8 Haziran 2026 Pazartesi

“Korkma, Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak”

 

                                                 


       Yazmak iyidir; özellikle yaşlılar için daha iyidir.

Yazmanın birçok olumlu etkileri vardır. Bu olumlu etkilerden biri de terapi etkisidir.

Yazmanın terapi etkilerini say sayabildiğin kadar. Bunlardan biri de insanın yönünü yarına çevirmesidir. Örneğin ben 20 yaşında Eğitim Enstitüsü öğrencisiyken, emekli olduğum zaman şu yörede şöyle bir ev yapacağım ve… diye hayal ederdim. Ama şimdi? Hayallerim bitti gibi. “İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.” sözünü de bildiğimize göre… Allah’ın izniyle yaşamak gerek. Geçmişe takılıp kalmak yaşamak mıdır? O da ayrı bir konu…

Yazmak güzel dedik, her gün yazmak daha güzel…

Ben klavyenin başına geçince ne yazacağımı doğru dürüst bilmem genellikle. “Sus sus öğrencilerin duymasın.”

Dün akşam, “Yarın ne yazayım?” dedim içimden.  Aaa içimde bir değişiklik oldu ki sormayın. Yukarıda da belirttiğimiz üzere yarına döndük. Sağa sola, hele de geriye dönük yazmanın yazana yararı olur belki ama okuyana… Okuyucu murat ederse her yazıdan payını alır, dememek gerek. Okuyucuya harcadığı zamanın hakkını peşin peşin vermek gerek. Fazlası da okuyucunun şahsi gayretinin mükâfatı olur.

Okuyuculara ne vereyim, diye düşündüm. Bir türlü karar veremedim. Televizyonlu odaya geçeyim dedim. Televizyonu herkes izliyor. Buradan bir şey çıkmaz, derken bir beyefendinin koşuşması dikkatimi çeker oldu: Tabii mealen yazacağım. Aynen yazabilmek bu yaşta mümkün mü?

Efendim halkımız kendi kendine derki: ekonomik olarak çok sıkıntı çekiyoruz. Adaletimiz de adalet değil… Ama çevremiz ateş çemberi. Bizi savaşa sokmadı. Sonra ana muhalefet daha kendisini yönetemiyor… Durumumuzu düzeltse düzeltse yine bu düzeltir…” Adamın beden diline baktım. Jest ve mimiklerine baktım. Bunları ciddi ciddi söylüyor gibi. Adam kendi aklıyla bunları söylediyse saygı duyarım. Kendi aklını kullananlara hiç kızmam. Sonra düşündüm ki bu adam başka bir şey söyleseydi kendisini bu kanalda tutarlar mıydı? O da zor. Ekmek parası kazanmak için başkasının borazanına üflemek ne kötü. Böylesine kelli felli insanlara acıyor insan… Uzatmayalım bu konuya girmek istemiyorum. Peki, bu kadarını niye yazdığıma gelince, dedim ya adamın kendi aklını kullanıp kullanmadığını anlayacak kapasitede değiliz. Eğer kendi aklını kullanmışsa fikirlerini saygı ile paylaşmak gerekir…

Bazen geceleri kalkıyorum. Yaşlılar anlar beni. Bu gece de kalktım. Saat 02. 00. Ne yapayım? Tek oyuncağım olarak kabul ettiğim internete giriverdim. Bayağı okudum. Ben fazla kitap okuyamıyorum. Ama internetten edindiklerimi büyüterek okuyabiliyorum. Belki de bunun için bazı yazıları da büyüterek yazmış oluyorum. Değerli okuyucularımız bu durumu da bilsinler ki paniğe kapılmadan düşünüversinler:

Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç’tan mutlak butlan yorumu: YSK’nın görevi ve yetkisi gasp edilmiştir. Yazısında Kılıç, “Umarım önümüzdeki günlerde belki o arzu edilen yargısal düzenlemeler yapılarak bu yıllanmış, artık kangren haline gelmiş sorun da böylece çözülmüş olur” dedi.

https://www.karar.com/guncel-haberler/hasim-kilictan-mutlak-butlan-yorumu-ysknin-gorevi-ve-yetkisi-gasp-2052358

Hem kangren teşhisi var hem değişimden tek sözcük yok. Oh ne güzel ne güzel. Kişiler değişsin ama düzen…

Kişilerle işimiz yok. Bu düzen değişmeli düzen. Dil alışkanlığı düzen diyorum. Okuyucu bunu düzensizlik olarak anlasın.

Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen Bahar Konferansları'nın ikincisi, “Adalet Hemen Şimdi” başlığıyla İstanbul'da gerçekleştirilmiş olan konferansla ilgili yazıyı da okudum. Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in açılış konuşması çok güzel, çok da kapsayıcıydı. Sivil Toplumun Önemini vurguladı. Gerçek sivil toplum kuruluşlarının hükümet güdümünde olmaması ve gönüllülük esasına dayanması gerektiğini de belirtmiştir. Ayrıca gerileyen Endeksler ve Cezaevlerinin durumunu anlatması düşündürücüydü. Hele de suskunluk eleştirisi… Toplumun susma hakkı olmadığını savunan Çelik; özellikle üniversitelerin ve medyanın gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksünün olamayacağını, susanların hak iddia edemeyeceğini vurgulamıştır.

Medeni insanlar yönetilmelerine müsaade ederler ama güdülmelerine müsaade etmezler. Bunun için örgütlenirler” diyen Çelik’i, haddimiz olmayarak tebrik ederiz. Ama o da platformdakiler de değişimden söz etmediler. Anlaşılan Sayın Reisi Cumhur Erdoğan sonrası için hazırlıklar var… Hizmet yarışına hazırlık çok güzel bir şey ama emperyalistlerin dayattığı düzenle hizmet edilemeyeceği bilinmelidir.

Muhalefetin dizayn edilmesi çalışmalarını görünce bir de ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu'nda (ADF) yaptığı, monarşiyi hatırlatan konuşması aklımıza gelince ister istemez moralimiz bozuluyor… Ne desem bilemiyorum. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un istiklâl Marşına neden “Korkma!” nidasıyla başladığını ancak yeni yeni anlamaya başlıyorum.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

(…)

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

 

Topyekûn olarak yurttaşlık görevlerimizi bilinçli ve hakkıyla yapabilirsek kurtuluş yarından da yakın…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 08. 06. 2026







Ben Seni Sevdiğumi

 


Şevval Sam - Ben Seni Sevdiğumi I Karadeniz © 2008 Kalan Müzik

Şevval Sam'ın tüm şarkıları burada: https://bit.ly/3GqxIwW Kalan Müzik YouTube kanalına abone olmak için tıklayın: https://bit.ly/KALAN Şevval Sam - Ben Seni Sevdiğumi I Karadeniz © 2008 Kalan Müzik Söz : Maçkalı Hasan Tunç, Müzik : Anonim ---------------------------------------------- Ben seni sevduğumi Dünyalara bildirdum Endirdun kaşlaruni Babani mi eldurdum İn dereye dereye Al dereden taşlari Geçti bizden sevdaluk Al cebumden saçlari Kiz evinun onine Sereceğum kilimi Oldi hayli zamanlar Görmedum sevduğumi ---------------------------------------------- Onay Şahin : Kemençe Miks, Mastering : Mayki Murat Başaran - Kalan Stüdyo

Tahinin Etkisi

 


Bir kaşık tahinin mucizevi etkisi!

Beyaz TV'de Hayatta Her Şey Var programında Aslı Cankat'ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Oytun Erbaş, sağlığa dair çok önemli açıklamalarıyla ve verdiği tavsiyelerle izleyenleri ekran başına kilitledi.

Mankafa Fabrikası

 


Mankafa Fabrikası | Bir Ahmet Gencal Şiiri | Şiir Dinletisi

"Emperyalist düzen kurmuş düzeneği, yayınevleri elde, kanallar elde, gazeteler elde — her şey mankafa üretmek için..." Bütün kanalları, bütün gazeteleri, hatta yayınevlerini kontrol altına aldılar. Peki biz ne yapıyoruz? Kanal kanal gezerken bir limana düştüm genç bir kadın her yere kitap koymuştu evine. Ve Pir Sultan yüzyıllar önce söylemişti: "Şu ellerin taşı hiç bana değmez, ille dostun bir tek gülü yaralar beni." Bu şiir; Sabahattin Gencal'ın "Şu Ellerin Taşı Hiç Bana Değmez" başlıklı blog yazısından ilham alınarak kaleme alınmıştır. Blog: [https://gencalsabahatti.blogspot.com/...] 👁️ Dokunulduysa paylaşın. 🔔 Yeni şiirler için kanala abone olun.

