İmam-ı Rabbani (Kuddise Sırruhû) tarafından Mirza Fethullah-ı Hakim’e yazılan ve Necati Aksu'nun web sitesinde yer alan "85. Mektup" başlıklı metnin sistematik özeti ile bu konudaki felsefi ve dini değerlendirmeler aşağıda sunulmuştur.
METNİN SİSTEMATİK ÖZETİ
1. İnanç ve Amelin Hiyerarşisi
- Önce İman: İnsanın
her şeyden önce inancını ve itikadını (imanını) doğru ve düzgün bir temele
oturtması gerekir.
- Sonra Salih Amel: İman
düzeltildikten sonra, Allah'ın rızasına uygun olan yararlı işleri (salih
amelleri) yerine getirmek şarttır.
2. Dinin Direği: Namaz ve
Nitelikleri
- En Kapsamlı İbadet: Namaz,
bütün ibadetleri içinde barındıran (toplayan) ve kulu Allah'a en çok
yaklaştıran taattır. Hadis-i şerifte buyrulduğu üzere, "Namaz dinin direğidir; onu kılan dinini kuvvetlendirir,
kılmayan ise yıkmış olur."
- Kötülüklerden Koruma İşlevi: Ankebût
Suresi 45. ayetine dayanarak, doğru kılınan bir namazın insanı her türlü
çirkinlikten (fahşa) ve kötülükten (münker) uzaklaştıracağı vurgulanır.
- Suret (Görünüş) ile Hakikat
İlişkisi: Eğer bir namaz insanı kötülüklerden
uzaklaştırmıyorsa, o namaz henüz tam anlamıyla hakikatine ulaşmamış,
sadece "görünüşte (suret)" bir namazdır.
- Terk Etmeme İlkesi: Tam
anlamıyla huşu içinde kılınamıyor bile olsa namaz asla terk edilmemelidir.
İslam alimlerinin "Bir şeyin hepsi elde edilemezse,
hepsini de elden kaçırmamak gerekir" kaidesi uyarınca,
hakikati yakalayana kadar görünüşteki amele devam edilmelidir. Sonsuz
kerem sahibi olan Allah, o kusurlu görünüşü hakikat olarak kabul edebilir.
- Cemaatle Kılma Vurgusu: Dünya ve
ahiret felaketlerinden kurtulabilmek için namazların huşu, hudu ve mutlaka
cemaatle kılınması gerektiği belirtilir.
3. Zor Zamanlarda Yapılan
İbadetlerin Kıymeti
- Tehlike ve Fitne Dönemleri: Korku,
tehlike, fitne ve fesat zamanlarında yapılan amellerin değeri normal
zamanlara göre kat kat daha fazladır. Tıpkı düşman saldırısı altındaki
askerin küçük bir hamlesinin çok kıymetli olması gibi, fitne zamanındaki
ibadetler de büyüktür.
- Gençlerin İbadeti: Gençlik
döneminde yapılan ibadetler çok değerlidir; çünkü gençler nefislerinin
kötü isteklerine ve ibadet etmeme arzusuna karşı direnerek bu amelleri
işlerler.
- Ashâb-ı Kehf ve Hicret
Benzetmesi: Ashâb-ı Kehf’in Allah katında yüce bir
mertebeye ulaşmasının sebebi, din düşmanlarının baskısından kaçıp
dinlerini korumak adına yaptıkları "hicret"tir. Hadis-i şerifte
belirtildiği üzere; fitne ve kargaşa (herc-ü merc) döneminde ibadet etmek,
Peygamber Efendimiz’e hicret etmek gibidir.
4. Dünya Ehli ve Zenginlere Karşı
Duruş
- Zenginlik Karşısında Eğilmeme: Sadece
zenginliği ve dünyalığı için bir kimseye el pençe divan durmak, boyun
bükmek sert bir dille eleştirilir. Hadis-i şerife atıfla, bir zengine
zenginliğinden ötürü tevazu gösteren kişinin dininin üçte ikisinin
gideceği uyarısı yapılır. Allah adamları (fukara) ile dostluk kurmanın
önemi hatırlatılır.
