İbrahim Kiras’ın "Senin Ahlakın Sana Benim Ahlakım Bana" ve "Dindarların Ahlak Problemi" başlıklı yazıları, Türkiye’deki toplumsal ve dini ahlak anlayışının yapısal sorunlarını birbirini tamamlayan bir perspektifle ele almaktadır.
Bu iki yazının birleşimiyle ortaya çıkan sistemli özet
şu şekildedir:
1. Toplumsal Ahlak Standardının
Yokluğu ve "Kabilecilik"
Kiras’a göre Türk toplumunun en temel sorunu, üzerinde
uzlaşılmış bir "toplumsal ahlak standardı"na sahip olmamasıdır.
- İkili Standart: Toplum,
modern anlamda "millet" olma aşamasını tamamlayamadığı için
ahlaki ilkeleri evrensel bir hukuk gibi değil, bir "aidiyet"
meselesi olarak görür. Başkası yaptığında "ayıp" veya
"günah" kabul edilen bir davranış, "bizim mahalleden"
biri yaptığında meşrulaştırılır.
- Adalet Duygusunun Kaybı: Ahlakın
özü adalettir. Ancak Türkiye'de insanlar yanlışa "yanlış olduğu
için" değil, "kendilerine yapıldığı için" itiraz ederler.
Aynı yanlış "ötekine" yapıldığında sessiz kalınması, ahlakın
insani özünden koptuğunu gösterir.
2. Ahlakın Sembolleşmesi ve
"Bacak Arasına" Sıkışması
Yazar, ahlak kavramının toplumda çok dar bir alana
hapsedildiğini savunur:
- Şekilci Ahlak: Ahlak ve
namus kavramları büyük oranda kadın-erkek ilişkilerine ve kadınların giyim
kuşamına indirgenmiştir.
- Büyük Günahların Kanıksanması: Toplum,
kadınların sosyal hayattaki davranışlarını sert şekilde yargılarken;
rüşvet, yolsuzluk, liyakatsizlik, işçi hakkı gaspı ve yalan gibi
"büyük" ahlaki kusurları aynı derecede "ayıp"
görmemektedir. Domuz eti yememek gibi kimlik sembolleri, kul hakkı
yemekten daha önemli bir hassasiyet noktası haline gelmiştir.
3. Dindarlık ve Ahlak Arasındaki
Kopukluk
"Dindarların Ahlak Problemi" yazısında
Kiras, dindar kesimin neden "yüksek ahlak timsali" olamadığını
felsefi ve tarihi kökenleriyle açıklar:
- Fıkhın Baskınlığı: İslam
geleneğinde ahlak (etik), bağımsız bir disiplin olarak gelişememiştir.
Din, daha çok ibadet ve hukuk kuralları (fıkıh) üzerinden tanımlanmıştır.
Fıkıhta insan bir "özne" değil, kuralın uygulandığı bir
"nesne"dir. Özgür iradenin ve öznenin olmadığı yerde ise gerçek
ahlaktan söz edilemez.
- Kur'an'ın Ahlak Çağrısının Göz
Ardı Edilmesi: Prof. Mustafa Çağrıcı'nın çalışmalarına
atıfla; Kur'an'ın üçte birinin ahlakla ilgili olmasına ve "iyi bir
Müslüman'ın" özelliklerinin çoğunun ahlaki erdemler olmasına rağmen,
geleneksel eğitimde ahlak, "olsa iyi olur" denilen bir "tahsinat"
(süsleme) kategorisine itilmiştir.
- İbadet vs. Ahlak:
Dindarlık; giyim, kuşam ve ibadet alışkanlıklarına indirgenmiş; adalet,
merhamet ve dürüstlük gibi özdeki değerler bu şekilciliğin gölgesinde
kalmıştır.
4. Sonuç: Ahlaki Çöküş mü, Yapısal
Sorun mu?
İbrahim Kiras’a göre bugün yaşanan "ahlaki çöküş" sadece bugünün veya mevcut iktidarın bir sonucu değildir; kökleri çok daha eskilere (Nurettin Topçu’nun 1960’lardaki isyanına kadar) dayanan yapısal bir sorundur. Çözüm, ahlakı bir "kimlik sembolü" olmaktan çıkarıp, yalnız başınayken bile geçerli olan evrensel bir "etik" değerler sistemi (doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet) olarak yeniden inşa etmekten geçmektedir
Sözü edilen yazıların URL leri:
https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kiras/senin-ahlakin-sana-benim-ahlakim-bana-1606725
https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kiras/dindarlarin-ahlak-problemi-1607048
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
VECİZE |
|
|
| ||||||
