Bir yazı
paylaşmak niyetindeysek yazıyı baştan sona dikkatli yazmalıyız. Derler ya “söz
dokuz boğumdur.” Yazılı metin de aynıdır. Her harfe hatta her karaktere dikkat
edilmesi gerektiğini devamlı vurguluyoruz. Okuyucu profilini çok iyi tanımak
gerekir. Cümleleri, kelimeleri kalburdan, elekten gerekirse süzgeçten geçirmek
gerekir. Bu iş de pek kolay olmuyor. Hele de her gün yazmaya çalışanlar için.
Dün gece
aklıma bir konu geldi: Başlanılan bir konuyu eksik bırakmamak konusu. Birkaç çalışmam
var eksik bıraktığım. İkide bir aklıma geliyor, canım sıkılıyor. Durup dururken
başıma bela almışım gibi hissediyorum kendimi. Bunu yazayım ki dostlarımız da
benim gibi işlerini tamamlamadan bırakmasınlar diyordum. Ama bir türlü
toparlayamadım.
Bilgisayar
başına oturmadan önce ne yazacağım konusunda kararsızdım. Bu kararsızlığımdan
daha önceleri de şikâyet ediyordum. Derler ya “En kötü karar kararsızlık daha
iyidir.” Bazı durumlar hariç gerçekten doğrudur bu yargı. Bir de kararsızlığın zihni kilitlediğinden de
söz edenler var. Hamd olsun henüz zihnim kilitlenmedi ama zihnimi bir şeylerin
kemirdiğini hissediyorum. Doğrusu bu durumda kendime güvenim de azalıyor.
Bütün bunlar “çoğu
zaman kusursuz veya “en doğru” seçimi yapma baskısından oluyormuş. Oysa bilmem
kaç defa Gothe’nin sözünü öğüt olarak sunmuştum: “Hata yapma korkusuyla bırakma
işi / Zira hatasız iş yapamaz kişi” (Böyleleştiren Basri Gocul) Başkalarına
verdiğim öğütleri ben tutabilsem var ya?
Uzatmayalım.
Kararsız olarak, bir şeyler buluruz yazmak için diyerek oturdum bilgisayarın
başına. Alışılagelen sırayı takip ettim. Sıra Karar Gazetesine geldi.
Okuduğum her haber, her köşe yazısı etkiledi beni. Sanki gazete yazılarının her
satırı mevcut durumu anlatıyor.
Ne yapsaydım?
Tuttum her
haber başlığını ve başlığının yanında birkaç cümleyi yazdım. Köşe yazarlarından
da birkaç paragraf yazdım. Ee bunları paylaşsam olmaz ki. Herkes de okuyor
gazetesini, kitabını… İlginç bir düşünce geldi aklıma: Bu alıntılarımı
asistanım yapay zekâya vereyim. O sistematik olarak özetleyiversin, dedim ve
düşündüğüm gibi yaptım. Bir Türkiye Raporu çıkardı. Ama biraz uzun. 200 kelimeyle
özetle dedim. Özetledi. Bu arada benim ismimi yazıyor. Asistanım ya…
Bir nevi
dertleşme olan bu yazıyı yazmamış olsaydım asistanımın özeti uzun gelmezdi ama bu
yazıda eklenince. Kafa şişirmek kötü, değil mi?
Bütün
hastalarımıza acil şifalar dileğiyle…
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 19. 06. 2026
Not:
Yazılı ve Görsel Medya için “AYNA” benzetmesini kullanırlar. “Aynalar yalan
söylemez” de derler. Ancak Türkiye’mizdeki aynaların durumu herkesçe malum. Ben
“Karar Gazetesi” aynasında görülenleri yansıtmaya çalıştım.
Eyletmen beni / Söyletmen beni
Ağlatman beni / Aynalar aynalar
(Aynalar şarkı
sözleri © Universal Muzik Taksim Ed. A. S.)
Hazırladığınız
“Türkiye Cumhuriyeti Durum Raporunu” 200 kelimeyi geçmeyecek dipnotlu bir
makale halinde yazınız.
