17 Haziran 2026 Çarşamba

Rabbani'nin mektupları- 107

 İmam-ı Rabbani (k.s.) tarafından talebesi Muhammed Sadık Keşmirî’ye hitaben yazılan 107. Mektup, kendisine yöneltilen üç temel soruya verilen cevaplar ile tasavvufi/itikadi marifetleri barındırmaktadır. Metnin sistematik özeti şu şekildedir:

1. Giriş ve Soru Sahibine Uyarı

İmam-ı Rabbani, mektubuna soru sahibinin üslubundaki taassup ve inat kokusuna dikkat çekerek başlar. Cevap vermenin normalde yerinde olmadığını fakat hem soru sahibine hem de başkalarına fayda sağlayabileceği umuduyla (tenezzül kabilinden) bu cevapları yazdığını belirtir.

2. Birinci Soruya Cevap: Keramet ve Harika Hallerin Azalması

  • Soru: Geçmiş evliyada keramet ve olağanüstü haller çokken, şimdiki zamanın büyüklerinde neden bu durum azdır?
  • Cevap ve Analiz:
    • Keramet, veli olmanın bir şartı veya rüknü değildir (Peygamberlerdeki mucize gibi zorunlu değildir).
    • Kerametin çokluğu, o zatın Allah katında daha faziletli olduğunun delili olamaz. Fazilet, Allah'a yakınlık derecesiyle ölçülür. Çok yakın olan bir veliden az, daha uzak olan birinden ise daha çok keramet zuhur edebilir.
    • Sahabeden (en faziletli nesil) zuhur eden kerametler, sonraki bazı velilerden zuhur edenlerin yüzde biri bile değildir; ancak hiçbir veli en alt derecedeki bir sahabeye bile yetişemez.
    • Geçmişin en büyük velilerinden (örneğin Cüneyd-i Bağdadi) bile ömürleri boyunca çok az keramet nakledilmiştir. Harika hallere gereğinden fazla takılmak, kısır görüşlülüğün bir işaretidir.

3. İkinci Soruya Cevap: Keşif ve İlhamlarda Şeytanın Etkisi ile Yanılgılar

  • Soru: Sadık taliplerin keşiflerine şeytan müdahale edebilir mi? Ediyorsa nasıl ayırt edilir? Etmiyorsa ilhamlardaki yanılmaların sebebi nedir?
  • Cevap ve Analiz:
    • Hiç kimse şeytanın müdahalesinden tamamen korunmuş değildir. Peygamberlerde bile (ayetle düzeltilmek kaydıyla) bu durum tasavvur edilmişken, evliyada ve taliplerde haydi haydi mümkündür.
    • Peygamberler şeytanın müdahalesine karşı vahiyle uyarılır ve hakkı batıldan ayırır. Veliler ise doğrudan uyarılmasalar da peygambere tabi oldukları için, şeriata aykırı bir keşif gördüklerinde onun batıl olduğunu anlar ve reddederler. Şeriatın sessiz kaldığı konularda ise hakkı batıldan ayırmak zordur ve ilham zanna dayalıdır; ancak bu durum velayete gölge düşürmez.
    • Keşifteki her yanlışlık şeytandan kaynaklanmaz; çok defa kişinin kendi hayal gücünün (kuvve-i muhayyile) yanlış yönlendirmesiyle oluşur.
    • Hz. Peygamber’i rüyada görüp de vakıaya uymayan bilgiler almak da şeytandan değil, kişinin kendi hayal gücünün tasarrufundandır. Çünkü şeytan, Peygamberimiz'in suretine giremez.

4. Üçüncü Soruya Cevap: Keramet ile İstidracın Ayırt Edilmesi

  • Soru: Yeni başlayan bir talip, bir zatın gösterdiği olağanüstü halin keramet (velilik) mi yoksa istidraç (yalancı mukallid/kâfirin oyunu) mu olduğunu ilk bakışta nasıl anlar?
  • Cevap ve Analiz:
    • Yeni başlayan bir talip için en büyük ölçü kendi sağlam vicdanı ve kalbidir.
    • Eğer o zatın sohbetinde talibin kalbi Allah’a meylediyor, cezbeleniyor ve kendi özünde Hakk'ın varlığını buluyorsa o zat keramet sahibi bir velidir.
    • Eğer bunun aksi yaşanıyor veya kalpte hiçbir tesir oluşmuyorsa, o kişi istidraç sahibi yalancı bir müddeidir ya da o meclistekiler kalbî marazlarından ötürü feyz alamayan avam takımıdır.

5. "Allah'ın Huyları ile Huylanmak" Kavramının Doğru Tefsiri

Mektubun bu bölümünde avamın yanlış anladığı "Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın" düsturu açıklanmaktadır. Avam bunu "ölüyü diriltmek, gaybı bilmek" sanarak dalalete düşmektedir. Hakiki manası ise Allah'ın sıfatlarının tecellileriyle uyuşmaktır:

  • Melik: Salikin kendi nefsine hükmedip onu alt etmesi ve kalplerde tesir bırakması.
  • Semi (İşiten): Salikin Hakk'ın kelamını ve hakikatlerini ruh kulağı ile dinleyip kabul etmesi.
  • Basir (Gören): Feraset nuruyla kendi nefsindeki ayıpları, başkalarındaki kemalatı görmesi; her an Allah'ın kendisini gördüğünü bilerek amel etmesi.
  • Muhyi (Dirilten): Unutulmuş veya terk edilmiş sünnetleri ihya etmesi.
  • Mümit (Öldüren): Bid'atlara engel olup onları ortadan kaldırması.
  • En Büyük Keramet: İlimler ve ilhama dayalı marifetlerdir. Tıpkı Kur'an mucizesinin kalıcı ve en büyük mucize olması gibi, şeriata tam olarak uyan bu ilimler en üstün harikalardır.

6. Sitem ve Sonuç

İmam-ı Rabbani, mektubun sonunda Muhammed Sadık Keşmirî’ye açık bir sitemde bulunur. Keşmirî’nin bir ay önce gördüğü rüyaların etkisiyle büyük bir ihlas, tövbe ve nedamet içinde olduğunu yazmasına rağmen, çok kısa sürede eski şüpheci ve bozuk haline geri döndüğünü belirtir. İlk başta sorulan soruların üslubunu ağır (sakil) bulduğunu, ancak bu vesileyle çok kıymetli hakikatlerin ve ilimlerin açığa çıkmasına vesile olduğu için sonucun hayırlı bittiğini ifade ederek mektubu hidayete tabi olanlara selamla bitirir.