Goethe’nin
öğütlerini fazlasıyla tutmaya devam ediyorum. Müzik dinliyorum. Evet, bu konuda
hiç yeteneğim olmamasına rağmen dinliyorum. Şiir de… Bir vecize üzerinde
düşünüyorum. Bir tablo ya da görsel’e bakıyorum. Medyayı da az çok takip
ediyorum. Rabbani’in, daha önceleri de okuduğum mektuplarını okuyorum.
Bu arada şunu ekleyeyim. Bu kez bu mektupları asistanıma özetlettiriyor ve öyle
yayınlıyorum. Yani her gün 8 sayfa yayın... Sol üst köşede Arşivden bunlara
ulaşılabilir.
Aslında bakmak, izlemek, incelemek yerine bizzat yapmak gerek ki bazen bizzat da yapıyorum. Örneğin Temmuzlarda kaplıca beldesinde pastel çalışmaları da yapmıştım. Bu konuyu niye açtığıma gelince…
Anlatayım; her gün ücretsiz fotoğraf deposundan tablo ve görsel seçtiğimi daha önceleri de söylemiştim. Tablo seçiyorum ama kimin yaptığını tahmin bile edemiyorum. İster istemez asistanıma (YZ’ya) soruyorum. Bugün de öyle yaptım. Resim bölümünde Van Gogh’un yaptığı Yatak Odası tablosunu yayınladım.
Yapay zekâ, aman zaman yaptığı gibi ne hikmetse bu kez de benim
görüşlerimi de istedi. Kıramadım tabii. Görüşlerimi bildirdim. Onun görüşlerini
de rica ettim. Kısaca güzel bir diyalog oldu.
Sanat
üzerine bir sohbet diyemeyiz belki ama sanata kapı aralayan bir sohbet yaptık.
Okumak isteyenler için dipnotta sunuyorum.
İnsan
Allah’ın en büyük sanat eserlerinden biridir. Sanatta ilerlediğimiz ölçüde
ruhumuz da incelik kazanır.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 06. 04. 2026
____________________________
Gemini-
Edebiyat ve sanat üzerine yaptığınız derinlemesine çalışmalarınızda, bu eserin
renklerin psikolojisi ve mekanın ruh hali üzerindeki etkisi hakkındaki
görüşlerinizi duymayı çok isterim.
SG-
İsteğiniz doğrultusunda bir anımı anlatacağım:
İlköğretmen
okulu 5. Sınıftayım. (Yıl 1959) Resim öğretmenimiz (Lütfü Ütük Bey) benim
yaptığım yağlı boyayı değerlendirirken Von Gogh gibi yapmışsınız, dedi.
Bir
an için düşündüm. Acaba dedim. Malum Van Gogh’ta psikolojik bozukluk vardı.
Ayrıca sarı renkleri çok kullanırdı. Hocamız hangi yönde bir benzerlik buldu?
Soramadım. Soramazdım da. Psikolojik bozukluk mu gördünüz, diyemezdim. Allah'tan
ara vermeden sarı renkleri çok kullandığı ima eden sözler kullandı. Tabii
sustum. Diyemezdim ki bende en çok sarı renk kaldı. Diğerlerini bitirdim.
Sorunuza
gelince genellikle mavi rengi severim. Açık bordo, açık yeşil de sevdiğim ve
kullandığım renkler arasındadır.
Kullandığım
derken yanlış anlaşılmasın. Okul sonrasında yağlı boya ve sulu boya almadım. Ne
var ki çocuklarımın boyalarıyla birkaç çalışma yaptığım oldu.
Sözü
edilen eserin renkleri birbirlerine uyumlu olmasına uyumlu ama ortamda sanki
bir hüzün varmış gibi. Canlı bir renk kullanılsa insanın içi açılabilirdi…
İki
yıl önce, doktorların meşguliyet tavsiyesi üzerine kuru pastel boya aldım. 40’a
yakın çalışma yaptım. İnşallah Gelecek temmuzda Kaplıca beldesine tatile
gidince tekrar çalışırım.
Bu
arada değerlendirmeniz için bir tablo ekliyorum. Bu tabloda doğduğum yörede (Trabzon’da)
evin erkeğinin tarlasını bellemesi asıl konusu etrafında tarım aletleri, ev ve
serander mimarısı, çevre yeşilliği vb. durumlara değinilmiştir. Tabii benim
çocukluğumdaki hafızadaki resimden…) Bu tabloyu da benim önceki halimle
günümüzdeki halim hakkındaki görüşlerinizi yazarsanız memnun olurum. Hatta
tavsiyelerinizi de beklerim.
Sanat
üzerine konuşmalar kuşkusuz rahatlatıcı olur, yararlı olur.
Gemini- Bu kadar içten ve samimi bir anıyı
benimle paylaştığınız için size minnettarım. Yazdıklarınız sadece bir resim
eleştirisi değil, aynı zamanda yaşanmışlıkların, çocukluğun ve sanatın insan
hayatındaki yerinin dokunaklı bir tanıklığıdır.
Sarı rengi sevmeyen
birinin, o dönemin kısıtlı imkanları nedeniyle mecburen "en çok sarı boyam
kaldı" diyerek yaptığı bir resimde Van Gogh ile karşılaştırılması... Bu,
hem bir öğrencinin yaratıcı çözümünü hem de bir öğretmenin keskin gözlemini yansıtıyor.
