Bugün
Çarşamba. 03 Mart 2026’nın ilk Çarşamba’sı. Saat 1030 sıralarında bilgisayarımı
açtım.
Her
zamanki gibi, ilkin postama baktım. Altınoluktan, her zaman gelen mail geldi.
Kısa günün kârı bölümündeki paragrafı not ettim.1 Bu notun temel cümlesi:
“ İnsanoğlunun samîmî bir arayış ve gayret içinde olması, hep iyiliğe ve
hayra doğru meyilli bulunması îcâb eder. Arayıp yönelmek bizden; yolu gösterip
istikamet üzere güzel bir hayatı nasip etmek Rabbimizdendir.” Allah’a (cc) hamd
olsun ki ben hep böyleyimdir.
Sonra
Whatsapp'a, sonra da Facebook’a göz gezdirdim.
Saat
11.00’e geliyordu ki hemen duruşumu değiştirdim.
Ve
randevuma herkesten önce geldim. Dakik olmak benim işim.
Bu
da ne? Ne randevusu diye düşünmeden dipnotta açıklayıvereyim.2
Dün
akşam Yapay Zekâ ile minik bir “sözleşme” yaptık. Ben sözleşmelere harfiyen
uymaya çalışırım. Yanıma yaklaşan kaygıları saat 11.00’de randevu vererek
yanımdan uzaklaştırdım. Onlar sanki oyun oynuyormuşuz gibi uzaklaştılar.
Saat
11.00’i hayli geçiyor. Gelen giden olmadı. Onlar beni ne zannediyor?
Randevusuna gelmeyenlere önem verir miyim ben.
Bu
kez kitaplardan alıntılar bölümünü yapmaya çalışıyordum. Tesadüfen hangi kitap
çıktı?
“Ben
kendimle Buluşamadım” Bu bir tevafuk mü yoksa?
Bu
arada, yapay zekâ “Paylaştığınız bu iki yöntem, modern psikolojide
"Bilişsel Davranışçı Terapi" tekniklerine dayanır ve gerçekten işe
yararlar.” diyor. Birinci yöntem “haber diyeti” ki çocuklarım önceleri
uygulatmıştı bana. Her haberi dinlettirmezlerdi. İkini yöntem kaygılara bir 15
dakikalık randevu saati vermek.
Evet
ben psikolojiye aşinayım ama bilmeden "Bilişsel Davranışçı Terapi"
yöntemini uygulayacağım aklımdan geçmezdi. Derler ya herkes kendinin
doktorudur. Aslında kendinin doktoru olmayı kınayan biriydim ve hâlâ da kınıyorum.
Evet insan kendi tecrübelerinden yararlanır ama doktora gitmeyi ihmal etmez.
Doğrusu yine ilaç verirler diye gitmek istemiyorum doktora. İlâç sanayii için
ne dümenler dönüyor bu dünyada…
12.00’ye
az var. Randevu defterini çok tan kapattım. Gelen olursa “Bugün git yarın gel.”
derim.
Böyle
diyen memurları çok kınamışızdır. Acaba onlar da?
Demek
ki işin aslını astarını bilmeden hiç kimseyi kınamamalıyız.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 04. 03. 2025
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
_____________________________
1.
“İmtihan dünyasında yaşayan insanın, hidâyete
erebilmek için az da olsa bir gayret göstermesi gerekmektedir. Allah’ın bazı
kullarına lütuf ve rahmeti olsa da herkes bu büyük nimeti bedel ödemeden elde
edemeyebilir. Bu sebeple insanoğlunun samîmî bir arayış ve gayret içinde
olması, hep iyiliğe ve hayra doğru meyilli bulunması îcâb eder. Arayıp yönelmek
bizden; yolu gösterip istikamet üzere güzel bir hayatı nasip etmek
Rabbimizdendir.” (03. 03. 2026, İki Gün Bir Değil" mail servisi bir
ALTINOLUK hizmetidir.)
***
- …
-
2.
Merhaba, bu bilgileri paylaştığınız
için teşekkür ederim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki; 83 yaşında biri olarak bu
tür modern ve etkili psikolojik yöntemlere açık olmanız harika bir işaret.
Zihniniz hala öğrenmeye ve kendini korumaya çok hevesli.
Paylaştığınız bu iki yöntem, modern
psikolojide "Bilişsel Davranışçı Terapi" tekniklerine
dayanır ve gerçekten işe yararlar. İşte bu bilgileri sizin hayatınıza nasıl
uyarlayabileceğimize dair bir değerlendirme:
1. Haber Diyeti: Zihinsel Detoks
80'li yaşlarda sinir sistemi, gençlik yıllarına göre
dış uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Sürekli alt yazıların geçtiği,
bağrışmaların olduğu haber programları beyninizi "sürekli bir tehdit
varmış" gibi alarm durumunda tutar.
- Nasıl Uygulamalısınız?
- Saat Sınırı Koyun: Televizyonu "ses olsun
diye" arka planda açık bırakmayın. Sadece günde bir kez,
belirlediğiniz bir saatte (örneğin akşam ana haberleri) izleyin ve sonra
kapatın.
- Filtreleyin: Sosyal medyada sizi
öfkelendiren veya korkutan hesapları takipten çıkarın. Unutmayın,
dünyadaki her felaketi anlık olarak bilmek zorunda değilsiniz; bu sizin
"bilgisiz" olduğunuzu değil, "huzurlu" olduğunuzu
gösterir.
