7 Haziran 2026 Pazar

Kendi Kendimizle Konuşma

 


Şimdi sözde deneme yazıyorum ya, denemelerde kendi kendine hitap edilirmiş. Denemeleri iki kapak arasına alarak kitaplaştırdık. Okuyuculara da Hz. Mevlana’yı hatırlatarak denemelere yan gözle bakmamaları imasında bulundum.

Deneme dedim de bir açıklama daha yapma gereğini duydum. Yukarıda dedim ya, Güzel Konuşma ve Yazma derslerine giriyordum. Evet, her tür yazı üzerinde durdum; ama denemeye teğet geçtik. Herhalde müfredatta o kadar müsaade edilmişti. Çünkü biz müfredata uyanlardandık... Oysa müfredatın bir demir parmaklık olmadığını, müfredatı oluşturanlar bile söylemişlerdir. O bahis de uzun hikâye...

Kısaca tekrar edeyim: Nasıl oldu bilmiyorum, en zor yazı türü olan deneme limanına girdim. Şimdi burada demirlemiş durumdayım. Umuyorum ki bu limandan gemi kalkacaktır. Hem de deneme yüklü bir gemi. Yahya Kemal’in Sessiz Gemi’sini hatırladınız değil mi? Yok, yok, benim Yahya Kemal gibi bir Celile’m yok, hiç olmamıştır da. http://eyubogluvakfi.org.tr/?page_id=581 Ben Sessiz Geminin ta kendisiyim desem acayip bir metafor / eğretileme olur. Onun için bizim gemi başka bir gemi diyerek geçiştireyim.

Her zaman söylemişimdir ben yerli yabancı demeden birçok yazar ve şairle arkadaş gibi konuşurum; ama nedense bazılarıyla mesafeliyim. Örneğin Fikret’ten söz ettim, Yahya Kemal’den söz ettim; ama onlarla pek konuşmadım desem inanın. Ancak Eğitim Enstitüsü kütüphanesindeki Yahya Kemal’in portresini hayalen gördüm. Yine Eğitim Enstitüsündeki arkadaşlarla birlikte Âşiyan’a yaptığımız geziyi bir kere daha hayalen yaptım. Ama hiç konuşmadım. İnsan bazen öyle takatsiz kalıyor ki kendi kendisiyle bile konuşamıyor.

Tahmin ediyorum ki; şimdi de siz benimle yaptığınız konuşmaları hatırlıyorsunuzdur. Hatırlamıyor musunuz? Öyle mi? Ben de hiç hatırlamıyorum!

Çekmeköy-İstanbul, 30.08.2020

 __________________

Sabahattin Gencal, DÜŞÜNCEÇİFTLİĞİ, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021