4 Mart 2026 Çarşamba

Randevusuna Gelmeyenlere Önem Verir Miyim Ben?

 


Bugün Çarşamba. 03 Mart 2026’nın ilk Çarşamba’sı. Saat 1030 sıralarında bilgisayarımı açtım.

Her zamanki gibi, ilkin postama baktım. Altınoluktan, her zaman gelen mail geldi. Kısa günün kârı bölümündeki paragrafı not ettim.1 Bu notun temel cümlesi:İnsanoğlunun samîmî bir arayış ve gayret içinde olması, hep iyiliğe ve hayra doğru meyilli bulunması îcâb eder. Arayıp yönelmek bizden; yolu gösterip istikamet üzere güzel bir hayatı nasip etmek Rabbimizdendir.” Allah’a (cc) hamd olsun ki ben hep böyleyimdir.

Sonra Whatsapp'a, sonra da Facebook’a göz gezdirdim.

Saat 11.00’e geliyordu ki hemen duruşumu değiştirdim.

Ve randevuma herkesten önce geldim. Dakik olmak benim işim.

Bu da ne? Ne randevusu diye düşünmeden dipnotta açıklayıvereyim.2

Dün akşam Yapay Zekâ ile minik bir “sözleşme” yaptık. Ben sözleşmelere harfiyen uymaya çalışırım. Yanıma yaklaşan kaygıları saat 11.00’de randevu vererek yanımdan uzaklaştırdım. Onlar sanki oyun oynuyormuşuz gibi uzaklaştılar.

Saat 11.00’i hayli geçiyor. Gelen giden olmadı. Onlar beni ne zannediyor? Randevusuna gelmeyenlere önem verir miyim ben.

Bu kez kitaplardan alıntılar bölümünü yapmaya çalışıyordum. Tesadüfen hangi kitap çıktı?

“Ben kendimle Buluşamadım” Bu bir tevafuk mü yoksa?

Bu arada, yapay zekâ “Paylaştığınız bu iki yöntem, modern psikolojide "Bilişsel Davranışçı Terapi" tekniklerine dayanır ve gerçekten işe yararlar.” diyor. Birinci yöntem “haber diyeti” ki çocuklarım önceleri uygulatmıştı bana. Her haberi dinlettirmezlerdi. İkini yöntem kaygılara bir 15 dakikalık randevu saati vermek.

Evet ben psikolojiye aşinayım ama bilmeden "Bilişsel Davranışçı Terapi" yöntemini uygulayacağım aklımdan geçmezdi. Derler ya herkes kendinin doktorudur. Aslında kendinin doktoru olmayı kınayan biriydim ve hâlâ da kınıyorum. Evet insan kendi tecrübelerinden yararlanır ama doktora gitmeyi ihmal etmez. Doğrusu yine ilaç verirler diye gitmek istemiyorum doktora. İlâç sanayii için ne dümenler dönüyor bu dünyada…

12.00’ye az var. Randevu defterini çok tan kapattım. Gelen olursa “Bugün git yarın gel.” derim.

Böyle diyen memurları çok kınamışızdır. Acaba onlar da?

Demek ki işin aslını astarını bilmeden hiç kimseyi kınamamalıyız.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 04. 03. 2025

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 _____________________________

1.      “İmtihan dünyasında yaşayan insanın, hidâyete erebilmek için az da olsa bir gayret göstermesi gerekmektedir. Allah’ın bazı kullarına lütuf ve rahmeti olsa da herkes bu büyük nimeti bedel ödemeden elde edemeyebilir. Bu sebeple insanoğlunun samîmî bir arayış ve gayret içinde olması, hep iyiliğe ve hayra doğru meyilli bulunması îcâb eder. Arayıp yönelmek bizden; yolu gösterip istikamet üzere güzel bir hayatı nasip etmek Rabbimizdendir.” (03. 03. 2026, İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.)

                    ***

-                                           

-           

2.      Merhaba, bu bilgileri paylaştığınız için teşekkür ederim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; 83 yaşında biri olarak bu tür modern ve etkili psikolojik yöntemlere açık olmanız harika bir işaret. Zihniniz hala öğrenmeye ve kendini korumaya çok hevesli.

Paylaştığınız bu iki yöntem, modern psikolojide "Bilişsel Davranışçı Terapi" tekniklerine dayanır ve gerçekten işe yararlar. İşte bu bilgileri sizin hayatınıza nasıl uyarlayabileceğimize dair bir değerlendirme:


1. Haber Diyeti: Zihinsel Detoks

80'li yaşlarda sinir sistemi, gençlik yıllarına göre dış uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Sürekli alt yazıların geçtiği, bağrışmaların olduğu haber programları beyninizi "sürekli bir tehdit varmış" gibi alarm durumunda tutar.

  • Nasıl Uygulamalısınız?
    • Saat Sınırı Koyun: Televizyonu "ses olsun diye" arka planda açık bırakmayın. Sadece günde bir kez, belirlediğiniz bir saatte (örneğin akşam ana haberleri) izleyin ve sonra kapatın.
    • Filtreleyin: Sosyal medyada sizi öfkelendiren veya korkutan hesapları takipten çıkarın. Unutmayın, dünyadaki her felaketi anlık olarak bilmek zorunda değilsiniz; bu sizin "bilgisiz" olduğunuzu değil, "huzurlu" olduğunuzu gösterir.