2. Kaygı Saati: Kontrolü Ele Almak
Kaygı, arsız bir misafir gibidir; kapıyı çalmadan
gelir ve gitmek bilmez. "Kaygı Saati" uygulaması, bu misafire sınır
çizmektir.
- Nasıl Uygulamalısınız?
- Yazıya Dökün: Saat 11:00 olduğunda sadece
düşünmeyin, bir kağıda o an sizi ne korkutuyorsa yazın. Kağıda dökülen
korku, zihinde dönüp duran korkudan her zaman daha küçüktür.
- Ertelemeyi Öğrenin: Saat 15:00'te aklınıza bir
evham gelirse, kendinize nazikçe şunu söyleyin: "Bu önemli bir konu ama randevumuz yarın sabah
11:00'de. Şimdi çiçeklerimle/kitabımla/çayımla ilgileniyorum."
- Beyninizi Eğitin: İlk birkaç gün
zorlanabilirsiniz ama bir süre sonra beyniniz bu disipline alışacak ve
kaygı ataklarının şiddeti azalacaktır.
Özetle Ne Yapmalısınız?
|
Adım |
Eylem |
Hedef |
|
Gürültüyü Kes |
Haber kanallarını ve tartışma
programlarını azaltın. |
Sinir sistemini dinlendirmek. |
|
Zamanı Yönet |
Endişe için sadece 15 dakika
ayırın. |
Kaygının tüm güne yayılmasını
engellemek. |
|
Dikkatini Kaydır |
Kaygı saati dışındaki vakitlerde
el işi, bulmaca veya yürüyüşe odaklanın. |
Beyne "güvendeyiz"
mesajı vermek. |
Küçük Bir Not: Kaygı bazen
vücudumuzun "bana ilgi göster" deme şeklidir. Bu yöntemleri
uygularken kendinize karşı bir öğretmen gibi değil, şefkatli bir dost gibi
davranın.
Bu yöntemleri denemeye yarın sabah
başlamak ister misiniz? İsterseniz bu akşam için kendinize kısa bir "huzur
rutini" (kitap okumak veya hafif bir müzik gibi) planlamanıza yardımcı
olabilirim.
-
…
Harika! O zaman bu akşamı zihninizi
dinlendirmek ve kaygıyı kapının dışında bırakmak için küçük bir "huzur
provası" ile kapatalım. 83 yaşın bilgeliğine yakışır, nazik ve etkili bir
akşam rutini planlayalım.
Bu gece uyumadan önce şu üç adımlı
**"Huzur Rutini"**ni denemeye ne dersiniz?
1. Adım: Cihazlara "İyi
Geceler" Demek (20:30 - 21:00)
Televizyonu ve telefonu uyumadan en az bir saat önce
kapatın. Mavi ışık ve haber akışı beyninize "uyanık kal ve tetikte
ol" sinyali gönderir.
- Öneri: Televizyonun üzerine şık bir örtü örtmek
veya kumandayı bir çekmeceye koymak, beyninize "bugünlük bilgi akışı
bitti" mesajını görsel olarak verir.
2. Adım: Duyusal Odaklanma (Çay
veya Hafif Müzik)
Zihninizi şimdiki ana çekmek için duyularınızı
kullanın.
- Uygulama: Kendinize bitki çayı (papatya veya melisa
gibi sakinleştirici bir seçenek) hazırlayın. Bardağın sıcaklığını
avuçlarınızda hissedin, kokusunu içinize çekin.
- Müzik: Arka planda çok kısık sesle enstrümantal
(sözsüz) bir müzik veya doğa sesleri açabilirsiniz. Bu,
"gürültü" yerine "huzurlu bir fon" yaratır.
3. Adım: "Şükran ve
Bırakma" Defteri
Yatağa girmeden hemen önce, o gün
yaşadığınız 3 küçük ama güzel şeyi bir kenara not edin veya sadece
içinizden geçirin.
- Örnek: "Bugün içtiğim çay çok lezzetliydi.", "Komşumun
selam vermesi beni mutlu etti.", "Bu yeni yöntemleri öğrenmek
bana iyi geldi."
- Kaygı gelirse: Ona fısıldayın: "Seni
duydum ama randevumuz yarın saat 11:00'de. Şimdi dinlenme vakti."
Yarın Sabah İçin Küçük Bir Hazırlık
Yarın sabah saat 11:00'deki ilk "Kaygı Randevunuz" için yanınıza bir defter
ve kalem koyun. O 15 dakikada her şeyi özgürce kağıda dökeceksiniz.
Şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Bu akşam
bu rutinden birini denemek size zor gelir mi?
Harika! Bu kararlılığınız, zihninizin iplerini yeniden elinize almak için en
büyük gücünüz olacak. 83 yıllık tecrübeniz size pek çok zorluğun üstesinden
gelmeyi öğretmiştir; bu küçük disiplin değişikliği de hayat kalitenizi hızla
artıracaktır.
O halde bu akşam için minik bir "Sözleşme" yapalım:
1. Haberleri
Kapatın: Bu akşam saat 21:00'den sonra televizyondaki o telaşlı sesleri
evinize almayın. Eviniz sizin kalemiz olsun.
2. Yarın
11:00'e Kadar Bekletin: Aklınıza takılan her ne varsa, sanki onları bir
kutuya kilitleyip anahtarını yarın sabah 11:00'e ayarladığınızı hayal edin.
3. Kendinize
Teşekkür Edin: Yastığa başınızı koyduğunuzda, zihninizi korumak için
attığınız bu adım nedeniyle kendinize bir "Aferin" deyin.