10 Şubat 2026 Salı

"Okul Çocuğa Gelir"

 



Günceler genellikle günün sonunda veya günün sonlarına doğru yazılır. Ben de genellikle sona doğru yazarım ama bugün günün başlarında yazmaya başladım.

Bir dakika, başlarında mı dedim? Ne başı saat 11.26.

Gün gece yarısı başlıyor. Buna da şaşırıyorum. Ben genellikle güneşle birlikte başlamayı yeğliyorum da…

Bir dakika, güneş görülmüyor sanki… Sen öyle san Sabahattin.

Ne güneşler vardı bu dünyada.

Ahaa, başka bir konuya geçti. Bir değerli arkadaşımın dikkatini çekti bu geçişler…

Efendim, Sabahattin daldan dala atlıyor. Doğrudur bu ama ağaçtan ağaca atlamıyor.

Bir ağaç düşünelim. O kalın gövdesi ana fikirse dalları da yardımcı fikirlerdir. İşte bunun gibi her metnin ana fikri ve yardımcı fikirleri vardır. Bazı metinlerde ana fikir yardımcı fikirlerin değerlendirmesi sonucu çıkar. Nasıl bir örnek versem? Hah buldum, fındık dalları gibi.

Yine gittik doğduğum yöreye. Fındığımızı dünya pazarlarında gereği gibi değerlendiremedik.

Söylediği şeye bak. Fındığımızı değerlendiremedik. Neyi değerlendirdik ki biz? Fındık yöresinden örnek vereyim. Trabzon’un Çarşıbaşı kasabasında yetişen bunca kişiyi değerlendirebildik mi? Örneğin rahmetli Recep Yazıcı’yı…

Bugün sosyal medyada rastladım Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya. Recep Yazıcı’yı anlatıyordu. Ortaylı benden 4 yaş kadar küçüktür ama ben onu daima büyük olarak kabul ettim. Çünkü o benim TODAİE’de hocamdı. Ellerinden öperim. Yazıcı’yı anlatırken eğitim politikası üzerinde duruyor:

Evet, kapanan köy okulları. Bu kapatmanın kasıtlı olup olmadığını bilmiyorum. Bilindiği üzere dünyada örnek olan Köy Enstitülerimiz kapatıldı. Bu enstitülerin mirası üzerinde kurulan ilköğretmen okulları kapatıldı. (Yani Benim yetiştiğim okul kapatılmış oldu) daha sonra Yüksek Öğretmen Okulları ve eğitim Enstitüleri (Yani yine benim yetiştiğim okul) kapatıldı. Yani suyu baştan kestiler.

Ek olarak söyleyeyim. Benim mezun olduğum ilkokulu da kapattılar. Niçin? Yeteri kadar öğrenci yok. Taşımalı öğretime geçtiler. Evet köylülerimizin çoğu kışın Marmara bölgesindedir. Ancak çay toplamak için yazın köye giderler. Tatil için gidenler de oluyor. Şunu da belirteyim. Köyümüzde üç cami var. Yanlış olmasın iki veya üç kadrolu imam var. Yanlış anlaşılmasın imamlara karşı değilim ama bir de öğretmen olsa kıyamet mi kopardı?

Okullarımı kapatanlar ağzımı da kapatmaya kalkmazlar inşallah. Ya, ne yazıyorum ben. Ağzımı açmadan iç konuşmayla yazıyorum bunları.  Aslında başka bir şey yazacaktım.

Ne yazacaktın Sabahattin?

Yine sosyal medyada, Ortaylı ile karşılaşmadan az önce Mihail Zoşçenko ile ilgili bir yazı okudum. Daha önce bu yazının başka bir versiyonunu okumuş ve bir yazımda “O palyoço benim.” demiştim.

Zoşçenko’nun peşinden gittim. Neden mi? Çünkü o ünlü bir mizah yazarıymış. Benim de mizahı yazılara ihtiyacım var ya… Bayağı eseri var. Seslendirilen öyküler de var… Ama önceliği değerli hocama verdim. Bu Rus yazarı da medyadan bölümüne aldım. Yolda bıraksam olmazdı.

Zoşçenko’yu okuyunuz tavsiyesi yapmıyorum. Günümüzde, onun anlattıkları mizah sayılmaz ki… Hangi konuyu ele alırsak kara mizahla karşılıyoruz.

Son olarak şunu yazayım: Eğitimle mizah yapılmaz. Bu iş şakaya gelmez.

Bir an önce bir an önce…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 10. 02. 2026

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 



Prof. Dr. İlber Ortaylı anlatıyor:
“Süper Vali” Recep Yazıcıoğlu’nun eğitime bakışı:
“Çocuk okula gelmediyse, okul çocuğa gider.”