Sabahattin Ali

  


        (…)

Mehmet Ali Cimcoz: Sabahattin Ali herkes tarafından sevilen kültürlü bir adamdı. Nereye gitse herkes onu masasına davet eder ve onunla beraber oturmaktan zevk duyardı. Bu itibarla onun lüks yerlerde görülmüş olması mutlaka kendi parasını harcadığına bir delil sayılmaz. Böyle bir hal onun mali vaziyetinin iyi olduğuna bir delil teşkil etmez. Bugün gazete sütunlarında aleyhinde yazı yazanlar bile onu büyük bir arzuyla masalarına davet ederlerdi.7

Annemin söylediğine göre, (Sabahattin Ali) akşam yemeklerine çok geç gelirmiş. Belki bu da bir kusurdur. “Tam sofrayı kurardım, ha geldi, ha gelecek derken bir de bakardım ki saat 10 olmuş... Gülerek kapıdan görünürdü...” diyor. İşten çıkıyor örneğin, yolda Hasan Ali'yi görüyor babam. Onunla yarım saat konuşuyor, üç adım ilerliyor, karşısına bu kez Nurullah Ataç çıkıyor. Haydi, biraz da onunla söyleşi. “Yahu gidip şurada iki kadeh içki içelim” denince de, elbette eve geç kalıyor, evdeki yemekler de soğuyor tabii.8

(…)

____________

7. Sülker, Kemal; Sabahattin Ali Dosyası, (s. 106); Ant Yayınları, Kasım 19681 İstanbul

8. Filiz Ali Sabahattin Ali'yi Anlatıyor, s. 86; Bayram, Kemal; Sabahattin Ali Olayı; Yenigün Yayınları 9, Birinci Baskı Eylül 1978

____________________________

SABAHATTİN GENCAL (DerleyipDüzenleyen), SABAHATTİN ALİ VE GÖRÜŞLERİ Tanıdıklarının ve TanıyanlarınınKaleminden, Cinius Yayınları, İstanbul,

Bir Çalışma Odası

 


Paylaştığınız pexels-photo-19084743.jpg isimli görsel, profesyonel bir stok fotoğraf platformu olan Pexels üzerinde yer alan ücretsiz bir stok fotoğraftır. Dolayısıyla bu çalışma size ait olmamakla birlikte, bağımsız bir fotoğrafçı tarafından çekilmiş dijital bir içeriktir.

Görselin içeriğine bakıldığında ise edebi bir temaya sahip bir çalışma odası veya sahaf köşesi canlandırılmıştır:

  • Ana Tablo: Duvarda asılı duran büyük resim, Türk edebiyatının usta kalemi Sabahattin Ali'nin dünyaca ünlü "Kürk Mantolu Madonna" romanı için hazırlanmış özel bir illüstrasyon veya kitap kapağı tasarımının tablolandırılmış halidir. Resimdeki kadın figürü, romandaki ikonik karakter Maria Puder'i temsil etmektedir.

  • Diğer Detaylar: Masanın üzerinde kasetler, kitaplar ve sağ alt köşede Arthur Rimbaud'nun "Şiirler" kitabının Türkçe çevirisi göze çarpmaktadır.


Rabbani'nin Mektupları- 098

Bağlantısını paylaştığınız Mektubat-ı Rabbani’nin 98. Mektubu, İmam-ı Rabbani Ahmed Sirhindî hazretleri tarafından Şeyh Zekeriya'nın oğlu Abdülkadir'e yazılmıştır. Mektup, temel olarak insan ilişkilerinde rılık (yumuşak huyluluk/nezaket) kavramını merkeze almakta, öfke ve kibrin tehlikelerine karşı uyarıda bulunmakta ve gençlik nimetinin geçiciliğini hatırlatarak ahiret bilincini aşılamayı amaçlamaktadır.

