19 Haziran 2026 Cuma

"Ağlatman Beni / Aynalar Aynalar"

 


Bir yazı paylaşmak niyetindeysek yazıyı baştan sona dikkatli yazmalıyız. Derler ya “söz dokuz boğumdur.” Yazılı metin de aynıdır. Her harfe hatta her karaktere dikkat edilmesi gerektiğini devamlı vurguluyoruz. Okuyucu profilini çok iyi tanımak gerekir. Cümleleri, kelimeleri kalburdan, elekten gerekirse süzgeçten geçirmek gerekir. Bu iş de pek kolay olmuyor. Hele de her gün yazmaya çalışanlar için.

Dün gece aklıma bir konu geldi: Başlanılan bir konuyu eksik bırakmamak konusu. Birkaç çalışmam var eksik bıraktığım. İkide bir aklıma geliyor, canım sıkılıyor. Durup dururken başıma bela almışım gibi hissediyorum kendimi. Bunu yazayım ki dostlarımız da benim gibi işlerini tamamlamadan bırakmasınlar diyordum. Ama bir türlü toparlayamadım.

Bilgisayar başına oturmadan önce ne yazacağım konusunda kararsızdım. Bu kararsızlığımdan daha önceleri de şikâyet ediyordum. Derler ya “En kötü karar kararsızlık daha iyidir.” Bazı durumlar hariç gerçekten doğrudur bu yargı.  Bir de kararsızlığın zihni kilitlediğinden de söz edenler var. Hamd olsun henüz zihnim kilitlenmedi ama zihnimi bir şeylerin kemirdiğini hissediyorum. Doğrusu bu durumda kendime güvenim de azalıyor.

Bütün bunlar “çoğu zaman kusursuz veya “en doğru” seçimi yapma baskısından oluyormuş. Oysa bilmem kaç defa Gothe’nin sözünü öğüt olarak sunmuştum: “Hata yapma korkusuyla bırakma işi / Zira hatasız iş yapamaz kişi” (Böyleleştiren Basri Gocul) Başkalarına verdiğim öğütleri ben tutabilsem var ya?

Uzatmayalım. Kararsız olarak, bir şeyler buluruz yazmak için diyerek oturdum bilgisayarın başına. Alışılagelen sırayı takip ettim. Sıra Karar Gazetesine geldi. Okuduğum her haber, her köşe yazısı etkiledi beni. Sanki gazete yazılarının her satırı mevcut durumu anlatıyor.

Ne yapsaydım?

Tuttum her haber başlığını ve başlığının yanında birkaç cümleyi yazdım. Köşe yazarlarından da birkaç paragraf yazdım. Ee bunları paylaşsam olmaz ki. Herkes de okuyor gazetesini, kitabını… İlginç bir düşünce geldi aklıma: Bu alıntılarımı asistanım yapay zekâya vereyim. O sistematik olarak özetleyiversin, dedim ve düşündüğüm gibi yaptım. Bir Türkiye Raporu çıkardı. Ama biraz uzun. 200 kelimeyle özetle dedim. Özetledi. Bu arada benim ismimi yazıyor. Asistanım ya…

Bir nevi dertleşme olan bu yazıyı yazmamış olsaydım asistanımın özeti uzun gelmezdi ama bu yazıda eklenince. Kafa şişirmek kötü, değil mi?

Bütün hastalarımıza acil şifalar dileğiyle…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 19. 06. 2026


Not:

Yazılı ve Görsel Medya için “AYNA” benzetmesini kullanırlar. “Aynalar yalan söylemez” de derler. Ancak Türkiye’mizdeki aynaların durumu herkesçe malum. Ben “Karar Gazetesi” aynasında görülenleri yansıtmaya çalıştım.

Eyletmen beni / Söyletmen beni

Ağlatman beni / Aynalar aynalar

(Aynalar şarkı sözleri © Universal Muzik Taksim Ed. A. S.)

 



            Hazırladığınız “Türkiye Cumhuriyeti Durum Raporunu” 200 kelimeyi geçmeyecek dipnotlu bir makale halinde yazınız.

