16 Mayıs 2026 Cumartesi

En Büyük Sorumluluk …

 


(…)

Toplumun ahlaki bozulursa bireylerin de bozulur. Bireylerin ahlakı bozulursa toplumun da bozulur. Bu kısır döngü böyle sürer gider. Yüzyıllardır süre geldiği gibi. 

Bu duruma “dur!” demek zamanı geldi de geçiyor. Zaman zaman “Dur!” demeye cesaret edenlerin bu dünyadan nasıl geçtikleri çoklarınca görülmemişse bile özellikle siyaset tarihi her şeyi görmüştür.

Siyaset denince siyasi ahlak akla geliyor. Bu çalışmada siyasi ahlaka yer verilmemiştir. Umulur ki siyasetin kaynağında bu konu ele alınır. Balık baştan kokar...

Atasözleri mecazlı olur. Bu konu da hepten mecazlı oldu. Onun için ihtimal okuyucuların da kafası karışmıştır. Böylesi bir karışma bir yana bırakılarak Din ve Ahlak’ın içiçe olması da ayrı bir karıştırma konusu olabilir. Sadece din ve ahlak değil; ahlak ve hukuk, ahlak ve felsefe, ahlak ve psikoloji, ahlak ve sosyoloji vb. birçok alanlarda az çok karıştırma olabilir. Bu konuda Draz’dan bir alıntı ile yetinilecektir:

“(...) Tecritçi görüş uyarınca din ve ahlak; konu ve hedef bakımından birbirinden ayrı fakat netice bakımından ve güttükleri hedef yönünden birbiriyle tamamen ilişkilidir. Ve her biri diğerinin konusuna kendi bakışıyla bakar. Tıpkı yan yana biten iki ayrı ağaç gibidirler; ikisinin de kökü ve dal budakları yekdiğerine karışmış ve iç içe girmiştir.2

Yukarıdaki paragraftan da anlaşıldığı gibi din dalından ahlak meyveleri, ahlak dalından da din ilke ve meyveleri toplamak olasıdır. Bu da konu dışına çıkmak olarak görülmemelidir.

İnsanoğlunun sorumluluk hissettiğini de düşünerek yine ahlaki konularda duyulan vicdanı sorumluluk aynı zamanda dini ve sosyal bir sorumluluktur ki bunu yerine getirmenin mutluluğu ölçülemez. Bütün bu sorumluluklar gereği olarak insan elinden gelen katkıyı esirgememelidir.

 Ödevlerini yerine getiren insan yücelir. Bunun aksi olarak ödevlerini yerine getirmeyen, kötülük üreten insan da hayvan konumundan daha aşağı iner.

İnsanoğlundan, diğer canlılardan ayrı olan özelliklerini başta kendi katkıları olmak üzere aile, okul, çevre, toplum vb. sayesinde kazanması yani karakterli olması beklenir.

Karakteri gelişmiş, olgunlaşmış ve kişilik kazanmış insan hem kendi mutluluğunu hem de toplumun ve insanlığın mutluluğunu düşünür. Olgun kişi kendinin olduğu kadar başkalarının da kendilerini gerçekleştirmesine ve dünyanın yaşanılır hale gelmesine katkı sağlar.

Tabii, katkı sağlamak o kadar da kolay değil. Zorun başarılması için belirli reçeteler olmamakla birlikte ilk insandan başlayarak günümüze kadar geçmişten, bazı yöntemler, kavramlar ve değerler gelmiş bulunmaktadır. Günümüz küresel dünyasında, bütün bu verilerden elbette yararlanılacaktır. Yararlanılacak ve donatılacaktır ki yararlı olunulabilsin.

İnsan, gerek iyiliği emredip kötülüğü menetme konusunda, gerek aydınlatma ve örgütlendirme vb. konularında sorumluluklarını yerine getirebilmesi için, sadece insan olması yetmez; bazı güçlerle, yetilerle ve erdemlerle donatılmış olmalıdır. İşte bu donanım unsurları:

·       İmanlı /İnançlı olmak

·       Ele aldığı konuda bilinçli olmak,

·       Dürüst olmak,

·       Umut ile umutsuzluk arasında olmak,

·       İhlâslı Olmak,

·       Sabırlı olmak,

·       Vicdanlı olmak,

·       Aklını işletebilmek,

·       Cüzi iradesini kullanabilmek,

·       Özgürlüğünü koruyabilmek,

·       Cesaretli olmak,

·       İffetli olmak

·       Adil olmak vb.

Yukarıda sayılan güç, yeti ve erdemlerle ve benzerleriyle donatılmış ve olgunlaşmış insan başta kendine ve ailesine olmak üzere çevresine, topluma; ayrıca çevreye, hayvanlara ve evrene karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirebilir. Dolayısıyla Allah’a (c c) karşı görevlerini de yerine getirebilen insan mutlu olur; daha önemlisi yeryüzünde umutların yeşermesine, mutlulukların artmasına vesile de olmuş olur.

En büyük sorumluluk sorumluluk bilincini kavratmaktır.

 ________________________

SabahattinGencal (Yazan ve Derleyip Düzenleyen), EVRENSEL Yüce Bir AHLAK Üzere Olmalı, İstanbul,2021