İmam-ı Rabbânî Hazretleri tarafından Molla Hasan Keşmirî’ye yazılan 101. Mektup, kemal ehli (olgunluğa ermiş) zatlara dil uzatan ve onları eleştiren bir zümreye reddiye niteliğindedir.
Metnin sistematik ve maddeler halinde özeti şu şekildedir:
1. Giriş ve Selamlaşma
- Mektup,
muhatabın halinin iyi ve gönlünün hoş olması yönündeki dualarla başlar.
- İmam-ı
Rabbânî, kendisine ulaştırılan kıymetli yazıdan duyduğu memnuniyeti dile
getirir ve bir köşeye çekilmiş olan tasavvuf ehlini unutmadıkları için
Allah'a hamdeder.
2. Nefsin Mertebeleri ve
Eleştirilerin Sınırı
- Nefs-i Emmâre Dönemi: İnsanın nefsi kötülüğü emreden (emmare) konumdayken, ona yöneltilen
her türlü itiraz ve eleştiri haklıdır ve yerindedir.
- Nefs-i Mutmainne Dönemi: Nefis tatmin bulup huzura kavuştuğunda (mutmainne olduğunda) artık
ona itiraz edilemez. Çünkü bu makamda kul Allah’tan, Allah da kuldan
razıdır. Bu dereceye ulaşan bir nefsin iradesi ve muradı, Yüce Allah’ın
rızası ve muradı ile bütünleşmiştir.
- Ahlaklanma: Bu
mertebe, kulun "Allah'ın ahlakı ile ahlaklandığı" zamandır. Bu
sebeple, o mukaddes mertebeye fıtraten ve kudret olarak ulaşamamış sıradan
insanların bu zatları eleştirmeye hakkı yoktur; yapılan eleştiriler sadece
eleştirenlerin kendi eksikliklerini ve cehaletlerini gösterir.
3. Cahillerin Düştüğü Yanılgı ve
Tarihsel Benzetme
- Cahillerin Yanılgısı: Tasavvufi derinlikten uzak bazı cahil kimseler, nefs-i mutmainne
seviyesine gelmiş kâmil zatları kendi cehaletlerinden ötürü hâlâ nefs-i
emmâre seviyesinde zannederler. Kâmil insanlara da nefsin en alt
tabakasının hükümlerini uygulamaya kalkarlar.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Örneği: Bu durum, inkârcıların ve kafirlerin Hz. Muhammed’i (s.a.v.) sadece
sıradan bir insan gibi görerek O'nun peygamberlik (nübüvvet) kemalatını
inkâr etmelerine benzetilmiştir.
4. Dua ve Kapanış
- Mektup,
Allah'ın bizleri bu büyük zatları (velileri) ve onların yolundan gidenleri
(tabilerini) inkâr etmekten koruması yönündeki dua ve Peygamber Efendimiz
ile ashabına salat ve selam getirilerek son bulur.