Sabahattin
Gencal, 19. 06. 2026
*
Aşağıda 200
kelimeyi aşmayan, dipnotlu ve makale formatında hazırlanmış metin yer
almaktadır:
Türkiye Cumhuriyeti Durum Raporu
Sabahattin
Gencal – 19 Haziran 2026
19 Haziran
2026 itibarıyla Türkiye, hukuk, siyaset, ekonomi ve toplumsal yapı alanlarında
eş zamanlı sınamalarla karşı karşıyadır. Yerel yönetimlere yönelik
operasyonlar, milletvekili dokunulmazlık dosyaları ve Avrupa Parlamentosu’nun
hukuk devleti eleştirileri, adalet sistemine ilişkin tartışmaların hem ulusal
hem uluslararası düzeyde sürdüğünü göstermektedir.[1][2][3]
Siyasal alanda
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerindeki tartışmalar devam ederken,
muhalefet partilerindeki ayrışmalar ve erken seçim beklentileri temsil krizini
derinleştirmektedir.[4][5] TBMM’de yaşanan yoklama tartışmaları ise yasama
kurumunun itibarı konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.[6]
Ekonomik
cephede yüksek hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve piyasa
işleyişine yönelik eleştiriler geniş toplum kesimlerinin refah kaybı yaşadığına
işaret etmektedir.[7][8] Toplumsal düzeyde akran zorbalığı ve güvenlik olayları
sosyal dokudaki aşınmayı görünür kılmaktadır.[9]
Genel tablo,
Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ve demokratik istikrar için hukuka güveni,
kurumsal şeffaflığı ve ekonomik adaleti güçlendirecek kapsamlı bir yenilenme
ihtiyacı içinde bulunduğunu göstermektedir.
Dipnotlar: [1] Karar, Adalar ve Silifke operasyonları. [2] Taha
Akyol. [3] AA, dokunulmazlık dosyaları. [4] Ahmet Taşgetiren. [5] Mehmet
Ocaktan ve Cemil Tugay açıklaması. [6] TBMM yoklama haberi. [7] Yusuf Ziya
Cömert. [8] İskender Öksüz. [9] DHA ve İHA haberleri.
***
Aşağıdaki
çalışma, yalnızca paylaşılan haber başlıkları ve köşe yazısı alıntılarından
hareketle hazırlanmış analitik bir değerlendirme raporudur. Haberlerin
doğruluğu ve soruşturmalara ilişkin iddialar yargı süreçleri tamamlanmadan
kesin hüküm olarak değerlendirilmemelidir.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DURUM RAPORU
19 Haziran 2026 Tarihli Basın Verileri Işığında
Siyasal, Kurumsal ve Toplumsal Görünüm
Hazırlayan: Sabahattin Gencal için analitik değerlendirme
Kaynak Çerçevesi: 19 Haziran 2026 tarihli Karar Gazetesi haberleri ve
köşe yazıları
YÖNETİCİ ÖZETİ
19 Haziran
2026 tarihli haber ve yorumlar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye'nin aynı
anda dört temel kriz ekseninde ilerlediği görülmektedir:
- Hukuk ve kurumsal güven krizi
- Siyasal temsil ve meşruiyet krizi
- Ekonomik refah ve gelir dağılımı krizi
- Toplumsal çözülme ve değerler krizi
Gündemde yer
alan belediye operasyonları, milletvekili yoklaması tartışmaları, Avrupa
Parlamentosu'nun hukuk eleştirileri, CHP içerisindeki ayrışmalar ve erken seçim
tartışmaları; devlet kurumları ile siyasal sistem arasındaki güven ilişkisinin
zayıfladığını göstermektedir.
Buna paralel
olarak köşe yazarlarının ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmeleri,
enflasyonun ve gelir eşitsizliğinin toplumsal huzursuzluğu artırdığına işaret
etmektedir.
I. HUKUK DEVLETİ VE KURUMSAL YAPI
1. Yerel Yönetimlere Yönelik Operasyonlar
Adalar
Belediyesi ve Silifke Belediyesi'ne yönelik operasyonlar, son yıllarda giderek
yaygınlaşan belediye merkezli soruşturmaların yeni halkaları olarak
görülmektedir.[1]
Bu gelişmeler
iki farklı sonucu beraberinde getirmektedir:
- Eğer suçlamalar yargı önünde ispatlanırsa
yerel yönetimlerde ciddi bir denetim sorunu bulunduğu ortaya çıkacaktır.
