Belirtilen adreste yer alan İmam-ı Rabbânî Hazretleri’ne ait 84. Mektup (Seyyid Ahmed-i Kadirî'ye yazılmıştır), tasavvuf ile şeriat (İslamiyet) arasındaki kopmaz bağı ve manevi mertebelerin hakikatini ele almaktadır.
Metnin sistematik özeti konu başlıklarına göre şu şekildedir:
1. Giriş ve Dua
Mektup, muhataba şeriat caddesinde istikamet üzere olması, tüm gayretini Allah’a yöneltmesi ve O’ndan başka her şeyden yüz çevirmesi yönünde dualarla başlar.
"Sevgiliden (Allah'tan) söz etmenin" her halükarda tatlı ve kıymetli olduğu vurgulanarak konuya giriş yapılır.
2. Şeriat ve Hakikat Arasındaki Aynılık
Bütünlük: Şeriat ve tarikat (hakikat) aslında birbirinden farklı şeyler değildir. Aralarındaki tek fark icmal (öz/özet) ile tafsil (detaylı açıklama), istidlal (delille bilme) ile keşif (görerek/yaşayarak bilme) farkıdır.
Manevi Dönüşüm: Şeriatın ilim ve hükümleri, kişi hakkal-yakîn (hakikate tam ererek yaşama) mertebesine ulaştığında tamamen açılır ve netleşir. Bu mertebede gayb hali şehadete (görür gibi olmaya) dönüşür; ibadet ve amellerdeki zorluk ve yük olma hissi ortadan kalkar.
3. Hakkal-Yakîn (Hakikate Ulaşmanın) Alameti
Bir kişinin hakikatin en üst mertebesine ulaştığının en kesin alameti, o makamda elde ettiği ilim ve marifetlerin şeriatın hükümleriyle birebir uyumlu olmasıdır.
Şeriat ile hakikat arasında "kıl payı" kadar bile bir uyumsuzluk veya aykırılık varsa, bu durum o kişinin henüz hakikatlerin hakikatine (gerçek vuslata) ulaşamadığının kesin bir delilidir.
4. Tasavvuf Büyüklerinin Halleri: Sekr (Manevi Sarhoşluk) ve Sahv (Ayıklık)
Yol Esnası (Sekr): Tarikat büyüklerinden şeriata aykırı gibi görünen bir söz veya amel sadır olmuşsa, bu durum onların yolculuk esnasında yaşadıkları sekr (manevi sarhoşluk ve şuursuzluk) halinden kaynaklanır.
Yolun Sonu (Sahv): Tasavvuf yolunun nihayetine (müntehî) varanların hali ise tamamen sahv yani tam bir uyanıklık ve ayıklık halidir. Onlar vakte ve hale esir olmazlar; aksine vakit ve haller onların kemaline tabi olur.
5. "Şeriat Kabuk, Hakikat Özdür" Sözünün Şerhi
Bazı mutasavvıfların söylediği bu söz, ilk bakışta istikametten uzak görünse de iyi niyetle şu şekilde yorumlanabilir: Delile dayanan ilim (istidlal) keşfe nispetle, özet bilgi de detaylı bilgiye nispetle bir kabuk gibidir.
Ancak hali istikamet üzere olan büyük tasavvuf önderleri, yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bu tür muhalif ifadelere izin vermezler. Şah-ı Nakşibend Hazretleri de bu yolun (seyrü süluk) amacını: "Özet olan marifeti detaylandırmak ve delille bilineni keşif mertebesine (yaşayarak görmeye) ulaştırmaktır" şeklinde özetlemiştir.
6. Sonuç ve Sürpriz İstirham (Tavsiye Mektubu Bölümü)
Mektubun sonunda İmam-ı Rabbânî, mektubu taşıyan Kadı Şureyh soyundan Şeyh Mustafa Şüreyhî için yardım ricasında bulunur. Bu kişinin asil bir aileden geldiğini, ancak maddi sıkıntıya düştüğü için ferman ve iyi hal kağıtlarını yanına alarak asker olmak amacıyla geldiğini belirtir. Muhatabından, bu kişiye yakınlık göstererek sıkıntıdan kurtulmasına yardımcı olmasını istirham eder.