Kesilmiş
bir ağacın yaşını tespit edebiliyoruz:
“Kesilmiş
bir ağacın yaşı, gövde kesitindeki yıllık büyüme halkalarının (yaş halkaları)
sayılmasıyla tespit edilir. Her bir açık (ilkbahar) ve koyu (sonbahar/kış)
renkli halka çifti, ağacın yaşadığı bir yılı temsil eder. Daha geniş halkalar
verimli, dar halkalar ise kurak veya soğuk yılları işaret eder.”
Bir
başka deyişle kesilmiş bir ağacın yaşını tespit etmekle kalmıyoruz. Onun baştan
sona geçirdiği mevsimler hakkında da bilgi ediniyoruz. Dahası yaşadığı
coğrafyanın durumu ve bir de kendine özel bakılıp bakılmadığı vb.
Bazı
düşünürler, yazar ve şairler ve de hayata katkı sağlayanlar hayattan kesilince haklarında
incelemeler başlar. Biyografileri yazılır. Hatta bazıları, topluma ayna
tutmuşlarsa tarihçiler tarafından da ele alınır.
Peki.
Kesilmemiş
bir ağacın yaşı tespit edilemez mi? Tabii orasını bilemiyorum. Bu konuda
atmasyon bir iki kelam edebilirim:
Kesilmemiş
bir ağacın yaşını öğrenmek için en iyi yöntem ağaca yaşını sorarız. Böyle bir
şey olmaz mı? Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, frekanslarını öğrenebilirsek her
cisimle konuşabileceğimizi söylüyor. O günleri görebilir miyiz? Güzel olurdu. Yunus Emre’nin sarı çiçeğe sorduğu gibi biz de
ağaçlara da her yaratığa da sorarız:
“Sordum
sarı çiçeğe,
Benzin
niye sararmış?
Çiçek
der ki: Ey derviş,
Âhım
dağlar eritmiş.
Sizde
de ecel varmış,
Ölüm
korkusu sarmış,
Çiçek
der ki: Ey derviş,
Ölümsüz
yer nereymiş?”
Bizimkisi
de söz mü şimdi? Frekanslarını bilsek tüm yaratıkların hâl hatırını sorarmışız.
Öyle mi? Annenin babanın hâl hatırını soruyor musun? Komşunun nasıl geçindiğini
dert ediyor musun? Tüm yaratıklara sorarmış… Aslında halife olarak tüm
yaratıklarla ilgilenmek taahhüt ettiğimiz bir görevdir. Görevlerimizin
asgarisini yapalım hiç olmazsa…
Kesilmemiş
ağaçların yaşını sormuyoruz. Yazarlarla, şairlerle, düşünürlerle hiç
ilgilenmiyoruz. Bu demektir ki ortalığın aydınlanmasını istemiyoruz. Ortalık
aydınlanırsa pislikler mi görünür?
“Teşbihte hata olmaz” derler ama
benzetmeyi ileri götürürsek Wietnam bataklığına gireriz. Onun için sadede
gelelim:
Bizim
yaşımız eskiden alnımızın çizgilerinden öğrenilirdi. Şimdilerde DNA’dan… “DNA
veya deoksiribonükleik asit, insanlarda ve neredeyse tüm diğer organizmalarda
kalıtsal materyaldir. Bir insanın vücudundaki hemen hemen her hücre aynı DNA'ya
sahiptir. DNA'nın çoğu hücre çekirdeğinde bulunur (burada nükleer DNA olarak
adlandırılır)”
Peki,
insanın bilgisi, kültürü, olgunluğu vb. nereden öğrenilir? Bunun için bin bir
yol ve yöntem var. Bunlardan biri de insanın yazdıklarıdır. İnsan mektup da
yazar, hikâye ve roman da kitap da. Blog da yazar, dijital içerikler de kısaca
üretir de üretir. Hamd olsun bizim de öykülerimiz ve çeşitli kategoriler de
kitaplarımız var. Halen açık olduğu halde faal duruma getiremediğimiz üç
blogumuz da var. Ve;
İşte
bu GÜNLÜK…
Burada
yazdıklarıma günce diyorum ama GÜNE NOT da diyebiliriz. Sekiz ayrı sayfadan
oluşuyor ama not Günce kısmında.
Bu
notlar elbet bir ağacın halkası gibi değil ama bir çizgi sayılır gibime
geliyor. Bu çizgiler birleştirilirse kalp sintigrafi gibi zigzaglar oluşur mu?
Bak,
işi nereye getirdik?
Kendimizi
kınamayalım. Bir ara ne demişti Prof. Dr. Ziya Kahveci, tabii aklımda kaldığı
kadarını mealen yazıyorum: “Bana birkaç cümle söylesin, üç adım atsın hakkında
500 sayfalık kitap yazarız…” Koskoca düşünür yalan söylemez tabii.
Aklıma
geldi, birkaç cümle değil bayağı yazdım. Bu yazdıklarımdan kaç cilt kitap
yazabilir Sayın Kahveci. Burada duralım. Acaba bizim yapay zekâlar bakalım bu
işe ne derler. Çoğul eki kullanmamalıydım. Sadece birine soracağım.
Şimdiden
merak etmeye başladım. Merak etmeden bilim olmaz. Aydın da söylemiyor mu?
Merak, şaşırma, yanılma vb. bilimin ön şartı gibi.
Her
zaman sonuç cümlesi de gerekir mi bilemiyorum…
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 07. 03. 2026
MERAK EDENLERE,
Övüldük mü, doğrusu mahcup oluruz. Evet bir bakıma övülmek güzel ama sonunda insan kendini övmeye başlar. Kısaca kibire kadar gider bu iş. Zerre kadar kibri olanların sonu cehennemdir, derler. Allah korusun.
Yukarıda Yapay zekânın Güne Not yazısını ve beni nasıl değerlendireceğini merak ettiğimi söylemiştim.
Beni, olamayacağım kadar övdü. Övmeseydi aşağıda yayınlardım. Ama bu defa ben de övünmüş gibi olurdum ve... Allah korusun. Onun için ayrı bölümde (Medyadan bölümünde) yayınladım. İsteyenler için;
"Güne Not" Yazısının Değerlenmesi başlıklı yazıyı okumak isteyenler lütfen tıklasın.
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