- Eğer süreçler siyasi saiklerle yürütüldüğü
algısını güçlendirirse, demokratik temsil mekanizmasına duyulan güven daha
da zedelenecektir.
Bu nedenle
hukuk devleti açısından temel mesele operasyonların varlığı değil, soruşturma
süreçlerinin şeffaflığı ve bağımsızlığıdır.
2. Avrupa Birliği ile Hukuk Gerilimi
Avrupa
Parlamentosu'nun Türkiye raporunda hukuk sistemi ve insan hakları alanında
yönelttiği ağır eleştiriler dikkat çekmektedir.[2]
Bu durum:
- Türkiye-AB ilişkilerindeki durgunluğun devam
ettiğini,
- Hukukun üstünlüğü konusunda uluslararası
algının olumsuzlaştığını,
- Dış yatırım ortamı üzerinde ilave risk
oluşturduğunu göstermektedir.
Bir ülkenin
hukuk sistemine ilişkin uluslararası güven kaybı yalnızca diplomatik değil aynı
zamanda ekonomik maliyet de üretmektedir.
3. Dokunulmazlık Dosyaları ve Siyasetin
Yargısallaşması
CHP Genel
Başkanı Özgür Özel dahil 12 milletvekili hakkında hazırlanan dokunulmazlık
dosyalarının TBMM'ye sunulması, son yıllarda sık görülen bir eğilimin devamı
niteliğindedir.[3]
Bu tablo:
- Muhalefet ile iktidar arasındaki gerilimi
artırmakta,
- Siyasal alanın giderek yargı alanına
taşınmasına neden olmakta,
- Parlamento merkezli siyasetin zayıfladığı
algısını güçlendirmektedir.
II. SİYASAL SİSTEM VE TEMSİL KRİZİ
1. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Tartışılması
Ahmet
Taşgetiren'in değerlendirmesinde dikkat çekilen husus, Cumhurbaşkanının hem
yürütmenin başı hem de parti genel başkanı olmasıdır.[4]
Bu eleştiri,
2017 sonrasında kurulan sistem hakkında uzun süredir devam eden tartışmaların
özünü oluşturmaktadır.
Sorun üç
başlıkta özetlenebilir:
- Güç yoğunlaşması,
- Kurumsal denge-denetleme mekanizmalarının
zayıflaması,
- Lider merkezli siyasal yapı.
Yazıda dile
getirilen olası "aile içi veya yakın çevre içi ikame liderlik"
tartışmaları da sistemin kurumsallaşma sorununa işaret etmektedir.
2. CHP İçindeki Ayrışmalar
İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP üyeliğinden istifa ettiğini
açıklaması, muhalefet cephesindeki iç gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak
değerlendirilebilir.[5]
Muhalefetin
kendi içinde yaşadığı bu tür krizler:
- Alternatif iktidar iddiasını zayıflatmakta,
- Kararsız seçmen üzerinde güvensizlik
yaratmakta,
- Siyasal kutuplaşmayı daha da artırmaktadır.
3. Erken Seçim Tartışmaları
Mehmet
Ocaktan'ın değerlendirmesinde erken seçim ihtimalinin anayasal ve siyasi
boyutlarına dikkat çekilmektedir.[6]
Bu tartışma
yalnızca seçim tarihi meselesi değildir.
Aynı zamanda:
- Meşruiyet,
- Temsil,
- Yönetilebilirlik
sorunlarının
da bir göstergesi olarak okunmalıdır.
III. TBMM'NİN İŞLEYİŞİ VE DEMOKRATİK MEŞRUİYET
Suudi
Arabistan enerji anlaşması görüşmeleri sırasında yaşanan yoklama krizi,
parlamenter işleyiş bakımından dikkat çekici bir olaydır.[7]
İddialara göre
verilen imza sayısı ile salondaki milletvekili sayısı arasında ciddi fark
bulunmuştur.
