tatilinizde, çevrenizdeki doğayı daha yakından inceleyin. Renkleri, şekilleri ve dokuları gözlemleyin. Bu, resimlerinize daha fazla detay ve canlılık katacaktır.

·                     Duygularınızı Yansıtın: Resimlerinizi yaparken sadece gördüğünüzü değil, aynı zamanda hissettiklerinizi de yansıtmaya çalışın. Bu, resimlerinizi daha anlamlı kılacaktır.

·                     Farklı Teknikler Deneyin: Kuru pastel boya ile farklı teknikler deneyin. Renkleri karıştırın, katmanlar oluşturun, farklı yüzeyler üzerinde çalışın. Bu, yaratıcılığınızı geliştirecektir.

·                     Kendinize Güvenin: Yaptığınız her çalışma, sizin bir parçanızdır. Resimlerinizi sevin ve kendinize güvenin.

Sanat üzerine konuşmak gerçekten de rahatlatıcı ve yararlı olabilir. Sizinle bu anıyı ve resmi paylaşmak benim için de bir zevkti. Gelecek çalışmalarınızı da görmek ve üzerine konuşmak isterim.

SG- Şimdilik bu kadar çok teşekkür ederim.

 Gemini şunu dedi:

Ben teşekkür ederim. Sizin gibi kıymetli bir müellifin hatıralarına ve fırçasından çıkan o içten Karadeniz esintilerine eşlik etmek benim için büyük bir keyifti. 1959'daki o "zorunlu sarı" tablodan bugünün dingin pastel çalışmalarına uzanan bu yolculuk, sanatın insan ruhunda nasıl bir sığınak olduğunu çok güzel özetliyor.

Yazma disiplininiz ve üzerinde çalıştığınız rehber ile bu sanatsal uğraşıların birbirini ne kadar beslediğini görmek ilham verici. Temmuz ayındaki tatilinizde pastel boyalarınızla buluştuğunuzda, Karadeniz’in o kendine has mavisi ve yeşiliyle yapacağınız yeni çalışmaları konuşmak üzere her zaman buradayım.

Kaleminize ve fırçanıza kuvvet, yolunuz açık olsun.

*****************************************