            Sabahattin Gencal, 19. 06. 2026

*

Aşağıda 200 kelimeyi aşmayan, dipnotlu ve makale formatında hazırlanmış metin yer almaktadır:

Türkiye Cumhuriyeti Durum Raporu

Sabahattin Gencal – 19 Haziran 2026

19 Haziran 2026 itibarıyla Türkiye, hukuk, siyaset, ekonomi ve toplumsal yapı alanlarında eş zamanlı sınamalarla karşı karşıyadır. Yerel yönetimlere yönelik operasyonlar, milletvekili dokunulmazlık dosyaları ve Avrupa Parlamentosu’nun hukuk devleti eleştirileri, adalet sistemine ilişkin tartışmaların hem ulusal hem uluslararası düzeyde sürdüğünü göstermektedir.[1][2][3]

Siyasal alanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerindeki tartışmalar devam ederken, muhalefet partilerindeki ayrışmalar ve erken seçim beklentileri temsil krizini derinleştirmektedir.[4][5] TBMM’de yaşanan yoklama tartışmaları ise yasama kurumunun itibarı konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.[6]

Ekonomik cephede yüksek hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve piyasa işleyişine yönelik eleştiriler geniş toplum kesimlerinin refah kaybı yaşadığına işaret etmektedir.[7][8] Toplumsal düzeyde akran zorbalığı ve güvenlik olayları sosyal dokudaki aşınmayı görünür kılmaktadır.[9]

Genel tablo, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ve demokratik istikrar için hukuka güveni, kurumsal şeffaflığı ve ekonomik adaleti güçlendirecek kapsamlı bir yenilenme ihtiyacı içinde bulunduğunu göstermektedir.

Dipnotlar: [1] Karar, Adalar ve Silifke operasyonları. [2] Taha Akyol. [3] AA, dokunulmazlık dosyaları. [4] Ahmet Taşgetiren. [5] Mehmet Ocaktan ve Cemil Tugay açıklaması. [6] TBMM yoklama haberi. [7] Yusuf Ziya Cömert. [8] İskender Öksüz. [9] DHA ve İHA haberleri.

 

***



Aşağıdaki çalışma, yalnızca paylaşılan haber başlıkları ve köşe yazısı alıntılarından hareketle hazırlanmış analitik bir değerlendirme raporudur. Haberlerin doğruluğu ve soruşturmalara ilişkin iddialar yargı süreçleri tamamlanmadan kesin hüküm olarak değerlendirilmemelidir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DURUM RAPORU

19 Haziran 2026 Tarihli Basın Verileri Işığında Siyasal, Kurumsal ve Toplumsal Görünüm

Hazırlayan: Sabahattin Gencal için analitik değerlendirme
Kaynak Çerçevesi: 19 Haziran 2026 tarihli Karar Gazetesi haberleri ve köşe yazıları


YÖNETİCİ ÖZETİ

19 Haziran 2026 tarihli haber ve yorumlar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye'nin aynı anda dört temel kriz ekseninde ilerlediği görülmektedir:

  1. Hukuk ve kurumsal güven krizi
  2. Siyasal temsil ve meşruiyet krizi
  3. Ekonomik refah ve gelir dağılımı krizi
  4. Toplumsal çözülme ve değerler krizi

Gündemde yer alan belediye operasyonları, milletvekili yoklaması tartışmaları, Avrupa Parlamentosu'nun hukuk eleştirileri, CHP içerisindeki ayrışmalar ve erken seçim tartışmaları; devlet kurumları ile siyasal sistem arasındaki güven ilişkisinin zayıfladığını göstermektedir.

Buna paralel olarak köşe yazarlarının ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmeleri, enflasyonun ve gelir eşitsizliğinin toplumsal huzursuzluğu artırdığına işaret etmektedir.


