6 Haziran 2026 Cumartesi

Mü'min Aynı Delikten İki Defa Sokulmaz (Isırılmaz)."

  

 


Değerli arkadaşım Erdoğan Bey’le, Çekmeköy’e yerleştiğimiz günlerde açık deyişle 2017’de tanıştık. Kendisiyle o gün bugün, istisnalar dışında her hafta buluşuyoruz. Her buluşmamızda arkadaşlığımız dostluğa dönüşüyor, dostluğumuz pekişiyor.

Dostluğumuz gücünü karşılıklı saygı ve sevgiden almaktadır. Duygu ve düşüncelerimizi çok rahat ve samimi olarak ortaya koyar ve analiz ederiz. Zaman zaman da çıkarımlarımızı yayınladığımız da oluyor.  İnşallah bugünkü görüşmemizi de özet olarak olsa yayınlayacağız.

Bugün 06 Haziran 2026 Cumartesi. Çekmeköy Belediyesi Yaşar Doğu Parkı Sosyal Tesisinde 15.15’te buluştuk. Buluşmamıza Eyupsultan’da ikamet eden edebiyat Öğretmeni Fatih Öztürk Bey’in yanı sıra Fuat Gencal Bey ve Ahmet Gencal Bey de katıldılar.   Bu arkadaşların katılmalarıyla toplantımız daha fazla anlam kazandı. Fikir zenginliği kazandı.  Beynimize ve gönlümüze nakş ettiğimiz konuşma ve çıkarımlarımızı paylaşmaya çalışacağız.

    Her zaman olduğu gibi hal hatır sormakla başladı sohbetimiz. Sonra anılara geçtik. Erdoğan Teke Bey’in İsviçre anıları sadece dinlenmeye değer değil üzerinde düşünmeye de değerdi. Erdoğan Bey gemi ve uçak parçalarının yapıldığı fabrikada önceleri bir tezgâhta çalışırken daha sonra kontrol-denetleme görevini üstlendi. Parçalarda saçının teli kadar bile hata olmamalıymış. Parçalar üç ay depoda bekletilir sonra tekrar kontrol edilirdi. Bozulmamışlarsa satış bölümlerine çıkartılırdı. Sabahattin Gencal, Erdoğan Beyin, işinde olduğu gibi özel yaşamında da hassas olduğunu ve kıl kadar bile hata yapmamaya çalıştığını söyledi.

    Gencal, beden rahatsızlığı yanında psikolojik rahatsızlığından da söz etti. Televizyonda izlediği dizilerde ve haberlerde vefalı davranışlarda ağladığını söyledi. Vurdulu kırdılı ve ağaç devrilir gibi insanların devrildiği sahnelerde ağlamayıp vefa ile ilgili sahnelerde ağlamak… Erdoğan Bey “Ben de öyleyim, dedi ve bir örnek verdi. Küçük bir kız hapishanede babasını ziyaret etmek ister. Görevliler yanar döner ayakkabılarıyla onu içeri sokmazlar. Ona terlik verirler. Kızcağız da ayakkabılarımı babama gösterecektim, der ve ağlar. Ahmet de birkaç sene önce duyduğu bir olayı anlattı: Küçük bir kız çocuğunu hapishanedeki babasına götürürler. Babasıyla görüşmeden önce teyzeleri onu koklar koklar ve öperler. Kız da çok koklamayın koku bitmesin babama da kalsın, der…

    Çocukların ve anaların ağladığı dönemdeyiz. Tam bu noktada Erdoğan Bey,    “Nasıl oldu da siyasetin içine düştük. Sabahattin Bey Hocamız böyle konuşmaları sevmez” deyince Gencal, Bu akıl almaz durum artık bir parti meselesi değil demokrasi meselesidir” diyerek konuşmakta kendine göre bir sakınca olmadığını da ekleyerek şunları söyledi:

    ABD başkanlarından müteveffa John F. Kennedy’nin (JFK: “Ülkenizin sizin için ne yapabileceğini sormayın; sizin ülkeniz için ne yapabileceğinizi sorun." demiştir. 

