14 Haziran 2026 Pazar

Yarınların İyi Geçmesi Dileğiyle...

 


Bugün 14 Haziran 2026 Pazar.

Hayatımda ilk kez sabahın 07.00’sinde televizyondan verilen futbol maçını izledim. Türk Milli Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ilk maçında, Vancouver’de1 Avustralya’ya 2-0'lık skorla mağlup oldu. Üzülmemek elde değil. Yazılı ve görsel basında maçın kritiğini yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar.

Bugün saat 15.00’de değerli arkadaşım Erdoğan Beyle Dörtyol Kafede buluştuk. Bu buluşmada da maç kritikleri devam etti.

Bilindiği üzere Erdoğan Bey eski futbolculardandır. 7 yılı İsviçre’de 8 yılı Türkiye’de olmak üzere toplam 15 yıl da futbol hakemliği yaptı. Yani konuyla daha çok ilgili ve bilgili. Milli maçı okudu bize. Analizlerine diyecek yoktu.

Ben de maçı değil, Türk seyirciler arasında bulunan tahminen 5 yaşındaki çocuğun gözyaşlarını okudum. Ailesini tebrik ederim. Bu güzel yavrumuza Türk aidiyetini kavrattılar. Bu çocuğu da bütün çocukları ve gençleri de Allah (cc) bağışlasın.

“Aidiyet duygusu, bireyin kendisini bir topluluğun, ailenin, arkadaş grubunun veya mekânın doğal bir parçası olarak görmesi ve orada kabul edildiğini, değerli olduğunu hissetmesidir. İnsanın psikolojik sağlığı ve sosyal uyumu için en temel duygusal gereksinimlerden biridir.” Bugün bireyler yalnızlık, yabancılaşma, sosyal çekingenlik ve düşük özgüven yaşıyorsa bu aidiyet duygusunun eksikliğindendir.

Bugün yurt dışındaki Türklerin aidiyet duyguları büyük ihtimalle yurt içindekilerden daha çoktur. Erdoğan Bey 23 yıl İsviçre’de kaldığı için bu konunun canlı tanığıdır, diyebiliriz. Aidiyet duyguları planlı ve bilinçli olarak geliştirilmelidir. Bu konu istenildiği gibi yönetilemezse istenmeyen durumlar ortaya çıkar. Örneğin bir spor kulübüne olduğu gibi bir partiye de aidiyet duygusu oluşur. Seçmen seçim zamanı yarışan partilileri izler. Beğendiğine oy verir. Bir sonraki seçimde yine izler ve oyunu yeni duruma göre verir. Bizde hatta dünyanın birçok yerinde parti fanatikleri vardır ki proje-plan, uzmanlık, deneyim vb. ne olursa olsun aynı partiye oy verilebiliyor. Tabii bu durumu siyasetçiler kendi lehlerine kullanabiliyor. Yani suyun başı ta çocukluk günlerinde tutulmuş oluyor.

Erdoğan Bey, Hocanın siyasetten hoşlanmadığını bile bile geçen hafta biraz derine daldığını söyledi. Onun için siyaset üzerine konuşmadık. Zaten bu konuda hiçbirimiz uzman değiliz. Yazılı ve görsel basından öğrendiklerimizi tekrar etmekte de bir yarar yoktur.

Bugün masamızda siyaset yoktu ama bol bol ikramlar vardı. Simitti, börekti, açmaydı… çayla güzel gidiyor. Tatlı tatlı konuşmaların üstüne sütlaçlar da yakıştı. Açık teşekkürler Erdoğan Bey…

Erdoğan Bey’in deyişiyle iki lafın belini kırmak güzel oluyor, hoş oluyor. Biraz da hayal eklenince değme keyfine. Erdoğan Bey’le hayalen İsviçre’ye gittik.  Biz Medeni Kanun’u İsviçre’den aldık almasına ama… İsviçre’de arabada kemer takmayanı, çöpü yere atanı, sokakta tüküreni üçüncü sınıf kabul ederler… Kanunlara öyle uyarlar ki… Örneğin orman içi bir yolda seferdesin. Kırmızı trafik lambası yandı, kimsecikler olmamasına rağmen duracaksın. Bunları bilmeyen yoktur ama tekrar ederek bizdeki keşmekeşi hatırlatmış oluyoruz. Hele Mutlak Butlandan sonra… Mutlak Butlan milat olur mu dersiniz?

Ahmet de Allah (cc) izin ederse 15 gün sonra gideceğimiz Kuzuluk’u anlattı. İnşallah tatilimiz iyi geçti diyebileceğiz.

Şükürler olsun bugünümüz iyi geçti. İnşallah yarınlarımız da iyi geçer.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 14. 06. 2026

___________________

1.   Vancouver, Kanada'nın batı kıyısında, Britanya Kolombiyası (British Columbia) eyaletinde yer alan bir liman şehridir.