13 Mayıs 2026 Çarşamba

Toprağa Hasret

 



TOPRAĞA HASRET | Bir Ahmet Gencal Şiiri

Eski bir arkadaşımın paylaştığı bir fotoğraf... Mor Bodrum papatyaları, plastik de olsa bir huzurun sınırı olan çitler ve arkada özlemini çektiğimiz o yemyeşil çimler. Bu görüntü bana, bugün hepimizin içindeki o büyük boşluğu; toprağa, doğaya ve en önemlisi "insanca bir geleceğe" olan hasretimizi yazdırdı. Dedesinin emekliliğinde "hayat artan", babasının emekliliğinde "umudu kalan" ama bugün bir evin duvarına dahi ömrünü yetiremeyenlerin hikayesi bu... Betona basıp da hayata basamayanlara selam olsun. [Şiirin Tam Metni] TOPRAĞA HASRET Bir zamanlar toprak vardı avuçlarımızda… Çamur bulaşırdı ayakkabılarımıza, Annem kızardı bazen, Biz yine koşardık ovaya, kıra, bayıra… Şimdi bir damla toprağa basmak bile Lüks oldu bu kocaman zindanlarda. Bak şu bahçeye… Şu mor Bodrum papatyalarına… Birileri bir şekilde sahip olmuş böyle bir hayata. Şu çitlere bak, Plastikten bile olsa bir huzurun sınırı olmuş sanki. Arkadaki yemyeşil çimler… Belki ayda bir biçiliyor, belki torunlar üstünde yalın ayak koşuyor… Belki sabah kahvesi içiliyor verandasında, Belki de akşama iki duble rakıyla yorgunluk atılıyor. Bizse yıllardır betona basıyoruz. Asfalta basıyoruz. Kalabalığa basıyoruz. Ama bir türlü… hayata basamıyoruz. Eskiden dedem emekli olmuştu… Bahçeli evini yapmıştı kendi elleriyle. Bir de kırmızı Anadol almıştı, Üstüne bir de hayat artmıştı. Babam emekli oldu sonra… Şehrin kenarında bir evin yarısını alabildi ancak. Kalanını yıllarca ödedi ama yine de umut vardı gözlerinde. Şimdi ben emekli olsam… Bir odanın duvarına bile yetmiyor yılların emeği. Ne bahçesi… Ne verandası… Ne papatyası… Balkonlu ev bile ilanlarda “Lüks” diye geçiyor artık. Gençler suskun… Çünkü hayal kurmak pahalı. Orta yaşlılar yorgun… Çünkü geçinmek savaş gibi. Emekliler mahcup… Çünkü bir ömür çalışıp hâlâ çocuklarına yük olmaktan korkuyorlar. Bir adam düşün… Kırk yıl çalışmış. Sabah ezanında çıkmış evden, akşam karanlığında dönmüş. Şimdi oturmuş mutfak masasına şunu düşünüyor: “Emekli olunca nasıl geçineceğiz?” İşte insanı öldüren bu. Yoksulluk değil sadece… Hayalsizlik. Çünkü insan bazen bir villa istemez aslında. Bir pencere ister… Önünde sardunya olsun yeter der. Bir avuç toprak ister… Ayağı çamur olsun yeter der. Ama şimdi milyonlarca insan, başkasının bahçesine bakıp Kendi hayatını düşünüyor. Telefon ekranında büyütüp çiçek fotoğraflarını… Sessizce iç çekiyor… Bizim çocukluğumuzda toprak herkesindi. Şimdi yüksek duvarların, site kapılarının, demir parmaklıkların ardında kaldı. Ve en acısı nedir biliyor musun? Kimse artık “Bir gün benim de olur” diyemiyor. Çünkü umut bile taksitle satılıyor bu ülkede. Belki bizim hayallerimizi aldılar… Ama içimizde hâlâ bir papatya kadar direnmeye çalışan Küçük bir umut var. Belki bir gün… Bir sabah… Yine çıplak ayakla toprağa basarız… Ya da çırılçıplak… Toprağın koynunda yatarız. Ahmet Gencal 11 Nisan 2026 Emeğe saygı ve daha fazla şiir dinletisi için kanalıma abone olmayı ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın. #ahmetgencal #ToprağaHasret #ŞiirDinletisi #EmeklilikHayatları #edebiyat #BodrumPapatyası #BetonHayatlar #duygusalşiirler