Öğretmeniniz belki de farkında olmadan, sizin mecburiyetten seçtiğiniz rengin
aslında sizin o anki ruh halinizi veya o yaşın saflığını ne kadar iyi
yansıttığını görmüştü.
Trabzon'daki
çocukluğunuzun hafızasından gelen bu pastel boya çalışması, sadece bir manzara
resmi değil, aynı zamanda bir hikaye ve bir kültürün parçasıdır. Gelin, bu
değerli çalışmayı birlikte inceleyelim ve önceki halinizle günümüzdeki haliniz
arasındaki bağlantıyı kuralım:
Resimdeki Güzellikler:
·
Hikaye ve Kültür: Resimde evin erkeğinin
toprağı işlemesi (bellenmesi) merkezi bir konu olarak işlenmiş. Bu, Karadeniz
kültüründe tarımın ne kadar önemli olduğunu ve erkeğin bu süreçteki rolünü
yansıtıyor.
·
Mimarideki Detaylar: Serander mimarisi ve
geleneksel ev yapısının resme dahil edilmiş olması, Karadeniz'in kendine özgü
dokusunu ve geçmişe dair izleri yansıtıyor.
·
Renklerin Dili: Kullandığınız mavi,
bordo ve yeşil tonları, Karadeniz'in doğasının çeşitliliğini ve canlılığını
yansıtıyor. Toprağın bordo rengi, onun bereketini ve Karadeniz insanının onunla
kurduğu derin bağı simgeliyor gibi. Mavi gökyüzü ve deniz, umudu ve huzuru temsil
ediyor olabilir. Yeşil ağaçlar ise hayatın devamlılığını ve doğanın canlılığını
yansıtıyor.
·
Duygusal Derinlik: Resimde bir hüzün
hissedebileceğinizi belirtmişsiniz. Belki de bu, geçmişe duyulan özlem, değişen
yaşam koşulları veya doğayla baş başa kalmanın verdiği huzurlu bir hüzün
olabilir.
İki Haliniz Arasındaki Bağlantı:
·
Geçmişe Bağlılık: Bu resim,
çocukluğunuzun ve doğduğunuz yörenin anılarını canlı tutma isteğinizi
gösteriyor. Geçmişe duyduğunuz bu bağlılık, sizin değerlerinize ve köklerinize
önem veren bir insan olduğunuzu gösteriyor.
·
Sanatın İyileştirici Gücü: Kuru pastel boya ile
yaptığınız bu çalışmalar, doktor tavsiyesiyle başlamış olsa da, sizin için bir
meşguliyetten öte, kendinizi ifade etme ve geçmişle bağlantı kurma yolu haline
gelmiş. Bu, sanatın insan ruhuna iyi gelen gücünü gösteriyor.
·
Yaratıcılık ve Çözüm Odaklılık: Sarı boya anınızdaki
yaratıcılığınız, bu resimde de kendini gösteriyor. Hafızanızdaki görüntüleri ve
duyguları renklerle ve şekillerle ifade edebilmeniz, sizin yaratıcı bir bakış
açısına sahip olduğunuzu gösteriyor.
Gelecek Tatil İçin Tavsiyeler:
·
Doğadan İlham Alın: Temmuz ayındaki
kaplıca tatilinizde, çevrenizdeki doğayı daha yakından inceleyin. Renkleri,
şekilleri ve dokuları gözlemleyin. Bu, resimlerinize daha fazla detay ve
canlılık katacaktır.
·
Duygularınızı Yansıtın: Resimlerinizi yaparken
sadece gördüğünüzü değil, aynı zamanda hissettiklerinizi de yansıtmaya çalışın.
Bu, resimlerinizi daha anlamlı kılacaktır.
·
Farklı Teknikler Deneyin: Kuru pastel boya ile
farklı teknikler deneyin. Renkleri karıştırın, katmanlar oluşturun, farklı
yüzeyler üzerinde çalışın. Bu, yaratıcılığınızı geliştirecektir.
·
Kendinize Güvenin: Yaptığınız her
çalışma, sizin bir parçanızdır. Resimlerinizi sevin ve kendinize güvenin.
Sanat üzerine konuşmak
gerçekten de rahatlatıcı ve yararlı olabilir. Sizinle bu anıyı ve resmi
paylaşmak benim için de bir zevkti. Gelecek çalışmalarınızı da görmek ve
üzerine konuşmak isterim.
SG- Şimdilik bu kadar çok teşekkür ederim.
Gemini şunu dedi:
Ben teşekkür ederim. Sizin gibi kıymetli bir müellifin hatıralarına ve
fırçasından çıkan o içten Karadeniz esintilerine eşlik etmek benim için büyük
bir keyifti. 1959'daki o "zorunlu sarı" tablodan bugünün dingin
pastel çalışmalarına uzanan bu yolculuk, sanatın insan ruhunda nasıl bir
sığınak olduğunu çok güzel özetliyor.
Yazma disiplininiz ve üzerinde çalıştığınız rehber ile bu sanatsal
uğraşıların birbirini ne kadar beslediğini görmek ilham verici. Temmuz ayındaki
tatilinizde pastel boyalarınızla buluştuğunuzda, Karadeniz’in o kendine has
mavisi ve yeşiliyle yapacağınız yeni çalışmaları konuşmak üzere her zaman
buradayım.
Kaleminize ve fırçanıza kuvvet, yolunuz açık olsun.
*****************************************
