14 Mart 2026 Cumartesi

Rabbani'nin Mektupları- 021

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından kaleme alınan 21. Mektup, Şeyh Muhammed Mekkî bin Hacı Mûsâ Lâhorî'ye hitaben yazılmıştır. Bu mektubun ana temalarını şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Manevi Yolculuğun Şartı: Fenâ (Nefsi Terbiye)

Mektup, Allahü Teâlâ’ya ulaşmanın ve İslam'ın hakikatine kavuşmanın ancak "ölmeden önce ölmek" sırrına ermekle mümkün olduğunu vurgular. Kişi, nefsinin isteklerinden (enfüsî putlar) ve dış dünyaya ait sahte bağlılıklardan (afakî putlar) kurtulmadıkça tam bir imana ve hakiki kulluğa erişemez.

2. Velayet (Evliyalık) Dereceleri

  • İlk Adım: "Fenâ" makamı, velayete atılan sadece ilk adımdır. Başlangıcı bu kadar yüce olan bir yolun sonunun ne kadar muazzam olacağı ifade edilir.

  • Peygamberlere Bağlı Velayet: Her peygamberin kendine has bir velayet makamı vardır ve her birinin derecesi birbirinden üstündür.

  • Velâyet-i Muhammediyye: Evliyalığın en yüksek derecesi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) "kademi (ayağı) altında" bulunan velayettir. Bu makamda aracıların ve perdelerin kalktığı, tam bir yakınlık (Vasl-ı uryânî) ve vecd halinin hasıl olduğu belirtilir.

3. Nakşibendî Yolunun Üstünlüğü

Mektubun sonunda, Nakşibendiyye yolunun (Silsile-i Aliyye) diğer manevi yollara göre üstünlüğü anlatılır. Bu yolun en büyük özelliği, diğer yolların sonuna vardığı noktayı (müntehayı) kendi yolunun başlangıcına yerleştirmesidir. Bu sebeple Nakşibendî yolunda ilerleyenlerin manevi dereceleri daha hızlı ve yüksek olur.

Özetle; mektup gerçek imana ulaşmanın yolunun nefsi arındırmaktan geçtiğini, evliyalık makamlarının en yücesinin Peygamber Efendimize tam bağlılıkla elde edilebileceğini ve Nakşibendî yolunun bu hedefe ulaştıran en kısa ve tesirli yol olduğunu açıklamaktadır.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 



İmam-ı Rabbani Hazretleri - 1.Bölüm - Gönül Sultanları ‪@tgrtbelgeseltv‬


📜 Hindistan'da yetişen en büyük velî ve âlim. Âriflerin ışığı, velîlerin önderi, İslâmın bekçisi, müslümanların baştâcı, müceddid, müctehid ve İslâm âlimlerinin gözbebeğidir.

İnsanların îtikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenmelerini, öğrendikleri bu bilgiler ile amel etmelerini sağlayan, insanları Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine "Silsile-i aliyye" denilen İslâm âlimlerinin yirmi üçüncüsüdür.

İsmi, Ahmed bin Abdülehad bin Zeynel'âbidîn'dir. Lakabı Bedreddîn, künyesi Ebü'l-Berekât'dır. 1563 (H.971) senesinde Hindistan'ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. İmâm-ı Rabbânî ismiyle tanınmıştır. İmâm-ı Rabbânî, Rabbânî âlim demek olup, kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından eksiksiz ve kâmil, olgun âlim demektir.

Hicrî ikinci bin yılının müceddidi (yenileyicisi) olmasından dolayı"Müceddîd-i elf-i sânî", ahkâm-ı İslâmiye ile tasavvufu birleştirmesi sebebiyle, "Sıla" ismi verilmiştir. Hazret-i Ömer'in soyundan olduğu için ,"Fârûkî" nesebiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu için de oraya nisbetle, "Serhendî" denilmiştir. Bütün bu vasıflarıyla birlikte ismi, İmâm-ı Rabbânî Müceddîd-i elf-i sânî Şeyh Ahmed-i Fârûkî Serhendî'dir.

Babası ve dedelerinin hepsi, zamanlarının büyük âlimleri, sâlih ve fazîletli kimseleri idiler. Babası Abdülehad Efendi din ve fen ilimlerinde yetişmiş, tasavvufta da en son mertebeye ulaşmıştı. Gençliğinde ilmi yaymak, insanlara hizmet etmek, doğru yolu göstermek için seyahat ettiği sıralarda, Hindistan'ın meşhûr kasabalarından Skendere'ye gitmişti. O memleketten asîl bir âileye mensûb sâliha bir hanım, firâsetiyle Abdülehad Efendinin mübârek bir zât olduğunu anlayıp, ona; "Kendi kucağımda terbiye edip büyüttüğüm, iffet ve ismet cevheri bir kız kardeşim vardır. Böyle sâliha bir kızın sizinle nikâhlanmasını arzû ediyorum. Bu ricâmı kabûl edeceğinizi umarım." diye haber gönderdi. Abdülehad Efendi bir müddet düşündükten sonra teklifi kabûl edip, o kızla nikâhlandı. Bu evliliklerinden İmâm-ı Rabbânî hazretleri doğdu.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri çocukluğunda şiddetli bir hastalığa tutulmuştu. Evlerinde büyük bir üzüntü hâsıl olup, vefât edeceğini zannetmişlerdi. O zamânın meşhûr velîlerinden ve Abdülkadir-i Geylânî'nin yolunun büyüklerinden Şâh Kemâl Kihtelî Kâdirî'ye götürüp duâsını istediler. Şâh Kemâl Kâdirî, İmâm-ı Rabbânî'yi görünce büyük bir hayranlıkla bakarak babasına; "Hiç üzülmeyiniz. Bu çocuk çok yaşayacak, ilmiyle âmil, büyük bir âlim ve eşsiz bir velî olacak." demiş ve çocuğun elinden tutup, öpmüştü. Muhabbetle sarılmalarından dolayı, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin feyzi ve nûru, mübârek vücûdunu kapladı. Şâh Kemâl Kâdirî, İmâm-ı Rabbânî hazretleri hakkında çok güzel ve büyük müjdeler verdi. İmâm-ıRabbânî yedi-sekiz yaşlarında iken Şâh Kemâl Kâdirî vefât etti. Gönül Sultanları Kanalına Abone Ol:    / @gonulsultanlari_tgrt   Bu kanalda, hayatını Allahû Teâlâ’nın rızasına adamış, insanlara örnek olan mübarek zatların hayatlarını konu edinen “Gönül Sultanları” belgeselleri yayınlanmaktadır. Gönül Sultanları, her türlü zorluğa rağmen İslâm’ın nuruyla yolları aydınlatan, ilim, irfan ve hikmetle kalpleri fetheden evliyaların menkıbelerini sizlere aktarır. Her bölümde, bu manevî büyüklerden birinin hayatını öğrenerek onların nasıl Gönül Sultanı olduklarına şahit olacaksınız. TGRT Belgesel TV Canlı İzle: https://youtube.com/tgrtbelgeseltv/live NSosyal Next'teyiz: https://sosyal.teknofest.app/@tgrtbel... Resmi Web Sitesi: https://tgrtbelgesel.com.tr İletişim: izleyicitemsilcisi@tgrtbelgesel.com