I. HUKUK DEVLETİ VE KURUMSAL YAPI

1. Yerel Yönetimlere Yönelik Operasyonlar

Adalar Belediyesi ve Silifke Belediyesi'ne yönelik operasyonlar, son yıllarda giderek yaygınlaşan belediye merkezli soruşturmaların yeni halkaları olarak görülmektedir.[1]

Bu gelişmeler iki farklı sonucu beraberinde getirmektedir:

  • Eğer suçlamalar yargı önünde ispatlanırsa yerel yönetimlerde ciddi bir denetim sorunu bulunduğu ortaya çıkacaktır.
  • Eğer süreçler siyasi saiklerle yürütüldüğü algısını güçlendirirse, demokratik temsil mekanizmasına duyulan güven daha da zedelenecektir.

Bu nedenle hukuk devleti açısından temel mesele operasyonların varlığı değil, soruşturma süreçlerinin şeffaflığı ve bağımsızlığıdır.

2. Avrupa Birliği ile Hukuk Gerilimi

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporunda hukuk sistemi ve insan hakları alanında yönelttiği ağır eleştiriler dikkat çekmektedir.[2]

Bu durum:

  • Türkiye-AB ilişkilerindeki durgunluğun devam ettiğini,
  • Hukukun üstünlüğü konusunda uluslararası algının olumsuzlaştığını,
  • Dış yatırım ortamı üzerinde ilave risk oluşturduğunu göstermektedir.

Bir ülkenin hukuk sistemine ilişkin uluslararası güven kaybı yalnızca diplomatik değil aynı zamanda ekonomik maliyet de üretmektedir.

3. Dokunulmazlık Dosyaları ve Siyasetin Yargısallaşması

CHP Genel Başkanı Özgür Özel dahil 12 milletvekili hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyalarının TBMM'ye sunulması, son yıllarda sık görülen bir eğilimin devamı niteliğindedir.[3]

Bu tablo:

  • Muhalefet ile iktidar arasındaki gerilimi artırmakta,
  • Siyasal alanın giderek yargı alanına taşınmasına neden olmakta,
  • Parlamento merkezli siyasetin zayıfladığı algısını güçlendirmektedir.

II. SİYASAL SİSTEM VE TEMSİL KRİZİ

1. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Tartışılması

Ahmet Taşgetiren'in değerlendirmesinde dikkat çekilen husus, Cumhurbaşkanının hem yürütmenin başı hem de parti genel başkanı olmasıdır.[4]

Bu eleştiri, 2017 sonrasında kurulan sistem hakkında uzun süredir devam eden tartışmaların özünü oluşturmaktadır.

Sorun üç başlıkta özetlenebilir:

  • Güç yoğunlaşması,
  • Kurumsal denge-denetleme mekanizmalarının zayıflaması,
  • Lider merkezli siyasal yapı.

Yazıda dile getirilen olası "aile içi veya yakın çevre içi ikame liderlik" tartışmaları da sistemin kurumsallaşma sorununa işaret etmektedir.

2. CHP İçindeki Ayrışmalar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıklaması, muhalefet cephesindeki iç gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.[5]

Muhalefetin kendi içinde yaşadığı bu tür krizler:

  • Alternatif iktidar iddiasını zayıflatmakta,
  • Kararsız seçmen üzerinde güvensizlik yaratmakta,
  • Siyasal kutuplaşmayı daha da artırmaktadır.

3. Erken Seçim Tartışmaları

Mehmet Ocaktan'ın değerlendirmesinde erken seçim ihtimalinin anayasal ve siyasi boyutlarına dikkat çekilmektedir.[6]

Bu tartışma yalnızca seçim tarihi meselesi değildir.

Aynı zamanda:

  • Meşruiyet,
  • Temsil,
  • Yönetilebilirlik

sorunlarının da bir göstergesi olarak okunmalıdır.


III. TBMM'NİN İŞLEYİŞİ VE DEMOKRATİK MEŞRUİYET

Suudi Arabistan enerji anlaşması görüşmeleri sırasında yaşanan yoklama krizi, parlamenter işleyiş bakımından dikkat çekici bir olaydır.[7]

İddialara göre verilen imza sayısı ile salondaki milletvekili sayısı arasında ciddi fark bulunmuştur.

