Yazıyı uzun buluyorsanız tıklayarak ChatGPT ile özetleyebilirsiniz
Türkiye’mizdeki
Mevcut Durum
Sabahattin Gencal
13 Mayıs 2026, Çarşamba.
Odamdayım. Yalnızım. Günlük’ün 8. Sayfasında yani
bu sayfada okuyucularımla paylaşacak bir yazı yazmak istiyorum. Bu yazı öyle
bir yazı olsun ki günümüz Türkiye’sinin ne durumda olduğuna dair az çok bir
ipucu versin. Böyle bir yazıyı araştırma yapmadan yazamayacağıma göre bari ulusal
gazetelerimizden yararlanayım dedim.
Gazetelerden derlediklerimi bir arı gibi bal
yapıp sunmak isterdim ama yoğurmak bir hayli zaman alacak. Onun için işlenmemiş
ham bilgi olarak sunacağım bunları.
Alıntı yaptığım yazarlar elbette Türkiye’yi tam
olarak temsil etmez ama yukarıda da belirtildiği üzere bir ip ucu verebilir. Onun
için ipin ucunu kaçırmamak gerekir.
Bugün Türkiye’de en çok ne konuşuluyor? Hiç
kuşkusuz ki siyaset. Peki, siyasetin ne olduğunu biliyor muyuz? Bilmeyenler
için Kubbealtı Lugatından da bir alıntı yapıyoruz:
SİYÂSET
(ﺳﻴﺎﺳﺖ) i. (Ar. siyāset “hâkim olmak, işi idâre etmek, düzene koymak”)
1. Devletler arası ilişkileri, devlet işlerini düzenleme
ve yürütme sanatı, politika: Siyâsette ittifaklar dokudun / Yedi çara birden meydan
okudun (Ziyâ
Gökalp). Beride
bir grup siyâsetten, ötede üç beş kişi akşamki pokerden bahsetmektedir (Târık Buğra).
2. Bu konuda tâkip edilen yol, yöntem: … siyâsetleri Türk tarzı üzeredir (Kâtip Çelebi’den Seç.). Göte’nin efkârında, Kant’ın felsefesinde,
Bismark’ın siyâsetinde, Molteke’nin idâre-i harbiyyesinde, hepsinde bir
manzara-i riyâziyye hissolunur (Cenap Şahâbeddin). Bu ülkelerin mukadderâtı Akdeniz siyâsetine
bağlıdır (Refik
H. Karay).
3. mec. Amacına ulaşmak için şartların gerektirdiği gibi
davranma, karşısındakinin hoşuna gidecek tarzda davranarak işini yürütme.
Çok uzun zamandan beri siyasetin mecaz anlamı ön
planda. Öncelikle bütün yurttaşlara
siyasetin anlamı öğretilmeli ki siyasetçilerin şartların gerektirdiği gibi
hareket etmenin doğru olmadığını öğrensinler. Bir siyasetçi diğer siyasetçiye
olmadık sözleri söylüyor. Sonra onunla karşılaşınca, “Kusura bakma siyaset icabı
söyledim, diyor. Bu tür örnekler maalesef çoktur. Böyle anlarda bile birileri
çıkıp yanlışları söyleyemiyor…
Siyaset kavramının boyutunu, kapsadığı alanları
büyüttük, genişlettik. Yazarı, sanatçıyı, okuyucuyu, izleyiciyi, eğitimciyi vb.
birçok kişiyi siyasetin bulutu rahatsız ediyor. Daha kötüsü yargıyı da olumsuz
etkiliyor.
Bizler sadece olumsuzlukları tespit etmekle
kalıyor ve çözümü siyasetçiden bekliyoruz. Demek ki bir bozulma oldu mu bileşik
kaplar örneği her kurum, her kişi olumsuzluklardan nasiplerini alıyor.
Bir günlük yazı bu kadar da uzatılmaz ki…
Doğrudur, okuma alışkanlığımız olmadığı gibi zaman da pek yoktur. Bunu bilerek yapay Jekâ ChatGPT’yi devreye koyuyoruz.
İsteyen özet de okuyabilir.
Gerçi derlemelerim özet gibidir. Ama özetin özeti
olur. İnşallah bir fikir de verir.
NOT: Tesadüf bu ya oğlum Ahmet Gencal da bugünkü çalışmasında mevcut durumu şiir-şarkı olarak özetlemiştir: Toprağa Hasret
“Türkiye’de siyaset fikir, program, prensip
yarışı olmaktan çoktan çıktı. Güç oyununa döndü.” (Taha
Akyol, Silkeleme harekâtı, Karar Gazetesi, 3/05/2026)
*
“Bir
yazarın, bestecinin ya da filozofun adını duyar duymaz ilk refleksimizin
politik siciline gitmesi yalnız kültürel bir kabalığı anlatmıyor, daha da derin
bir zihinsel daralmayı ele veriyor. İnsan bir romanı, şiiri ya da senfoniyi
estetik kudretiyle değil de yazarıyla aynı politik hatta durup durmadığına göre
değerlendirmeye başladığında sanat eserini insan ruhunun karmaşık
derinliklerinden çıkararak ideolojik saplantı hanesine yazıyor. Böyle bir yerde
hakiki okurluk gelişmez.” (Şule Demirtaş, Bitmeyen kültür sanat, Karar Gazetesi,
3/05/2026)
*
“Cafer
Keklikçi: Sosyal Gerçekçi Şiir, benim şiir poetikamdır. Poetik düşüncelerimi
temellendirdiğim şiir anlayışımın kendi tarafımdan konulmuş adı Sosyal Gerçekçi
Şiir’dir. Kendi şiirimin oluşumu hakkındaki düşüncelerimle birlikte Türk şiiri
üzerine düşüncelerimi kapsamaktadır. Benim şiirimin kendine özgü biçemi,
biçimi, ironisi, sesi, ritmi, müziği, imgesi, sentaksı, yapısı, formu, konusu,
işlevi gibi şiirin temel oluşturucuları şiirlerimde nasıl meydana geliyor onu
belirleyen ve açıklayan bana özgü şiir anlayışımı yani poetikamı Sosyal
Gerçekçi Şiir ismiyle ifade ediyorum. Türk şiirinde Sosyal Gerçekçi Şiir
isimlendirmesini 2007 yılında ilk defa ben yaptım. İsim de içerik de bana ait.