“Thomas Joseph Barrack Jr. (d. 28 Nisan 1947), Amerikalı iş adamı ve diplomat. 14 Mayıs 2025'ten beri Donald Trump hükûmetinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye büyükelçisi olarak görev yapmaktadır. Ayrıca 23 Mayıs 2025'ten beri Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye Özel Temsilcisidir.” Ayrıca Irak temsilcisi de olmuştur. Bu büyük elçinin sözlerine cevap verilmemesi üstelik bütün hukukçuların doğru bir yan bulmadıkları butlan kararının ve sonrasının hiç de normal olmadığını söyleyen Gencal bir anısını anlattı:

    Rahmetli dayım Selahattin Gencal, teyzemin kocası amcamız rahmetli Abdullah Gencal’la sohbet ediyordu. Konu "Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz (ısırılmaz)." (Buhârî (Edeb, 83) ve Müslim (Zühd, 63) Hadisine gelince Abdullah amca, “Ben iki defa aldatılmam.” dedi. Dayım da aldatanlar her seferinde farklı usuller ve  tarzlar uygularlar.” deyince. “O zaman zaman başka.” dedi Abdullah amca.

    Dayım da Abdullah amca da bölgemizin eşrafındandı. İleri görüşlü olarak kabul edilen, bu yurt ve millet üzerinde düşünen bu ikilinin bile bir B  ve C planları yoktu. Eğitim sistemimiz zaten öteden beri ezbere dayanan akıl yürütmeyi ıskalayan, düşünce ve alternatifler üretemeyen bir acayip sistem. Buna hayır diyemeyiz; çünkü 27 Mayıs 1960’tan ders alamadık. Bir başka türlü yapılan 12 Mart 1971 Muhtırasından ders alamadık, 12 Eylül 1980 darbesinden de 90’lı yılların muhtıralarından ve gösterilerinden de dersler ve ibretler alamadık. Yakın tarihimizi konu etmekten çekinirken yontma taş ve cilalı taş devrinden, savaşlardan vb. söz ederek kendimizi kandırdık. Tarihin okutulma amacı nedir? Hep hukukçuları, sustukları için kınıyoruz. Peki, tarihçilerimizin susmalarını neye yorumlayacağız? Tamam, bazı konuları çocuklar hazmedemez ama öğretmen sadece çocuklar için mi vardır? Tarihçi kardeşlerimiz, emperyalizmi, işbirlikçileri ve kirli oyunları bugün anlatmayacaksa ne zaman anlatacaklar? İnşallah Bor’un pazarı geçmeden toplumumuzun uyanmasına katkıda bulunurlar…

Konuyu John F. Kennedy’nin sözüyle açtık yine onun sözleriyle kapatalım: "Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir" diyerek vatandaşların bilinçli olmasının önemini vurgular. Memleket meselelerinde fikir sahibi olmak, demokrasiyi ayakta tutan en temel güçtür. Ancak bu fikirlerin doğru bilgiye, akla ve sorumluluk bilincine dayanması gerekir.” (JFK Library +1)

    Niye JFK’nin sözlerine baş vuruyoruz? Thomas Joseph Barrack Beyefendi bölgemiz insanlarının demokrasiye layık olmadıklarını vurguluyor. Tabii onun gibi düşünenler de… Derine inmeyelim, tüm Batı âlemini suçlamak istemem ama bir gerçek var ki onlar bizi sömürmekten başka bir şey istemiyor. Sömürü düzenlerine en uygun yönetimlerle çalışmak istemektedirler.

    Bizler, geniş anlamıyla siyaset yapardık ama dar anlamıyla siyasete girmezdik. Başka deyişle olaylar üzerinde hele da şahıslar üzerinde hiç konuşmazdık. Bu sefer nasıl olduysa şahıslardan da söz ettik. Biraz da dozunu kaçırdık herhalde. Ama kendimiz söyledik kendimiz işittik. İşte, birazını da siz okuyucularla paylaştık.  Fazla bir şey paylaştığımız da yok:

    Kendi aklımızı kullanmak gerektiğini vurguladık da vurguladık.

    Devletin aklı, devletin bekası, düzenin devamı ve benzeri düşüncelerin vicdanları karartmamasını söyledik. Başka?

    Başta hukukçular olmak üzere, tarihçiler ve tüm aydınlarımızın cesaretle toplumumuzu aydınlatması gerektiğini de söyledik.

    Erdoğan Bey de ben de 83 yaşındayız. Çözüm üretebilmek yeteneğimiz olsa, canımız feda, hemen paylaşırdık ama bırakın çözüm önermeyi durumu bile doğru dürüst değerlendiremiyoruz. Onun için hukukçuları ve tarihçileri kınıyoruz. Haklarını helâl etsinler. Bu kınamalarımızı iyi niyetimize versinler. Ne halde olduğumuzu anlatamayız. Erdoğan Bey, televizyonda seyrettiği kâğıt toplayan bir bayanın dramını anlatırken ikimizde göz yaşlarımızı tutamadık. Bu millet bunu hak etmedi.