Bu durum
doğruysa üç önemli soruna işaret etmektedir:
- Parlamentoya yönelik ciddiyet algısının
aşınması,
- Yasama faaliyetlerinin sembolikleşmesi,
- Demokratik temsil kalitesinin düşmesi.
TBMM'nin
itibarı, yalnızca çıkardığı kanunlarla değil, çalışma disipliniyle de doğrudan
ilişkilidir.
IV. EKONOMİK GÖRÜNÜM
1. Enflasyon ve Hayat Pahalılığı
Köşe
yazılarında ortaklaşan en önemli tema hayat pahalılığıdır.[8]
Vatandaş
açısından temel sorunlar:
- Gıda fiyatları,
- Barınma maliyetleri,
- Reel gelir kaybı,
- Emekli ve ücretli kesimlerin alım gücündeki
düşüştür.
Ekonomik
göstergeler ne kadar olumlu açıklanırsa açıklansın, seçmenin günlük deneyimi
farklı bir tablo oluşturduğunda siyasi sonuçlar kaçınılmaz hale gelmektedir.
2. Gelir Dağılımı Sorunu
Yusuf Ziya
Cömert'in dikkat çektiği nokta, servet artışının toplumun belirli kesimlerinde
yoğunlaşmasıdır.[9]
Bu durum:
- Sosyal adalet algısını zayıflatmakta,
- Orta sınıfın küçülmesine yol açmakta,
- Sosyal hareketlilik kanallarını
daraltmaktadır.
Türkiye'nin
uzun vadeli istikrarı açısından gelir dağılımı meselesi enflasyon kadar kritik
hale gelmiştir.
3. Rekabet ve Piyasa Yapısı
İskender
Öksüz'ün örnekleri üzerinden yapılan değerlendirme, bazı sektörlerde rekabet
eksikliği veya piyasa aksaklıkları bulunduğu yönündedir.[10]
Özellikle:
- Havalimanları,
- Turizm bölgeleri,
- İmtiyazlı işletme alanları
yüksek fiyat
tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.
Bu durum
tüketici refahını azaltırken ekonomik sisteme yönelik güveni de etkilemektedir.
V. TOPLUMSAL DURUM VE SOSYAL DOKU
1. Akran Zorbalığı ve Gençlik Sorunu
Adana'da
meydana gelen akran zorbalığı olayı, yalnızca münferit bir vaka olarak
değerlendirilmemelidir.[11]
Bu tür
olaylar:
- Eğitim sistemindeki sorunlar,
- Dijital kültürün etkileri,
- Empati eksikliği,
- Toplumsal şiddetin normalleşmesi
gibi daha
derin problemlere işaret etmektedir.
2. Kaçırılma ve Güvenlik Algısı
İBB iştiraki
yöneticisinin kaçırılması ve daha sonra kurtarılması olayı, güvenlik
kurumlarının operasyonel kapasitesini göstermesi açısından olumlu; ancak olayın
gerçekleşmiş olması bakımından kaygı vericidir.[12]
Vatandaşların
günlük güvenlik hissi, devlet kapasitesinin en önemli göstergelerinden biridir.
VI. SİYASAL İTTİFAKLARDA YENİ ARAYIŞLAR
D-8
etkinliğinde Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mahmut Arıkan ve Fatih
Erbakan'ın aynı karede yer alması, merkez sağ ve muhafazakâr siyasette yeni
arayışların sürdüğünü göstermektedir.[13]
Bu görüntü
doğrudan yeni bir ittifak anlamına gelmese de:
- Muhafazakâr seçmen tabanındaki
hareketliliği,
- Alternatif merkez oluşturma çabalarını,
- İktidar sonrası senaryoların tartışıldığını
göstermektedir.
SONUÇ
19 Haziran
2026 tarihli basın gündemi, Türkiye'nin çok katmanlı bir dönüşüm döneminden
geçtiğini göstermektedir.
Öne çıkan
temel sonuçlar şunlardır:
- Hukuk sistemine duyulan güven hem içeride
hem dışarıda tartışılmaktadır.
- Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerindeki
eleştiriler devam etmektedir.
- Muhalefet kendi içinde bütünleşme sorunu
yaşamaktadır.
- Ekonomik sıkıntılar toplumun geniş
kesimlerinde hissedilmektedir.
