İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin mürşidi Muhammed Bakibillah’a yazdığı 11. Mektup, tasavvufi makamların hallerini, nefsle mücadelenin inceliklerini ve müridlerin manevi durumlarını içeren kapsamlı bir arzuhaldir. Metni sistemli bir şekilde şu başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Manevi Makamlar ve Keşifler
Hulefâ-i Râşidîn Makamları: İmam-ı Rabbani, manevi seyrinde sırasıyla Hz. Osman, Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’in makamlarına ulaştığını beyan eder. Bu makamların "irşad ve tekmil" (olgunlaştırma) makamları olduğunu belirtir.
Mahbubiyet Makamı: Hz. Ebubekir’in makamı hizasında, ondan biraz daha yüksekte, "mahbubiyet" (sevilme) makamını müşahede etmiştir. Bu makamda kendisinin ufuklara yayılan latif bir bulut gibi genişlediğini hissetmiştir.
Ehl-i Beyt'in Durumu: Bazı makamlarda sadece Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve İmam Zeynel Abidin gibi zatların sebat ettiğini, diğer büyüklerin ise buralardan geçip gittiğini ifade eder.
2. Nefsin Kusurlarını Görme ve İtham Etme
Mektubun en vurgulu kısımlarından biri nefis terbiyesidir. Yazara göre bu yolda ilerlemenin iki ana şartı vardır:
Nefsi Daima Suçlamak: Kişi, kendisinden sadır olan her hayırlı işte bile nefsini itham etmeli, amel defterinin hayırlardan boş olduğunu ve dünyadaki en günahkar kişiden bile daha aşağıda olduğunu kabul etmelidir.
Mükemmel Bir Mürşidin Sohbeti: İkinci yol ise tam bir cezbe sahibi mürşidle beraber olmaktır.
3. Fenâ ve Bekâ Hakikatleri
İradenin Fenâsı: Yazar, kendi iradesinin tamamen yok olduğunu, ne bir muradının ne de bir isteğinin kaldığını ("ne murad var ne irade") belirtir.
Ebu Said Ebülhayr’ın Sözü: Şeyh Ebu Said’in "Aslı kalmayanın eseri de kalmaz" sözündeki sırrın kendisine açıldığını, "ayân-ı sabite"nin (eşyanın Allah ilmindeki hakikati) bile fena bulduğu bir makamı müşahede ettiğini anlatır.
Vahdet-i Vücud Meselesi: Kalbinin artık teorik marifet kitaplarına değil, geçmiş büyüklerin hallerine meylettiğini; Vahdet-i Vücud meselelerinde Şeyh Alâüddevle Simnani’nin görüşlerine (Vahdet-i Şuhud'a yakınlık) meyil duyduğunu ifade eder.
4. İrşad Faaliyeti ve Sosyal Haller
Hizmetin Zarureti: Dünyanın dalalet (sapıklık) dalgaları içinde olduğunu, bu yüzden mürşidlerin kendi hallerine dalıp halkı irşad etmeyi bırakmalarının doğru olmadığını, bu hizmetin "zaruri ve hoş" olduğunu savunur.
Dünyevi Sıkıntılar: Yakınlarına zulmedildiğini, mülklerine el konulduğunu ancak kalbinde bu zulmü yapanlara karşı en ufak bir nefret veya ağırlık hissetmediğini belirtir.
5. Talebelerin (İhvanın) Durumları
Mektubun sonunda müridlerinin manevi karnelerini sunar:
Mevlana Ma'hud: Cezbe makamını tamamlamış, ehadiyet makamına ulaşmış ve fena halindedir.
Şeyh Nur: Cezbe makamında takılı kalmış, terakki edememiştir.
Diğerleri: Seyyid Şah Hüseyin, Meyan Cafer ve diğer arkadaşlarının makamlarındaki iniş ve çıkışlarını mürşidine rapor eder. Bazılarının edebe riayetsizlik yüzünden durakladığını üzülerek belirtir.
Özetle: Bu mektup, bir dervişin ulaştığı en üst manevi zirvelerde bile "hiçlik" ve "kusurluluk" hissini nasıl koruduğunun, mürşidine olan tam bağlılığının ve talebelerinin gelişimini titizlikle takip edişinin bir belgesidir.
***************************************************************************************************
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
| |
| ||||||
_____________________________