Bugün,
blogspot.com’da, sadece bu günlükleri yazmak için “günlük” adlı bir blog açtım.
Sessiz sedasız açtım. Ne kimseye duyurdum ne de arama motorlarıyla ilgili
işlemleri yapabildim.
Bu
konuda bir teknik bilgim yoktu zaten; ama epeyce blog açtığım için pratik
bilgim vardı. Ancak yakın zamanda epeyce değişiklikler oldu. Bu değişikliklere
yabancı kaldım. Bu konu bir taraftan rahatsız ediyor beni; bir taraftan da
kızıyorum kendi kendime: “Emsallerin blog nedir bilmezken sen teknik konuları
tam olarak bilmediğinden şikâyetçisin. Böylesi iyiye alâmet değil bilesin…”
İşte
böyle konuşuyorum kendi kendimle. Bu blog işlerini rayına oturtabilirsem
zamandan tasarruf etmiş olacağım. Austin Dobson; “Hayatınızı seviyorsanız,
zamanınızı boşa geçirmeyiniz; çünkü zaman hayatın ta kendisidir.” derken ne
kadar da haklı…
Evimizin
hemen yanındaki Huzur Camiine, Cuma namazına gittim. Cuma namazının
faziletlerini, az da olsa yaşadım.
(…)
Ben,
günün birçok saatlerini yalnız geçiriyorum. Bu saatleri uzlete çekilmiş gibi
değerlendirebilirim inşallah.
İnsan
her duyduğunu, her gördüğünü de yazamaz ki, yazabildi diyelim bu konularda
kendi yorumunu ekleyebilir mi? Yorum eklemek kuşkusuz en doğrusu; ama o zaman
günlük, günlük olmaktan çıkar; adeta bir kitap olur. Onun için kısa kısa, ana
hatlarıyla yazalım:
(…)
Deftere
yazarken sadece günü belirtmiyor dakikaları da yazıyordum. Öylesi de teferruat
olur değil mi? Öyle ya tarihi belge mi bu? Bazı günlükler tarihi belge
olabilir; ama bizimkisi her telden bir şey…
Sabahattin
Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 15. 03. 2019
_______________________________
SabahattinGencal, ANAHTAR DELİĞİ GÜNLÜK, Cinius Yayınları, İstanbul, 2020
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