- Gelir dağılımındaki bozulma sosyal huzuru
tehdit eden stratejik bir risk haline gelmiştir.
- Parlamento ve siyasal kurumların itibarı
aşınmaktadır.
- Toplumsal düzeyde şiddet, zorbalık ve
güvenlik kaygıları dikkat çekmektedir.
- Siyasal sistem yeni ittifak ve yeniden
yapılanma arayışlarına sahne olmaktadır.
Genel tablo,
Türkiye'nin yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda kurumsal, siyasal ve
toplumsal bir güven yenilenmesine ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.
Dipnotlar
[1] Karar
Gazetesi, Adalar Belediyesi ve Silifke Belediyesi operasyon haberi, 19.06.2026.
[2] Taha
Akyol, "Erdoğan ve Avrupa", Karar Gazetesi, 19.06.2026.
[3] Anadolu
Ajansı haberi, TBMM'ye sunulan dokunulmazlık dosyaları, 18.06.2026.
[4] Ahmet
Taşgetiren, "Gölgesi yeter!", Karar Gazetesi, 19.06.2026.
[5] Karar
Gazetesi, Cemil Tugay'ın CHP üyeliğinden istifası haberi, 18.06.2026.
[6] Mehmet
Ocaktan, "Erken ya da öne alınmış seçim tiyatrosu", Karar Gazetesi,
19.06.2026.
[7] Karar
Gazetesi, TBMM yoklama ve enerji anlaşması haberi, 19.06.2026.
[8] Mehmet
Ocaktan, a.g.y.; Yusuf Ziya Cömert, "Akrabadan biri ama hangisi?",
Karar Gazetesi, 19.06.2026.
[9] Yusuf Ziya
Cömert, a.g.y.
[10] İskender
Öksüz, "Buna tavuklar güler", Karar Gazetesi, 19.06.2026.
[11] DHA
haberi, Adana'da akran zorbalığı olayı, 19.06.2026.
[12] İHA
haberi, Erhan Karaal'ın kaçırılması ve kurtarılması, 19.06.2026.
[13] Karar
Gazetesi, D-8 etkinliği ve siyasi liderlerin ortak fotoğrafı haberi,
18.06.2026.
***
19/06/2026
tarihli Karar Gazetesinden seçtiğim Haber başlıkları ve yazarlardan paragraflar
aşağıdadır. Bunları analiz ederek sistemli ve dipnotlu bir Türkiye Cumhuriyeti
Raporu denebilecek bir makale hazırlayınız.
Sabahattin
Gencal, 19. 06. 2026
_______________________
Karar Gazetesinden _____________________________
İstanbul
Maltepe'de kimliği belirsiz kişilerce darp edilerek kaçırılan İBB Kültür A.Ş.
Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, emniyet güçlerinin düzenlediği operasyonla
Tuzla'da tutulduğu inşaatta kurtarıldı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada
gözaltına alınan şüpheli sayısı 7'ye yükseldi.
19/06/2026
07:42
KAYNAK:
İhlas Haber Ajansı (IHA)
*
İstanbul
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında
Adalar Belediyesi'ne yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Adalar Belediye
Başkanı Ali Ercan Akpolat’ın da bulunduğu 41 kişi gözaltına alındı. Şüphelilere
"suç örgütü kurma ve yönetme", "rüşvet",
"irtikap" ve "imar usulsüzlüğü" gibi suçlamalar
yöneltiliyor. Öte yandan Mersin'de Silifke Belediyesi'ne yönelik düzenlenen
operasyonda ise Belediye Başkanı Mustafa Turgut dahil çok sayıda kişi gözaltına
alındı.
19/06/2026
08:09
KAYNAK:
KARAR
*
Adana’nın
Seyhan ilçesinde bir grup gencin, arkadaşlarını sokaktaki bir aydınlatma
direğine streç filmle bağlayarak üzerine yumurta, sıvı yağ ve un döktüğü anlar
çevre sakinleri tarafından kaydedildi. Sokakta yaşanan ve akran zorbalığı
olarak değerlendirilen o anlar tepkilere neden oldu.
