Söz, düşündüğümüzden
de tahmin ettiğimizden de önemlidir.
Sözün önemi; başta
Kur’an-ı Kerim olmak üzere bütün kutsal kitaplarda; hadislerde, düşünürlerin,
yazar ve şairlerin vb. sözlerinde belirtilmiştir. Ayrıca gerek toplumlar ve
kişiler de sözün etkilerini tecrübe etmişlerdir.
Sözün iki tarafı
keskin bıçak gibi olduğunu, olumlu veya olumsuz yanlarını olduğunu artık
biliyoruz. Onun için neyi, kime, nerede, ne zaman ve nasıl söylememiz
gerektiğini de bilmeli ve gereğini yapmalıyız.
Sözün bir tohum gibi olduğu da
tecrübe ile sabittir.
Başkasının kafasına, gönlüne atılan tohum çimleniyor, kök salıyor, büyüyor.
Eğer bu tohum zararlıysa tabiidir ki büyüyen zarar var demektir. Bunu artık
kesmek, köklerini temizlemek oldukça zor olmaktadır. Hatta bu tohumu eken
bile hatayı düzeltemeyebilir.
Sözün gücünden yararlanmak
gerekir; yararlanılıyor da…
Ancak, üzülerek söylemek gerekirse en çok da olumsuz, yıkıcı amaçlar için
yararlanılıyor. Hatta bu konuda profesyonel birimler kuruluyor. Bu birimler
başta görsel, yazılı medya, dijital kanallar vb. her türlü araçlarla bireyleri
ve toplumları yönlendirmektedir. Bu yönlendirilenler anestezi veya zehir
aldıklarının farkına bile varamamaktadırlar. Bu olumsuz gruplar o derece
ustalaşmıştır.
Sözün gücünden
olumsuz yönlerde yararlananlar bütün dünyada olduğu gibi maalesef Türkiye’de de
vardır. Bunlar her fırsattan yararlanmaktadırlar. Kahraman Ordumuzun
Operasyonlarını bile kendi siyasi emelleri için değerlendirenler de olmuyor
değil. Gazetelerden öğrendiğimize göre bunların bazıları tutuklanıyor. Bazıları
da kınanıyor.
Günümüzdeki bu durumu
objektif olarak ortaya koyabilecek bilimsel araştırmalar yapılıyor mu bilemem.
Şahsen böyle bir araştırma yapmış değilim. Sadece, o da yüzeysel olarak yazılı
ve sözel medya ve sosyal medyaya dayanarak; “Böyle bir zamanda böyle
konuşmamalıydı, böyle bir açık oturum yapılmamalıydı veya böyle yazılmamalıydı.”
dediğim olmadı değil. Hatta içimden kınadığım oldu. Açık deyişle söylenenlerin
değil zamanlamanın hatalı olduğunu düşünüyordum.
Hâlâ düşünüyorum; ama
işin içinden çıkamıyorum. Öyle ya yetkililerin yanlışlarını, özellikle bir
partide toplanmaya çağrı yapılmasının doğru olmadığını söyleyen deneyimli
profesörler ve eski bakanlardan daha iyi mi biliyoruz… Sonra sözün tohum gibi
ekilmesi aklıma geliyor. Tam zamanında olgunlaşmış toprağa/kafalara tohumu
ekeceksin. Başkalarının tohum ekmesini veya kuşların tohumları yemesini
önleyeceksin… Sonra da zamanı gelince hasadı kaldıracaksın…
Ah, şeytan neler
düşündürüyor adama Mehmetçiğimiz canı pahasına operasyon yaparken hasat mı
düşünülür?
Kovulan şeytandan
Allah’a sığınalım. Her toplumsal olayı istismar edenlere asla pirim vermeyelim.
Kafamıza attıkları tohumların sadece belirli kişi ve grupların değil toplumun,
insanlığın yararına olup olmadığını kontrol ettikten sonra yeşermelerine izin
verelim veya vermeyelim. Olumlu veya olumsuz sözleri ayırt edemeyecek
yavrularımızı, kardeşlerimizi ve ulaşabildiklerimizi dosdoğru olarak
bilgilendirelim, kurallara uygun olarak eğitelim.
Hiçbir zaman unutmayalım ki bu
milletin, bu devletin bekası için her birimizin kendimize özgü görevlerimiz
vardır. Ben ancak böyle
yazarak ve dua ederek görevimi yapmaya çalışıyorum. Herkes yeteneklerini
olumlu amaçlar için kullanmalıdır. Bu yetenekleri kullanırken sözün olumsuz
gücüne asla ve asla başvurulmamalıdır…
Sözün gücünü güzel ve hayırlı
işlerde kullanmak umuduyla
sevgi ve saygılarımı sunarım.
Çekmeköy-İstanbul,
17.10.2019
_______________________
Sabahattin Gencal, En Çok Yalnız Olmadığım Vakit YALNIZIM, CiniusYayınları, İstanbul, 2020
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