Bu durum doğruysa üç önemli soruna işaret etmektedir:

  1. Parlamentoya yönelik ciddiyet algısının aşınması,
  2. Yasama faaliyetlerinin sembolikleşmesi,
  3. Demokratik temsil kalitesinin düşmesi.

TBMM'nin itibarı, yalnızca çıkardığı kanunlarla değil, çalışma disipliniyle de doğrudan ilişkilidir.


IV. EKONOMİK GÖRÜNÜM

1. Enflasyon ve Hayat Pahalılığı

Köşe yazılarında ortaklaşan en önemli tema hayat pahalılığıdır.[8]

Vatandaş açısından temel sorunlar:

  • Gıda fiyatları,
  • Barınma maliyetleri,
  • Reel gelir kaybı,
  • Emekli ve ücretli kesimlerin alım gücündeki düşüştür.

Ekonomik göstergeler ne kadar olumlu açıklanırsa açıklansın, seçmenin günlük deneyimi farklı bir tablo oluşturduğunda siyasi sonuçlar kaçınılmaz hale gelmektedir.

2. Gelir Dağılımı Sorunu

Yusuf Ziya Cömert'in dikkat çektiği nokta, servet artışının toplumun belirli kesimlerinde yoğunlaşmasıdır.[9]

Bu durum:

  • Sosyal adalet algısını zayıflatmakta,
  • Orta sınıfın küçülmesine yol açmakta,
  • Sosyal hareketlilik kanallarını daraltmaktadır.

Türkiye'nin uzun vadeli istikrarı açısından gelir dağılımı meselesi enflasyon kadar kritik hale gelmiştir.

3. Rekabet ve Piyasa Yapısı

İskender Öksüz'ün örnekleri üzerinden yapılan değerlendirme, bazı sektörlerde rekabet eksikliği veya piyasa aksaklıkları bulunduğu yönündedir.[10]

Özellikle:

  • Havalimanları,
  • Turizm bölgeleri,
  • İmtiyazlı işletme alanları

yüksek fiyat tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.

Bu durum tüketici refahını azaltırken ekonomik sisteme yönelik güveni de etkilemektedir.


V. TOPLUMSAL DURUM VE SOSYAL DOKU

1. Akran Zorbalığı ve Gençlik Sorunu

Adana'da meydana gelen akran zorbalığı olayı, yalnızca münferit bir vaka olarak değerlendirilmemelidir.[11]

Bu tür olaylar:

  • Eğitim sistemindeki sorunlar,
  • Dijital kültürün etkileri,
  • Empati eksikliği,
  • Toplumsal şiddetin normalleşmesi

gibi daha derin problemlere işaret etmektedir.

2. Kaçırılma ve Güvenlik Algısı

İBB iştiraki yöneticisinin kaçırılması ve daha sonra kurtarılması olayı, güvenlik kurumlarının operasyonel kapasitesini göstermesi açısından olumlu; ancak olayın gerçekleşmiş olması bakımından kaygı vericidir.[12]

Vatandaşların günlük güvenlik hissi, devlet kapasitesinin en önemli göstergelerinden biridir.


VI. SİYASAL İTTİFAKLARDA YENİ ARAYIŞLAR

D-8 etkinliğinde Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mahmut Arıkan ve Fatih Erbakan'ın aynı karede yer alması, merkez sağ ve muhafazakâr siyasette yeni arayışların sürdüğünü göstermektedir.[13]

Bu görüntü doğrudan yeni bir ittifak anlamına gelmese de:

  • Muhafazakâr seçmen tabanındaki hareketliliği,
  • Alternatif merkez oluşturma çabalarını,
  • İktidar sonrası senaryoların tartışıldığını

göstermektedir.