19/06/2026
07:33
KAYNAK:
Demirören Haber Ajansı (DHA)
*
Milli
Takım'ın teknik patronu Montella, Dünya Kupası’nda Paraguay maçı öncesi
konuştu. Avustralya yenilgisi sonrası kadro tercihi ve oyun planı nedeniyle
eleştirilen İtalyan teknik adam, “Ben Türk değilim ama Türkiye’ye zarar vermek
isteyen Türkler'den daha çok Türk'üm” sözleriyle dikkat çekti.
19/06/2026
00:49
KAYNAK:
KARAR
*
Suudi
Arabistan ile enerji anlaşmasının görüşüldüğü Genel Kurulda toplantı yeter
sayısı bulunamadı. İYİ Parti’nin “sahte imza ile yoklama pusulası” itirazı
sonrası yapılan tek tek yoklamada, AK Parti adına verilen 79 pusulaya karşılık
salonda yalnızca 4 AK Partili milletvekilinin bulunduğu belirtildi.
19/06/2026
00:30
KAYNAK:
KARAR
*
D-8’in
29. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Saadet Partisi tarafından düzenlenen
program, verilen siyasi mesajların yanı sıra tören sonrası çekilen hatıra
fotoğrafıyla da dikkat çekti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi
lideri Davutoğlu, DEVA Partisi lideri Babacan, Saadet Partisi lideri Arıkan ve
Yeniden Refah Partisi lideri Erbakan’ın aynı karede yer aldığı fotoğraf, günün
en çok konuşulan görüntülerinden biri oldu.
18/06/2026
22:55
KAYNAK:
KARAR
*
İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP üyeliğinden istifa ettiğini
açıkladı. Parti içinde yaşanan süreçlerin CHP’ye zarar verdiğini savunan Tugay,
“Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak, halkımızın hakları
ve refahı için çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı olduğuna yürekten
inanıyorum. Ancak ‘Mutlak Butlan CHP’si’ bu mücadelenin çatısı değildir”
ifadelerini kullandı.
18/06/2026
21:27
KAYNAK:
KARAR
*
TBMM'ye
CHP lideri Özgür Özel ve 11 milletvekili hakkında 14 dokunulmazlık dosyası
sunuldu; dosyalar Karma Komisyon’a sevk edildi.
18/06/2026
18:39
KAYNAK:
Anadolu Ajansı (AA)
*
Avrupa
Parlamentosu (AP) mutad raporunu önceki gün kabul etti. Türkiye’ye özellikle
hukuk sahasında çok ağır eleştiriler var. Adalet Bakanı Akın Gürlek’i “insan
haklarının ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu” ve
“devletin baskı aygıtlarının kilit aktörlerinden biri” olarak niteliyor,
yaptırım uygulanmasını istiyor.
Rapor
AP’de 107’ye karşı 381 oyla kabul edildi; 171 parlamenter çekimser.
Taha
Akyol, Erdoğan ve Avrupa, KARAR, 19/06/2026
00:01
*
Aslında
sorun Cumhurbaşkanı’nın hem krallarda bulunmayan yetkilerle donatılmış
olmasında hem de bir partinin genel başkanı olmasında yatıyor.
Görüldüğü
kadarıyla bunu değiştirmek de henüz Erdoğan’ın gündemine girmedi.
Ak
Parti kulislerinde Berat’ın ya da Bilâl’in “ikame güç” olarak devreye sokulması
teklifi sistemin patlak verdiğinin itiraf edilmesidir. Bu bir cesarettir. Şamil
Tayyar’ın mesajı okuduğunda Cumhurbaşkanlığı katında ya da Ailede neler
olduğunu merak etmekte mazurum.
Mücahit
Birinci zaviyesinden bakıldığında o dünyalarda bir yerde “Gölgesi yeter!” gibi
bir duygudan yola çıkıldığı anlaşılıyor. “Kutlulaştırma” sadece tasavvuf
dünyasında cari değil ki…
Ahmet
Taşgetiren, “Gölgesi yeter!”, KARAR, 19/06/2026 00:01
*
Ülkede
ekonomiden hukuka, eğitimden dış politikaya kadar hemen her alanda işlerin iyi
gitmediği, belli bir imtiyazlı sınıf dışında bütün toplum kesimleri tarafından
ittifakla kabul edilen bir gerçek.
