17 Mart 2026 Salı

Sözün Gücü

  

 


 

Söz, düşündüğümüzden de tahmin ettiğimizden de önemlidir.

Sözün önemi; başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere bütün kutsal kitaplarda; hadislerde, düşünürlerin, yazar ve şairlerin vb. sözlerinde belirtilmiştir. Ayrıca gerek toplumlar ve kişiler de sözün etkilerini tecrübe etmişlerdir.

Sözün iki tarafı keskin bıçak gibi olduğunu, olumlu veya olumsuz yanlarını olduğunu artık biliyoruz. Onun için neyi, kime, nerede, ne zaman ve nasıl söylememiz gerektiğini de bilmeli ve gereğini yapmalıyız.

Sözün bir tohum gibi olduğu da tecrübe ile sabittir. Başkasının kafasına, gönlüne atılan tohum çimleniyor, kök salıyor, büyüyor. Eğer bu tohum zararlıysa tabiidir ki büyüyen zarar var demektir. Bunu artık kesmek, köklerini temizlemek oldukça zor olmaktadır. Hatta bu tohumu eken bile hatayı düzeltemeyebilir.

Sözün gücünden yararlanmak gerekir; yararlanılıyor da… Ancak, üzülerek söylemek gerekirse en çok da olumsuz, yıkıcı amaçlar için yararlanılıyor. Hatta bu konuda profesyonel birimler kuruluyor. Bu birimler başta görsel, yazılı medya, dijital kanallar vb. her türlü araçlarla bireyleri ve toplumları yönlendirmektedir. Bu yönlendirilenler anestezi veya zehir aldıklarının farkına bile varamamaktadırlar. Bu olumsuz gruplar o derece ustalaşmıştır.

Sözün gücünden olumsuz yönlerde yararlananlar bütün dünyada olduğu gibi maalesef Türkiye’de de vardır. Bunlar her fırsattan yararlanmaktadırlar. Kahraman Ordumuzun Operasyonlarını bile kendi siyasi emelleri için değerlendirenler de olmuyor değil. Gazetelerden öğrendiğimize göre bunların bazıları tutuklanıyor. Bazıları da kınanıyor.

Günümüzdeki bu durumu objektif olarak ortaya koyabilecek bilimsel araştırmalar yapılıyor mu bilemem. Şahsen böyle bir araştırma yapmış değilim. Sadece, o da yüzeysel olarak yazılı ve sözel medya ve sosyal medyaya dayanarak; “Böyle bir zamanda böyle konuşmamalıydı, böyle bir açık oturum yapılmamalıydı veya böyle yazılmamalıydı.” dediğim olmadı değil. Hatta içimden kınadığım oldu. Açık deyişle söylenenlerin değil zamanlamanın hatalı olduğunu düşünüyordum.

Hâlâ düşünüyorum; ama işin içinden çıkamıyorum. Öyle ya yetkililerin yanlışlarını, özellikle bir partide toplanmaya çağrı yapılmasının doğru olmadığını söyleyen deneyimli profesörler ve eski bakanlardan daha iyi mi biliyoruz… Sonra sözün tohum gibi ekilmesi aklıma geliyor. Tam zamanında olgunlaşmış toprağa/kafalara tohumu ekeceksin. Başkalarının tohum ekmesini veya kuşların tohumları yemesini önleyeceksin… Sonra da zamanı gelince hasadı kaldıracaksın…

Ah, şeytan neler düşündürüyor adama Mehmetçiğimiz canı pahasına operasyon yaparken hasat mı düşünülür?

Kovulan şeytandan Allah’a sığınalım. Her toplumsal olayı istismar edenlere asla pirim vermeyelim. Kafamıza attıkları tohumların sadece belirli kişi ve grupların değil toplumun, insanlığın yararına olup olmadığını kontrol ettikten sonra yeşermelerine izin verelim veya vermeyelim. Olumlu veya olumsuz sözleri ayırt edemeyecek yavrularımızı, kardeşlerimizi ve ulaşabildiklerimizi dosdoğru olarak bilgilendirelim, kurallara uygun olarak eğitelim.

Hiçbir zaman unutmayalım ki bu milletin, bu devletin bekası için her birimizin kendimize özgü görevlerimiz vardır. Ben ancak böyle yazarak ve dua ederek görevimi yapmaya çalışıyorum. Herkes yeteneklerini olumlu amaçlar için kullanmalıdır. Bu yetenekleri kullanırken sözün olumsuz gücüne asla ve asla başvurulmamalıdır…

Sözün gücünü güzel ve hayırlı işlerde kullanmak umuduyla sevgi ve saygılarımı sunarım.

Çekmeköy-İstanbul, 17.10.2019

 _______________________

Sabahattin Gencal, En Çok Yalnız Olmadığım Vakit YALNIZIM, CiniusYayınları, İstanbul, 2020


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