10 Haziran 2026 Çarşamba

Okuma Oranı

 (…)

Vatanımızın, milletimizin “beka meselesi” konusu uzun zaman gündemde kalmıştı. Tabii bu da çok önemlidir; ancak teşhisi iyi yapmak, yapılabilirliği olan çözüm yolları üretmek daha önemlidir. Beka meselesini ağzına dolayanlardan bazılarının toplumumuzun okumasını istemedikleri unutulmamıştır. Gerçi böyle kişiler istisnadır; ama bu istisna dediklerimizin önemli yerleri işgal ettikleri de unutulmamıştır.

Okuma oranının düşük olmasının bin bir sebebinden biri de dilimizin yabancı dillerin istilasına uğramış olmasıdır. Dilimizdeki Arapça, Farsça ve Osmanlıca kelimeleri kapı dışarı atmaya uğraşırken Fransızcaya, İngilizceye, Almancaya kapıları ardına kadar açtık. Türkçe kavramlar, terimler de üretemedik. Bütün bu ihmallerimizin sonucu olarak okuduğumuzu da anlayamaz olduk.

Okuma oranının düşük olması, okuyanların da okuduklarını tam olarak anlayamaması elbette büyük bir sorundur. Çok daha kötü olanı bu durumu sorun olarak görmemektir. “En sade yurttaştan en yetkili kişiye kadar, bu durum kimsenin umurunda değil.” desek, yanlış mı söylemiş oluruz? Yazılı ve sözlü basını, sosyal medyayı, üzerinde en çok durulan konular açısından inceleyelim. Okuma oranını yükseltmek diye bir soruna rastlar mıyız? Yurttaşlara sorsak okumaya ihtiyaç duyup duymadıklarını; okuma ihtiyacı kaçıncı sırada olurdu? 

İşin en ilginç yanı mı desek, işin püf noktası mı desek, işin en garip yanı mı desek, bilemiyorum. Bu okumama, okuduğunu anlamama faciası nüfusun %90’ından fazlasının Müslüman olduğu toplumumuzda olmasıdır. Kur’an-ı Kerim’in ilk emrinin “oku” olduğu bilinmesine rağmen. Bu arada Kur’an okumamız gerektiğini de belirtelim. Tabii anlayarak ...

İnanıyorum ki, yukarıda sıraladıklarımızı, herkes doğru bulmaktadır.  Yine inanıyorum ki, okuyucularımızın bu konuda bilgileri, gözlem ve deneyimleri vardır. Hatta çalışmaları da vardır...

(…)

__________________________

 

Sabahattin Gencal, Aylak Aylak Dolaşıyorum İnternetSokaklarında, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021