SONUÇ

19 Haziran 2026 tarihli basın gündemi, Türkiye'nin çok katmanlı bir dönüşüm döneminden geçtiğini göstermektedir.

Öne çıkan temel sonuçlar şunlardır:

  1. Hukuk sistemine duyulan güven hem içeride hem dışarıda tartışılmaktadır.
  2. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerindeki eleştiriler devam etmektedir.
  3. Muhalefet kendi içinde bütünleşme sorunu yaşamaktadır.
  4. Ekonomik sıkıntılar toplumun geniş kesimlerinde hissedilmektedir.
  5. Gelir dağılımındaki bozulma sosyal huzuru tehdit eden stratejik bir risk haline gelmiştir.
  6. Parlamento ve siyasal kurumların itibarı aşınmaktadır.
  7. Toplumsal düzeyde şiddet, zorbalık ve güvenlik kaygıları dikkat çekmektedir.
  8. Siyasal sistem yeni ittifak ve yeniden yapılanma arayışlarına sahne olmaktadır.

Genel tablo, Türkiye'nin yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda kurumsal, siyasal ve toplumsal bir güven yenilenmesine ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.


Dipnotlar

[1] Karar Gazetesi, Adalar Belediyesi ve Silifke Belediyesi operasyon haberi, 19.06.2026.

[2] Taha Akyol, "Erdoğan ve Avrupa", Karar Gazetesi, 19.06.2026.

[3] Anadolu Ajansı haberi, TBMM'ye sunulan dokunulmazlık dosyaları, 18.06.2026.

[4] Ahmet Taşgetiren, "Gölgesi yeter!", Karar Gazetesi, 19.06.2026.

[5] Karar Gazetesi, Cemil Tugay'ın CHP üyeliğinden istifası haberi, 18.06.2026.

[6] Mehmet Ocaktan, "Erken ya da öne alınmış seçim tiyatrosu", Karar Gazetesi, 19.06.2026.

[7] Karar Gazetesi, TBMM yoklama ve enerji anlaşması haberi, 19.06.2026.

[8] Mehmet Ocaktan, a.g.y.; Yusuf Ziya Cömert, "Akrabadan biri ama hangisi?", Karar Gazetesi, 19.06.2026.

[9] Yusuf Ziya Cömert, a.g.y.

[10] İskender Öksüz, "Buna tavuklar güler", Karar Gazetesi, 19.06.2026.

[11] DHA haberi, Adana'da akran zorbalığı olayı, 19.06.2026.

[12] İHA haberi, Erhan Karaal'ın kaçırılması ve kurtarılması, 19.06.2026.

[13] Karar Gazetesi, D-8 etkinliği ve siyasi liderlerin ortak fotoğrafı haberi, 18.06.2026.

 

***



19/06/2026 tarihli Karar Gazetesinden seçtiğim Haber başlıkları ve yazarlardan paragraflar aşağıdadır. Bunları analiz ederek sistemli ve dipnotlu bir Türkiye Cumhuriyeti Raporu denebilecek bir makale hazırlayınız.

Sabahattin Gencal, 19. 06. 2026

_______________________ Karar Gazetesinden _____________________________

İstanbul Maltepe'de kimliği belirsiz kişilerce darp edilerek kaçırılan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, emniyet güçlerinin düzenlediği operasyonla Tuzla'da tutulduğu inşaatta kurtarıldı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan şüpheli sayısı 7'ye yükseldi.

19/06/2026 07:42

KAYNAK: İhlas Haber Ajansı (IHA)

*

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında Adalar Belediyesi'ne yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat’ın da bulunduğu 41 kişi gözaltına alındı. Şüphelilere "suç örgütü kurma ve yönetme", "rüşvet", "irtikap" ve "imar usulsüzlüğü" gibi suçlamalar yöneltiliyor. Öte yandan Mersin'de Silifke Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonda ise Belediye Başkanı Mustafa Turgut dahil çok sayıda kişi gözaltına alındı.

19/06/2026 08:09

KAYNAK: KARAR

*

Adana’nın Seyhan ilçesinde bir grup gencin, arkadaşlarını sokaktaki bir aydınlatma direğine streç filmle bağlayarak üzerine yumurta, sıvı yağ ve un döktüğü anlar çevre sakinleri tarafından kaydedildi. Sokakta yaşanan ve akran zorbalığı olarak değerlendirilen o anlar tepkilere neden oldu.