Umarız ki bu millet bu son siyası tuzaktan da kurtularak Cumhuriyetimizi ve demokrasiyi kurtaracaktır.  

Sabahattin Gencal, İstanbul 06. 06. 2026 

 

 

Çürüyen değerler Bahçesi

 


ÇÜRÜYEN DEĞERLER BAHÇESİ | Türkiye'de Sosyal Çözülme Üzerine Bir Şiir

Fatih’in surları önünden bugünün beton binalarına, tarihten dijital yalnızlığa uzanan bir vicdan muhasebesi. Bir toplumun çürümesini, empatiyi nasıl kaybettiğimizi ve "bahçıvansız kalan" o bahçeyi sorguluyoruz. Bu şiir, modern insanın kendi elleriyle yarattığı ıssızlığı, hafızasızlığı ve sahte baharları anlatıyor. Peki, bahçe gerçekten çürümeye mahkûm mu, yoksa tohumlar hâlâ toprakta mı? "Bahçıvan gelmedi, beklemeyi unuttuk." Kanalımdaki diğer içerikler ve edebiyat üzerine düşüncelerim için abone olmayı ve düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın.

Ah Nerede

 


Füsun Önal - Ah Nerede (Official Audio)

Şarkı Sözleri
Ah ah
Nerde bıraktım kalbimi bilmemAh nerede vah neredeNerde unuttum kalbimi acabaAh nerede vah nerede
Bir bulabilsem ah neredeNe olur du yerinde duraydıDaha dün kalbim şuradaydı
Ah nerede vah neredeNerde unuttum kalbimi acabaAh nerede vah neredeBir bulabilsem ah nerede
Taşıdım hammal gibi ben kalbimi bunca seneTam ona muhtaç olunca çekmiş gitmiş neredeTaşıdım hammal gibi ben kalbimi bunca seneTam ona muhtaç olunca çekmiş gitmiş nerede nerede
Ah nerede vah neredeKimde unuttum kalbimi acabaAh nerede vah neredeBir bilen olsa ah nerede
Ah ah
Kimde unuttum kalbimi bilmemAh nerede vah neredeKimlere sorsam nerelere baksamAh nerede vah nerede
Bir gören olsa ah neredeSevgilim al kalbimi derkenBi de baktim yokki yerinde
Ah nerede vah neredeBir bilen olsa ah neredeKimse bulan kimse alanAlsa götürse ah benide
Taşıdım hammal gibi ben kalbimi bunca seneTam ona muhtaç olunca çekmiş gitmis neredeTaşıdım hammal gibi ben kalbimi bunca seneTam ona muhtaç olunca çekmiş gitmiş nerede nerede
Ah nerede vah neredeNereye de koydum kalbimi acabaAh nerede vah nerede
Bir bilebilsem ah neredeAh nerede vah neredeKimlere sorsam nerelere baksamAh nerede vah nerede
Bir gören olsa ah neredeAh nerede vah neredeBir bilen olsa ah neredeKimse bulan kimse alanAlsa göturse ah benideAh nerede vah nerede
Kaynak: Musixmatch
Besteciler: Mehmet Attila Ozdemiroglu / Oktay Yurdatapan / Joachim Ilan Cohen
Ah Nerede şarkı sözleri © Universal Muzik Taksim Ed. A. S.

Papau Yeni Gine'de 800 dil...

 


                                             Papau Yeni Gine'de 800 dil...

"Felsefe Bilmediğini Bilmektir."

 


Sokrat ne diyor Sokrat?

Felsefe, bilmediğini bilmektir.” demiyor mu? İyi ya işte, ben de bilmediğimi biliyorum. Sen de, eğer varsa bilgi kırıntıları onları kuşlara atıver de işe baştan başlayalım.

Bir felsefe apartmanı yapalım. Önce temel, zemin kat, falan filan derken ileride, belli mi olur lüks daire de yapabiliriz. Bu benzetmeden de anlayacağınız gibi temeller gösterişsiz olur. Bu sizleri olumsuz etkilemesin. İleriye bakın, daima ileri…

İlk hedefimiz merak uyandırmaktır. Şimdiden başlıyor merakınız…

Sonucunu “Merak etme sen.”

Sorgulu morgulu, eleştirel meleştirel okumalar dileğiyle…

Sabahattin Gencal,

Çekmeköy-İstanbul, 03. 10. 2019

 _____________________

Sabahattin Gencal, YENİYENİ TAZELENİYORUM BEN, cİNİUS yAYINLARI, İstanbul, 2019

Rabbani'nin Mektupları- 096

 Verilen URL'deki metin, İslam âlimi İmam-ı Rabbani (k.s.) tarafından Muhammed Şerif'e yazılmış olan 96. Mektup'tur. Bu mektup, insanın dünya hayatındaki sorumluluklarını, gençlik döneminin önemini ve ahiret bilincini konu almaktadır.