Bu kıymetli metnin sistematik özeti konu başlıklarına göre aşağıda sunulmuştur:

1. Rıfk (Yumuşak Başlılık), Kolaylık ve Güzel Ahlakın Fazileti

Mektubun ilk ve en geniş bölümü, rıfk ile muamele etmenin dini ve ahlaki değerini vurgulayan hadis-i şeriflere ayrılmıştır:

  • İlahi Mükafat: Allah Teâlâ "refik"tir (kullarına acıyan, acelesi olmayan ve yumuşak davranandır); yumuşak huyluluğu sever ve sertliğe vermediği ihsanı, rıfk ile hareket edene bahşeder.
  • Ahlakın Süsü: Rıfk girdiği her şeyi süsler, çıktığı her şeyi ise çirkinleştirir. Yumuşak muameleden mahrum kalan, hayırdan da mahrum kalmış demektir.
  • Cennet Ehlinin Vasfı: Ateşin kendisine, kendisinin de ateşe haram kılındığı kimseler; sakin, yumuşak başlı, cana yakın ve insanlara kolaylık gösteren müminlerdir.

2. Öfkeyi Yenmek, Haya ve Tevazu

İmam-ı Rabbani, insanın nefsani dürtülerini dizginlemesinin önemini yine nebevi referanslarla açıklar:

  • Öfke Kontrolü: Öfke, sabrın balı bozması gibi imanın kalitesini ve güzelliğini bozar. İnsan, hırsını almaya gücü yettiği halde öfkesini yutarsa kıyamet günü mükafatlandırılır. Ayakta olanın öfkelendiğinde oturması, geçmezse yatması tavsiye edilir.
  • Haya ve Güzel Söz: Haya imandan gelir ve kişiyi cennete taşır; hayasızlık ve kötü söz ise cezayı gerektirir.
  • Tevazu ve Kibir Dengesi: Allah rızası için tevazu göstereni Allah yükseltir; o kişi kendi gözünde küçük olsa da insanların nazarında büyür. Kibre kapılanı ise Allah alçaltır. Gücü yettiği halde bağışlayanlar, Allah katında en aziz kullardır.

3. Kul Hakları ve "Müflis" Kavramı

Metinde, toplumsal adaletin ve bireysel sorumluluğun ahiretteki karşılığı çarpıcı bir misalle hatırlatılır:

  • Dünyada Helalleşme: Üzerinde başkasının hakkı (namus, mal vb.) olan kişi, paranın geçmediği kıyamet günü gelmeden önce dünyada helallik almalıdır.
  • Ahiret Müflisi: Gerçek müflis, dünyada ibadetlerini (namaz, zekat) yapmış olmasına rağmen; insanların haklarına girerek (söverek, döverek) ahirete gelen kimsedir. İbadetlerinden elde ettiği sevaplar hak sahiplerine dağıtılır, sevapları biterse karşı tarafın günahları ona yüklenir ve cehenneme atılır.

4. İlahi Rıza ve İnsanların Hoşnutluğu

  • Öncelik Sıralaması: İnsanlar darılsa bile Allah’ın rızasını gözeten kimseye, insanların eziyetlerine karşı Allah kafi gelir. Ancak Allah'ı gücendirmek pahasına insanların rızasını arayanı, Allah insanların insafına bırakır.

5. Dünyanın Geçiciliği, Gençlik ve Gaflet Uykusundan Uyanma Çağrısı

Mektubun son bölümünde İmam-ı Rabbani, mektubun muhatabına doğrudan hitap ederek nasihatlerini bağlar:

  • Aldatıcı Görünüş: Dünyanın geçici ve taze görünüşüne aldanmamak gerekir; zira dünya zenginliği hakiki bir izzet ve fazilet sebebi değildir.
  • Kurtuluşun İki Temel Kökü: Ahiret azabından kurtulmanın esası iki esnada toplanmıştır: Allah’ın emrine tazim (saygı) ve Allah’ın kullarına şefkat.
  • Zamanın Kıymeti: Mektubun yazıldığı gencin dünya nimetleri içinde ve gençlik çağında olduğunu belirten müellif, bu mektubu ona duyduğu derin şefkatten ötürü yazdığını ifade eder. Henüz fırsat kaçmamıştır; tövbe ve inabe (Allah'a yönelme) kapısı açıktır. İnsan, boş yere yaratılmadığının bilincinde olarak bu az günlerin fırsatını ganimet bilmelidir.

Mehmet Okuyan'dan Vecize

 


                                                              Mehmet Okuyan   Vecize