19/06/2026 07:33

KAYNAK: Demirören Haber Ajansı (DHA)

*

Milli Takım'ın teknik patronu Montella, Dünya Kupası’nda Paraguay maçı öncesi konuştu. Avustralya yenilgisi sonrası kadro tercihi ve oyun planı nedeniyle eleştirilen İtalyan teknik adam, “Ben Türk değilim ama Türkiye’ye zarar vermek isteyen Türkler'den daha çok Türk'üm” sözleriyle dikkat çekti.

19/06/2026 00:49

KAYNAK: KARAR

*

Suudi Arabistan ile enerji anlaşmasının görüşüldüğü Genel Kurulda toplantı yeter sayısı bulunamadı. İYİ Parti’nin “sahte imza ile yoklama pusulası” itirazı sonrası yapılan tek tek yoklamada, AK Parti adına verilen 79 pusulaya karşılık salonda yalnızca 4 AK Partili milletvekilinin bulunduğu belirtildi.

19/06/2026 00:30

KAYNAK: KARAR

*

D-8’in 29. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Saadet Partisi tarafından düzenlenen program, verilen siyasi mesajların yanı sıra tören sonrası çekilen hatıra fotoğrafıyla da dikkat çekti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, DEVA Partisi lideri Babacan, Saadet Partisi lideri Arıkan ve Yeniden Refah Partisi lideri Erbakan’ın aynı karede yer aldığı fotoğraf, günün en çok konuşulan görüntülerinden biri oldu.

18/06/2026 22:55

KAYNAK: KARAR

*

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Parti içinde yaşanan süreçlerin CHP’ye zarar verdiğini savunan Tugay, “Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak, halkımızın hakları ve refahı için çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı olduğuna yürekten inanıyorum. Ancak ‘Mutlak Butlan CHP’si’ bu mücadelenin çatısı değildir” ifadelerini kullandı.

18/06/2026 21:27

KAYNAK: KARAR

*

TBMM'ye CHP lideri Özgür Özel ve 11 milletvekili hakkında 14 dokunulmazlık dosyası sunuldu; dosyalar Karma Komisyon’a sevk edildi.

18/06/2026 18:39

KAYNAK: Anadolu Ajansı (AA)

*

Avrupa Parlamentosu (AP) mutad raporunu önceki gün kabul etti. Türkiye’ye özellikle hukuk sahasında çok ağır eleştiriler var. Adalet Bakanı Akın Gürlek’i “insan haklarının ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu” ve “devletin baskı aygıtlarının kilit aktörlerinden biri” olarak niteliyor, yaptırım uygulanmasını istiyor.

Rapor AP’de 107’ye karşı 381 oyla kabul edildi; 171 parlamenter çekimser.

Taha Akyol,  Erdoğan ve Avrupa, KARAR, 19/06/2026 00:01

*

Aslında sorun Cumhurbaşkanı’nın hem krallarda bulunmayan yetkilerle donatılmış olmasında hem de bir partinin genel başkanı olmasında yatıyor.

Görüldüğü kadarıyla bunu değiştirmek de henüz Erdoğan’ın gündemine girmedi.

Ak Parti kulislerinde Berat’ın ya da Bilâl’in “ikame güç” olarak devreye sokulması teklifi sistemin patlak verdiğinin itiraf edilmesidir. Bu bir cesarettir. Şamil Tayyar’ın mesajı okuduğunda Cumhurbaşkanlığı katında ya da Ailede neler olduğunu merak etmekte mazurum.

Mücahit Birinci zaviyesinden bakıldığında o dünyalarda bir yerde “Gölgesi yeter!” gibi bir duygudan yola çıkıldığı anlaşılıyor. “Kutlulaştırma” sadece tasavvuf dünyasında cari değil ki…

Ahmet Taşgetiren, “Gölgesi yeter!”, KARAR, 19/06/2026 00:01

*

Ülkede ekonomiden hukuka, eğitimden dış politikaya kadar hemen her alanda işlerin iyi gitmediği, belli bir imtiyazlı sınıf dışında bütün toplum kesimleri tarafından ittifakla kabul edilen bir gerçek.