KONU HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER VE
DEĞERLENDİRME
İmam-ı Rabbani’nin bu mektubu, İslam dininin bireysel
ve toplumsal hayata dair en temel dinamiklerini fıkhi, ahlaki ve tasavvufi bir
derinlikle ele almaktadır. Metin üzerine şu felsefi ve dini değerlendirmeler
yapılabilir:
1. "Hepsi Olmuyorsa Tamamen
Bırakma" Tuzağının Aşılması
Mektubun psikolojik ve pedagojik açıdan en parlak
kısmı, "Bir şeyin bütünü elde edilemiyorsa, tamamen terk
edilmez" düsturudur. Günümüzde modern insan, dini vecibeleri
veya ahlaki erdemleri "mükemmel" yapamadığı anlarda derin bir
ümitsizliğe düşerek ameli tamamen bırakma (ya hep ya hiç) eğilimi gösterir.
İmam-ı Rabbani, "mükemmel namaz kılamıyorum o halde hiç kılmayayım"
ya da "namaz kılıyorum ama hala günah işliyorum öyleyse ikiyüzlülük
yapmayayım" şeklindeki vesveseleri harika bir mantıkla çürütür. Şekilsel
devamlılık, kalbi hakikate götüren köprüdür. Eylemi sürdürmek, niyetin hala canlı
olduğunun göstergesidir.
2. Namazın Varoluşsal ve
Dönüştürücü Gücü
İslam düşüncesinde namaz, sadece günde beş vakit
yerine getirilen mekanik bir ritüel değildir; o, insanın gün içindeki ahlaki
pusulasıdır. Eğer kılınan namaz bireyi haksızlıktan, kul hakkından ve
kötülükten alıkoymuyorsa, namazın fonksiyonunda bir "iletişim"
arızası var demektir. Yazarın deyimiyle bu bir "suret"tir. Ancak bu
suret, içini zamanla hakikatle dolduracağımız bir kalıptır. Namaz cemaatle
kılındığında ise bireysel bir ibadet olmaktan çıkıp toplumsal bir dayanışmaya,
eşitliğe ve kolektif bir disipline dönüşür.
3. Zamanın Ruhu ve
"Direniş" Olarak İbadet
Mektupta gençlerin ibadetine ve fitne dönemlerindeki
amellere yapılan vurgu, sosyolojik açıdan çok değerlidir. Akıntıya karşı kürek
çekmek her zaman zordur. Gençlikte nefsin dünyevi arzularına, karmaşa
dönemlerinde ise toplumsal çürümeye karşı durarak ibadet etmek, pasif bir
dindarlık değil, aktif bir varoluşsal direniştir. İmam-ı Rabbani bu direnişi
"hicret" (kötülükten ve batıldan uzaklaşarak hakikate sığınma) olarak
nitelendirerek inananlara muazzam bir moral motivasyon sağlamaktadır.
4. Sınıfsal Kibir ve Güç Karşısında
Omurgalı Duruş
Mektubun sonundaki zenginlik/güç eleştirisi, İslam
ahlakının en radikal duruşlarından biridir. Maddiyatın ve gücün mutlak güç
kabul edildiği kapitalist dünyada, insanların zenginler karşısında eğilmesi
sıradanlaşmıştır. Mektupta hatırlatılan "Zengine zenginliği için
tevazu gösterenin dininin üçte ikisi gider" ikazı, insanın
onurunu (izzetini) sadece Allah karşısında eğilerek koruyabileceğini söyler.
Sınıfsal üstünlüklere karşı mesafeli durup, "gönül zengini" fukaraya
rağbet etmek, ahlaki bir omurganın en net göstergesidir.
Sonuç olarak; 85. Mektup,
şekil ile özü, bireysel ahlak ile toplumsal duruşu harmanlayan zamansız bir
rehberdir. Amelde sürekliliği, güç karşısında dik durmayı ve yozlaşmış
dönemlerde değerlere tutunmayı vaaz eden bu metin, günümüz insanının anlam
arayışına da doğrudan hitap etmektedir.