Sosyal Gerçekçi Şiir’in en önemli özelliği, gerçeği kendine özgü yeniden
tanımlamasıdır. Türk şiirinde her özgün şair şiire kendine özgü bir gerçek
getirmiştir.” (Adnan Öksüz, Türk şiirine yeni bir gerçek getirdim, Millî Gazete,
3/05/2026)
*
“Sosyal
Tufan ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda… Çare ve çözüm önerilerimiz de bu
yazılarda uygulanmayı bekliyor…
“Şartlar
değişebilir. Değişim fırsatların olduğu zamandır. Örnek olarak, iç gerginlik
sorunu varsa dışarıdan gelenlerle savaşılmaz, bilakis onlar hazır asker kabul
edilir, onları bir grup yanına alır, sonunda alan grup galip gelir ve öbür
grubu yenerler.” (Reşat Nuri Erol, Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet-190,
Millî Gazete, 3/05/2026)
*
“ (…)
İlkesizlik tek taraflı değil. Yaşananlar, ideolojiyi ve parti ilkelerini unutup
kendileri de çiğneyen parti yönetimlerinin eseridir. Siyaset sahte
cumhuriyetçiler ve sahte Atatürkçülerden temizlenmedikçe, bu transferler
bitmez.
Soldan
sağa, sağdan sola, bir o yana, bir bu yana dönen ilkesizler yüzünden mide
bulantısı hiç sona ermez; Türkiye’de siyaset kronik bir mide bulantısı olarak
kalır!” (Zülal Kalkandelen, İlkesiz siyaset 6, Cumhuriyet Gazetesi, 3/05/2026)
*
“Günümüzde
yaşanan ekonomik, toplumsal olaylar, sorunlar sonuç olduğuna göre, neden,
nedenleri olması gerekir. Tekdüze bilgi, sıradanlığın egemenliğine yol
açtığından çözüm de sağlayamıyor.
Öğrenmek,
bilmek, anımsamaktır; gösteri değil.” (Öztin Akgüç, Okura ilişkin gözlemler, Cumhuriyet
Gazetesi, 3/05/2026)
*
“Türkiye’de
aile yapısındaki dönüşüm 2025 verilerine de yansıdı. TÜİK’in istatistiklerine
göre Türkiye’de ortalama hane halkı büyüklüğü 3,08’e geriledi. Tek kişilik
hanelerin oranı yüzde 20,5’e yükselirken yalnız yaşayan yaşlı sayısı 1 milyon
836 bin 496’ya çıktı. Veriler, Türkiye’de bireyselleşmenin ve küçük hane
yapısının giderek yaygınlaştığını gösterdi.” (Hanemiz giderek küçülüyor, Arşiv,
Yeni Şafak Gazetesi, 3/05/2026)
*
“İslam
dünyasının birliklerine yönelik yaptığımız İslam İş birliği, Gençlik Başkenti
gibi girişimler gelecek nesiller arasında kuvvetli bir barış ve dostluk
zeminini tesis etmektedir. İslam İş birliği Gençlik Başkenti programı ülkemiz
için ayrı bir anlamda taşımaktadır. İslam dünyası gençliği arasında kalıcı
bağlar kuruyoruz. 2024 yılında Gençlik Başkenti Şuşa’ydı. Geçtiğimiz yıl
Marakeş olmuştu. Bu vesileyle Müslüman gençliğin gelişimine yönelik düzenledikleri
başarılı etkinliklerle çıtayı daha da yükselten ve aramızda bulunan Azerbaycan
ve Fas'taki bakanlık yetkililerini tebrik ediyorum. Genç nüfusu ve dinamik
yapısıyla ev sahipliği yaptığı birbirinden önemli büyük organizasyonlarla öne
çıkan Konya'mızın da 2026 yılı İslam İş birliği Teşkilatı Gençlik Başkenti
unvanını büyük bir gururla taşıyacağına inanıyorum. 2026 yılında Konya'da
gerçekleştirilecek etkinliklerin, halklarımız ve gençlerimiz arasında kurulu
bağların daha güçlenmesine, yeni ortak projelerin geliştirilmesine ve İslam
dünyasında daha güçlü bir dayanışma ruhunun oluşmasına katkı sağlayacağına
yürekten inanıyorum.” Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Yeni Şafak
Gazetesi, 3/05/2026)
*

