İmam-ı Rabbânî Ahmed el-Fârûkî es-Serhendî Hazretleri tarafından Seyyid Bicvare’ye yazılan 95. Mektup, tasavvufi düşüncenin en temel meselelerinden olan "insanın hakikati, kalbin genişliği, sekr (manevi sarhoşluk) ve sahv (manevi ayıklık) halleri ile nübüvvet-velayet ilişkisini" ele almaktadır.
Metnin sistematik özeti konu
başlıklarına göre aşağıda maddelenmiştir:
1. İnsanın ve Kalbin Camiiyeti (Kapsayıcılığı)
·
Nüsha-i
Câmia: İnsan,
kâinatta parçalar halinde bulunan her manayı ve varlığı özünde toplayan
kapsayıcı bir nüshadır. Dünyadaki varlıkları "hakikat" yoluyla, Yüce
Allah’ın sıfatlarını ise "suret/yansıma" olarak kendisinde barındırır
("Allah, Âdem'i kendi sureti üzerine yarattı"
hadisi bu manaya gelir).
·
Kalbin
Genişliği (Hakikat-ı Camia): İnsandaki bu bütünsel kapsayıcılık en kâmil manada
kalpte tecelli eder. Bazı mutasavvıfların "Arş ve içindekiler arifin
kalbinin bir köşesine konsa, ağırlığı bile hissedilmez" sözü
kalbin bu mekânsız (lâmekânî) ve sınırsız boyutundan kaynaklanır. Kalp, mekâna
bağlı olan ve olmayan her şeyi kuşattığı için maddi büyüklüğü ne olursa olsun
Arş’ın kalp yanında bir ağırlığı yoktur.
2. Sekr (Sarhoşluk) Halindeki Sözlerin Değerlendirilmesi ve Misaller
·
Hakikat
ile Numunenin Karıştırılması: Sekr (manevi coşku/sarhoşluk) halindeki bazı veliler,
kalplerinde gördükleri Arş'ı, Arş’ın aslı/hakikati zannederler. Oysa kalpte
görülen şey Arş'ın aslı değil, sadece bir numunesidir (örneğidir). Kalp bu
numuneyi kolayca yutar ama bu, kalbin fiziki Arş'tan daha büyük olduğu anlamına
gelmez.
·
Ayna
ve Beden Misali: Gökyüzü bir aynaya yansıdığında gökyüzünün resimleri aynadan küçüktür ama
o resimler gökyüzünün kendisi değildir. Benzer şekilde, insanın bedeninde de
yeryüzüne ait unsurlar (numuneler) vardır ancak bu durum, insan bedeninin
yeryüzünden daha büyük olduğu anlamına gelmez.
·
Şathiyatların
Analizi (Örn: Cem-i Muhammedi): Bazı mutasavvıfların "Cem-i Muhammedi, Cem-i
İlahi'den daha ileridir" şeklindeki hatalı ve aşırı sözleri de
bu sekr halinin ürünüdür. Hz. Muhammed (s.a.v.) vücub (zorunlu varlık)
mertebesinin hakikatini değil, sadece suretini/yansımasını taşır. Kendisi
yaratılmış, sınırlı bir kuldur; Allah ise sınırsız ve namütenahidir.
·
Kudsî
Hadisin Tefsiri: "Beni ne yerim ne semam aldı, mümin kulumun kalbi aldı"
hadisinde kastedilen de "hulul" (Allah'ın kalbe girmesi) değildir;
kalbin, vücub mertebesinin suretini ve tecellisini kabul etme yeteneğidir.
3. Sahv (Ayıklık) ile Sekr (Sarhoşluk) Makamlarının Karşılaştırılması
·
Makamların
Aidiyeti: Sekre dayalı
hükümler velayet makamından; sahve (ayıklığa/bilinç açıklığına)
dayalı hükümler ise nübüvvet (peygamberlik) makamından
gelir.
·
Bayezid-i
Bistamî'nin Tercihi: Bayezid-i Bistamî gibi sekr halini sahv halinden üstün görenler, "Benim sancağım Muhammed'in sancağından daha yüktedir"
diyerek sekre dayalı velayet sancağını, sahve dayalı nübüvvet sancağına tercih
etmişlerdir ki bu sekr halinin getirdiği bir perdelenmedir.
4. Nübüvvet ve Velayet Karşılaştırması
·
Nübüvvetin
Üstünlüğü: Bazı sufiler
velayeti nübüvvetten üstün görmüştür; çünkü velayette yönelişin (teveccühün)
Hakka, nübüvvette ise halka (insanları irşada) olduğunu sanmışlardır.
·
İmam-ı
Rabbânî’nin İtirazı: Bu görüş kesinlikle yanlıştır. Peygamberlerin halka yönelmesi Hak’tan yüz
çevirmek demek değildir; onların iç dünyaları (bâtınları) Hak ile, dış
dünyaları (zahirleri) ise halk iledir. Velayet, nübüvvetin içinde sadece küçük
bir parçadır. Bu yüzden nebinin kendi velayeti de dahil olmak üzere, nübüvvet
makamı velayetten her halükarda katbekat üstündür.
5. Sonuç ve Şeriatın Esas Alınması
·
Makbul
Sahv Hali: En faziletli
hal, sıradan insanların gaflet halindeki ayıklığı değil; sekr halini de içinde barındıran (manevi sarhoşluğu sindirmiş)
sahv halidir.
·
Şeriat
Ölçüsü: Peygamberlik
kaynağından gelen şer'î ilimlerin tamamı bu kâmil sahv (ayıklık) makamının
ürünüdür. Dolayısıyla şeriata ve zahiri ilme muhalif olan her söz/hal sekr
(sarhoşluk) ürünüdür. Sekr halindeki kişi (cezbe sahibi) mazur sayılsa da onun
sözlerine ve hallerine uyulmaz, ondan dinî hüküm çıkarılmaz. Din ve hayat için
asıl uyulması gereken tek ölçü sahv makamının ilimleri, yani şeriattır.