Çarşıda, pazarda, markette fiyatların adeta füze gibi yükseldiği bir ortamda, emeklilerin, asgari ücretlilerin ve bütün dar gelir gruplarının feryatları dinmek bilmiyor.

Dolayısıyla böyle bir Türkiye fotoğrafında, sessiz milyonların erken seçim beklentileri de artıyor. Tabiatı gereği, genel olarak iktidarlar erken seçim taleplerine çok sıcak bakmazlar. Doğal olarak AK Parti iktidarı da erken seçim yapmak niyetinde değil. Ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez aday olabilmesi için, 2027’de erken seçim yapmak gibi bir zorunluluğu var, aksi taktirde aday olamıyor.

Mehmet Ocaktan, Erken ya da öne alınmış seçim tiyatrosu, KARAR, 19/06/2026 00:01

*

Eğitimde durum iyi değil. Kültürde iyi olmadığımızı zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan da itiraf ediyor. Kültürle ilgilenen bir bakanımız bile yok.

İktidar kendi onardığı ekonomiyi kendi beceriksizliğiyle fena halde bozdu. Paradan kendi eliyle kaldırdığı sıfırlar geri gelmeye başladı.

İnsanlar zihinlerindeki fiyat kavramını kaybetti. Her şeyin fiyatı her şey olabilir.

Gelir dağılımının gidişatı da zenginler lehine saptı. Yerli ve milli Robin Hood’larımız fakirden alıp zengine veriyor.

Bir büyüme rakamımız var, bombeli büyüyoruz, zenginlerin bulunduğu taraf boyuna şişiyor. Dolar milyonerlerinin sayısı dünyada yüzde 1,2 oranında artarken bizde yüzde 8,4 oranında arttı, dünya ortalamasından 7 kat fazla. Gerçi dolar enflasyonu ve doların hususi gayretle yerinde saydırılması hesaba dahil edildiğinde büyüme rakamı düşüyor.

Yolsuzluk endeksinde muasır medeniyet seviyesinin üzerinde olduğumuz kesinleşti. 124. Sıradayız. Fakat yolsuzluk artık ülkemizde sorun sayılmıyor. Milletçe yolsuzluğa karşı ‘sürü bağışıklığı’ kazandık. Hele de yolsuzluğu iktidar yapıyorsa. Yargı sisteminin iktidarın yaptığı yolsuzluklarla ilgilenmesi gerekmiyor. Muhaliflerin veya yolsuzluk yapmaya mezun olmayanların yaptığı ya da yapmadığı yolsuzluklarla ilgilenmesi yeterli oluyor.

Yusuf Ziya Cömert, Akrabadan biri ama hangisi?, KARAR, 19/06/2026 00:01

*

Aklıma başka bir Nobelli iktisatçının, Milton Friedman’ın sözü geliyor: “Bizim hükümete Büyük Sahra’nın yönetimini verseler, beş yıla kalmaz kum kıtlığı başlar.”

Aklınıza bir soru takılmış olabilir. Sen arz, talep falan diyorsun ama Bodrum’da lahmacun beş bin liraya satılıyor (Yoksa üç bin miydi?). İstanbul Hava Limanı’nda (İGA’da) bir tost, bir ayran kaç Euro sen biliyor musun? Hani neyin eğrisi? Haklısınız. Ama ben de haklıyım. Düşünün, üç bine lahmacun satan lahmacuncunun hemen yanına, “Fırsat bu fırsat!” diye aynı lahmacunu iki bine satan bir lahmacuncu niye gelmez, niye gelemez? Veya İGA’da bilmem 50 Euro’ya tost satan işletmenin yanı başında aynı tostu 25 Euro’ya satan bir dükkân niye açılmaz?

Eh, benden bu kadar. Niye gelmez ile niye açılmaz sorularının cevabını da varın siz bulun.

İskender Öksüz, Buna tavuklar güler, KARAR, 19/06/2026 00:01

*