Metnin sistematik özeti konu başlıklarına göre aşağıda sunulmuştur:

1. Mektubun Ana Mevzuu ve Amacı

  • Ertelemeyi Engellemek: Hayırlı amelleri ve ibadetleri yarine bırakmamak, zaman kaybetmeden derlenip toparlanmak.
  • Şeriata Tabi Olmak: İslam hukukuna ve sünnete tam bir bağlılık göstermeye teşvik etmek.

2. Gençlik Çağının Önemi ve İbadet

  • En Kıymetli Vakit: Gençlik dönemi, ibadet ve taat gibi en faziletli ameller için harcanması gereken, kaçırılmaması gereken bir fırsat anıdır.
  • Zorluktaki Ecir: Bu dönem, nefsin ve şeytanın en güçlü olduğu zamandır. Dolayısıyla gençlikte nefs-i emmareye karşı yapılan az bir amele bile çok büyük sevap (ecir) verilir.
  • Yaşlılık Dönemi: İlerleyen yaşlarda bedeni ve zihni kuvvetler zayıflar, ibadet için toparlanmak zorlaşır. Hayırlı işleri yaşlılığa ertelemek sadece pişmanlık getirir.

3. Temel İslami Sorumluluklar ve Dengeler

  • Farz İbadetler: Beş vakit namazın cemaatle kılınmasına özen gösterilmesi ve zekatın (şartlar oluştuğunda) tam bir gönül rızasıyla, cana minnet bilinerek verilmesi gerekir.
  • Mubah Dairesinin Genişliği: Allah, 24 saatin sadece 1 saatini namaza ayırmış, malın 40'ta 1'ini zekat olarak istemiş ve helal (mubah) dairesini çok geniş tutmuştur. Buna rağmen ibadette tembellik yapmak, zekatta cimrilik etmek ve helal daireyi bırakıp haramlara sapmak büyük bir insafsızlıktır.

4. Şeytanın Aldatmacası ve Günahların Tehlikesi

  • Şeytanın Tuzağı: Şeytan insana yaklaşırken Allah'ın affını ve keremini öne sürerek kandırmaya çalışır; insanı günah işlemeye ve ibadetleri terk etmeye sevk eder.
  • Günahların Küfre Götürmesi: Küçük günahlarda ısrar etmek büyük günahlara, büyük günahlarda ısrar etmek ise zamanla kalbi karartarak imanın gitmesine (küfre) yol açar. Bu yüzden günah birikintilerinden sakınılmalıdır.

5. Dünya ve Ahiret Ayrımı

  • Dünya Hayatı (Mihnet Evi): Bu dünyada dost ile düşman, iyi ile kötü bir arada yaşar; Allah'ın rahmeti dünyada her şeyi kuşatmıştır.
  • Ahiret Hayatı (Ceza Evi/Karşılık Yurdu): Kıyamet günü iyiler ile kötüler birbirinden kesin olarak ayrılacaktır. Ahiretteki özel ve mutlak rahmet sadece takva sahiplerine, zekatını verenlere ve iman edenlere yazılmıştır.

6. Mektubun Sonu ve Hususi Ricâ

  • Mektubun sonunda İmam-ı Rabbani, mektubu taşıyan ve yazı sanatında (kitabet/inşa) ihtisas sahibi olan, eski komşusu Mevlâna İshak'ı muhatabına tanıtır; kendisine ihtiyaç halinde yardım ve müsaade edilmesini rica eder.

Monet'in Su Bahçesi

 


Yüklediğiniz monet-4780775_1280.jpg isimli bu fotoğraf, ünlü Fransız Empresyonist (İzlenimci) ressam Claude Monet'nin Fransa'nın Giverny köyünde bulunan meşhur evinin bahçesine aittir.

Fotoğraftaki bu gölet, Monet'nin o meşhur nilüfer ("Water Lilies") tablolarını yaptığı ve ömrünün son dönemini adadığı su bahçesidir (Jardin d'eau). Arka planda görülen küçük sandal ve bambu ağaçları da Monet'nin Japon bahçe sanatından esinlenerek bizzat tasarladığı bu ikonik mekanın karakteristik unsurlarındandır.

Richard Bach'tan Vecize

 


                      Tırtıl yolun sonu dediğinde Usta "kelebek" demiş.

                                        Richard Bach

                        Secde Süresi 17 ayette der ki

        "Hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez"