5 Nisan 2026 Pazar

Karakovan Meselesi

 



Allah’a (cc) şükürler olsun ki yazabiliyoruz.

Yazabilmek güzel ama…

Bir gün bu konuyu, bir gün şu konuyu… Ayrıca bir gün kendime hitap ediyorum, bir gün okuyucuya, başka bir gün üçüncü şahsa. Olur mu böyle şey? Halbuki arıya benzetmiştik kendimizi, tabii bir zamanlar.

Arıdan hareketle soralım kendimize bir kovanda farklı bal olur mu?

Kendimize mi dedim? Gogle’a demek istedim. Sordum da…

Cevap: “Evet, bir kovanda farklı bal çeşitleri üretilebilir. Arılar, balı nektar topladıkları çiçek türlerine göre farklı aroma, renk ve özelliklerde (çiçek balıçam balı vb.) üretirler. Farklı dönemlerde farklı çiçeklerin açması sonucu, arılar kovanın farklı kısımlarına veya farklı zamanlarda değişik türde ballar depolayabilirler.” 

(…)

“Özetle, balın çeşidi tamamen arıların o bölgede bulduğu nektar kaynaklarına bağlıdır ve bir kovan zaman içinde veya konumu gereği farklı ballar üretebilir.”

Tamam, bu duruma göre farklı yazılar yazabiliyormuşuz.

Peki, bir yazıda farklı konular? Onu da sorduk.

Cevap: “Evet, kovana konan bir petekte farklı bal türleri bulunabilir. Arılar, doğadan topladıkları nektarın kaynağına (çiçek türüne) göre aynı peteğin farklı bölümlerine farklı aromalı ballar depolayabilir veya zamanla farklı çiçeklerden bal getirerek tek bir petek içinde aroma çeşitliliği oluşturabilirler.”

Baldan söz açılmışken yazmaya devam:

“Doğallık: Petekli ballar, arının kendi ördüğü doğal mumdan veya suni temel petekten üretilebilir. Karakovan balları, dışarıdan hiçbir katkı (şeker, temel petek) içermediği için en saf ve doğal yapıdadır.”

Dün Ahmet Gencal ile karakovan ve fenni kovan ballarını tartıştık. Tabii yazarları ve ürettiklerini demek istiyoruz. Sonuçta ikimiz de karakovan balı ürettiğimizi tespit ettik. Başka türlüsü düşünülemez ki…

Bizim kovana mumdan yapılan petek konuyor mu, konmuyor. Peki, bize şeker veriliyor mu? Verilmiyor. Bizim kovanları mevsim mevsim taşıyorlar mı?..

Uzatmayalım karakovanız vesselâm. Bizim ürettiğimiz bal da peteği de afiyetle yenebilir. Ama gel gör ki…

Nasıl? Kendimizi savunmamız nasıl oldu?

İnsan oğlu böyledir işte. “Hiç kimse, benim ayranım ekşidir.” demez. Yoksa der mi? Doğal yoğurtlar, buz dolabında da olsa bir müddet sonra ekşir ama doğal olmayanlar…

Bazı kodamanlar, bizim gibi amatörlere, “Kendinizi kabul ettirmeye çalışmayın, kendinizi savunmayın. Okuyucu tam aksini anlayabilir. Bırakın kendinizi başkaları tanıtsın. Ağırdan alın, biraz da havalı olun. Hatta kapalı olun.

Bu söylenenlerin gerçek payları var. Birkaç yabancı sözcük kullandın mı, okuyucunun kafasını karıştırdın mı? İşlem tamam…

Bugün de böyle oldu. Dikkat ettiniz mi siyasetin gölgesi olmayan yazılar sanki yavan oluyor gibi.

Böyle böyle alışırız inşallah.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 05. 04. 2026