(...)
Her bakımdan tam bağımsız olarak vicdanlarıyla baş başa kalan hâkimlerimiz duruşma salonu hâkim kürsüsünden ders veremez. Hüküm verme kurallarının gerektirdiği biçimde hüküm verir. Hâkim istediği hükmü verir. Bu hükmü uygun görmeyenler üst mercilere başvurabilir; ama hâkime doğum öncesinde de sonrasında da hiç kimse bir şey söyleyemez. Dolaylı biçimde de olsa hâkim kınanamaz, itibarsızlaştırılamaz. Tekrar ediyorum hâkim kürsüsünden hüküm verilebilir ancak ders verilemez. Ders için değil birkaç ay birkaç sene, bir gün bile ceza verilemez.
Dikkat dikkat! Bu yazımızda adalet ebelerinin ders
verdiklerini ima etmiyorum. Onların zihnini okuyamayız, vicdanlarını göremeyiz.
Ancak bu son yıllarda, aylarda ve günlerde hâkimlerin kararlarını ders aracı
olarak kullanan başta siyasetçiler olmak üzere gazeteciler ve yazarların çok
büyük yanlışa düdüklerini görüyoruz. Ve birkaç hatırlatmada bulunmanın yararlı
olacağını düşünüyoruz:
İnsan Allah (cc) tarafından en güzel biçimde yaratılmıştır.
Halife potansiyeliyle de donatılmıştır. Evren tüm unsurlarıyla birlikte insan
emrine verilmiştir. Yani insan bir büyük evrendir. Bunu dikkate aldığımızda
insan karşısında titrememiz gerektir. Hele en küçüğünden en büyüğüne tüm
görevliler tek bir insan dahil her insanın karşısında pür dikkat kesilmesi
gerekir. Görev bunu gerektirir. Bu görevi yapamayanlara görevleri öğretilir;
yapmayanlara görevlerinden ayrılmaları uyarısı yapılır.
_____________________________