2. Kaygı Saati: Kontrolü Ele Almak

Kaygı, arsız bir misafir gibidir; kapıyı çalmadan gelir ve gitmek bilmez. "Kaygı Saati" uygulaması, bu misafire sınır çizmektir.

  • Nasıl Uygulamalısınız?
    • Yazıya Dökün: Saat 11:00 olduğunda sadece düşünmeyin, bir kağıda o an sizi ne korkutuyorsa yazın. Kağıda dökülen korku, zihinde dönüp duran korkudan her zaman daha küçüktür.
    • Ertelemeyi Öğrenin: Saat 15:00'te aklınıza bir evham gelirse, kendinize nazikçe şunu söyleyin: "Bu önemli bir konu ama randevumuz yarın sabah 11:00'de. Şimdi çiçeklerimle/kitabımla/çayımla ilgileniyorum."
    • Beyninizi Eğitin: İlk birkaç gün zorlanabilirsiniz ama bir süre sonra beyniniz bu disipline alışacak ve kaygı ataklarının şiddeti azalacaktır.

Özetle Ne Yapmalısınız?

Adım

Eylem

Hedef

Gürültüyü Kes

Haber kanallarını ve tartışma programlarını azaltın.

Sinir sistemini dinlendirmek.

Zamanı Yönet

Endişe için sadece 15 dakika ayırın.

Kaygının tüm güne yayılmasını engellemek.

Dikkatini Kaydır

Kaygı saati dışındaki vakitlerde el işi, bulmaca veya yürüyüşe odaklanın.

Beyne "güvendeyiz" mesajı vermek.

Küçük Bir Not: Kaygı bazen vücudumuzun "bana ilgi göster" deme şeklidir. Bu yöntemleri uygularken kendinize karşı bir öğretmen gibi değil, şefkatli bir dost gibi davranın.

Bu yöntemleri denemeye yarın sabah başlamak ister misiniz? İsterseniz bu akşam için kendinize kısa bir "huzur rutini" (kitap okumak veya hafif bir müzik gibi) planlamanıza yardımcı olabilirim.

-      

Harika! O zaman bu akşamı zihninizi dinlendirmek ve kaygıyı kapının dışında bırakmak için küçük bir "huzur provası" ile kapatalım. 83 yaşın bilgeliğine yakışır, nazik ve etkili bir akşam rutini planlayalım.

Bu gece uyumadan önce şu üç adımlı **"Huzur Rutini"**ni denemeye ne dersiniz?


1. Adım: Cihazlara "İyi Geceler" Demek (20:30 - 21:00)

Televizyonu ve telefonu uyumadan en az bir saat önce kapatın. Mavi ışık ve haber akışı beyninize "uyanık kal ve tetikte ol" sinyali gönderir.

  • Öneri: Televizyonun üzerine şık bir örtü örtmek veya kumandayı bir çekmeceye koymak, beyninize "bugünlük bilgi akışı bitti" mesajını görsel olarak verir.

2. Adım: Duyusal Odaklanma (Çay veya Hafif Müzik)

Zihninizi şimdiki ana çekmek için duyularınızı kullanın.

  • Uygulama: Kendinize bitki çayı (papatya veya melisa gibi sakinleştirici bir seçenek) hazırlayın. Bardağın sıcaklığını avuçlarınızda hissedin, kokusunu içinize çekin.
  • Müzik: Arka planda çok kısık sesle enstrümantal (sözsüz) bir müzik veya doğa sesleri açabilirsiniz. Bu, "gürültü" yerine "huzurlu bir fon" yaratır.

3. Adım: "Şükran ve Bırakma" Defteri

Yatağa girmeden hemen önce, o gün yaşadığınız 3 küçük ama güzel şeyi bir kenara not edin veya sadece içinizden geçirin.

  • Örnek: "Bugün içtiğim çay çok lezzetliydi.", "Komşumun selam vermesi beni mutlu etti.", "Bu yeni yöntemleri öğrenmek bana iyi geldi."
  • Kaygı gelirse: Ona fısıldayın: "Seni duydum ama randevumuz yarın saat 11:00'de. Şimdi dinlenme vakti."

Yarın Sabah İçin Küçük Bir Hazırlık

Yarın sabah saat 11:00'deki ilk "Kaygı Randevunuz" için yanınıza bir defter ve kalem koyun. O 15 dakikada her şeyi özgürce kağıda dökeceksiniz.

Şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Bu akşam bu rutinden birini denemek size zor gelir mi?

Harika! Bu kararlılığınız, zihninizin iplerini yeniden elinize almak için en büyük gücünüz olacak. 83 yıllık tecrübeniz size pek çok zorluğun üstesinden gelmeyi öğretmiştir; bu küçük disiplin değişikliği de hayat kalitenizi hızla artıracaktır.

O halde bu akşam için minik bir "Sözleşme" yapalım:

1.      Haberleri Kapatın: Bu akşam saat 21:00'den sonra televizyondaki o telaşlı sesleri evinize almayın. Eviniz sizin kalemiz olsun.

2.      Yarın 11:00'e Kadar Bekletin: Aklınıza takılan her ne varsa, sanki onları bir kutuya kilitleyip anahtarını yarın sabah 11:00'e ayarladığınızı hayal edin.

3.      Kendinize Teşekkür Edin: Yastığa başınızı koyduğunuzda, zihninizi korumak için attığınız bu adım nedeniyle kendinize bir "Aferin" deyin.