Çarşıda,
pazarda, markette fiyatların adeta füze gibi yükseldiği bir ortamda,
emeklilerin, asgari ücretlilerin ve bütün dar gelir gruplarının feryatları
dinmek bilmiyor.
Dolayısıyla
böyle bir Türkiye fotoğrafında, sessiz milyonların erken seçim beklentileri de
artıyor. Tabiatı gereği, genel olarak iktidarlar erken seçim taleplerine çok
sıcak bakmazlar. Doğal olarak AK Parti iktidarı da erken seçim yapmak niyetinde
değil. Ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez aday olabilmesi için,
2027’de erken seçim yapmak gibi bir zorunluluğu var, aksi taktirde aday
olamıyor.
Mehmet
Ocaktan, Erken ya da öne alınmış seçim tiyatrosu, KARAR, 19/06/2026 00:01
*
Eğitimde
durum iyi değil. Kültürde iyi olmadığımızı zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan da
itiraf ediyor. Kültürle ilgilenen bir bakanımız bile yok.
İktidar
kendi onardığı ekonomiyi kendi beceriksizliğiyle fena halde bozdu. Paradan
kendi eliyle kaldırdığı sıfırlar geri gelmeye başladı.
İnsanlar
zihinlerindeki fiyat kavramını kaybetti. Her şeyin fiyatı her şey olabilir.
Gelir
dağılımının gidişatı da zenginler lehine saptı. Yerli ve milli Robin
Hood’larımız fakirden alıp zengine veriyor.
Bir
büyüme rakamımız var, bombeli büyüyoruz, zenginlerin bulunduğu taraf boyuna
şişiyor. Dolar milyonerlerinin sayısı dünyada yüzde 1,2 oranında artarken bizde
yüzde 8,4 oranında arttı, dünya ortalamasından 7 kat fazla. Gerçi dolar
enflasyonu ve doların hususi gayretle yerinde saydırılması hesaba dahil
edildiğinde büyüme rakamı düşüyor.
Yolsuzluk
endeksinde muasır medeniyet seviyesinin üzerinde olduğumuz kesinleşti. 124.
Sıradayız. Fakat yolsuzluk artık ülkemizde sorun sayılmıyor. Milletçe
yolsuzluğa karşı ‘sürü bağışıklığı’ kazandık. Hele de yolsuzluğu iktidar
yapıyorsa. Yargı sisteminin iktidarın yaptığı yolsuzluklarla ilgilenmesi
gerekmiyor. Muhaliflerin veya yolsuzluk yapmaya mezun olmayanların yaptığı ya
da yapmadığı yolsuzluklarla ilgilenmesi yeterli oluyor.
Yusuf
Ziya Cömert, Akrabadan biri ama hangisi?, KARAR, 19/06/2026 00:01
*
Aklıma
başka bir Nobelli iktisatçının, Milton Friedman’ın sözü geliyor: “Bizim
hükümete Büyük Sahra’nın yönetimini verseler, beş yıla kalmaz kum kıtlığı
başlar.”
Aklınıza
bir soru takılmış olabilir. Sen arz, talep falan diyorsun ama Bodrum’da
lahmacun beş bin liraya satılıyor (Yoksa üç bin miydi?). İstanbul Hava
Limanı’nda (İGA’da) bir tost, bir ayran kaç Euro sen biliyor musun? Hani neyin
eğrisi? Haklısınız. Ama ben de haklıyım. Düşünün, üç bine lahmacun satan
lahmacuncunun hemen yanına, “Fırsat bu fırsat!” diye aynı lahmacunu iki bine
satan bir lahmacuncu niye gelmez, niye gelemez? Veya İGA’da bilmem 50 Euro’ya
tost satan işletmenin yanı başında aynı tostu 25 Euro’ya satan bir dükkân niye
açılmaz?
Eh,
benden bu kadar. Niye gelmez ile niye açılmaz sorularının cevabını da varın siz
bulun.
İskender
Öksüz, Buna tavuklar güler, KARAR, 19/06/2026 00:01
*
-crop.jpg)



